Delayed reimplantation of an avulsed maxillary central stored in milk after 36 hours: A case report

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Diş Avülsiyonu ve Gecikmiş Reimplantasyonun Önemi
Diş avülsiyonu, bir dişin soketinden tamamen ayrılması durumudur ve özellikle trafik kazaları, düşmeler ve spor yaralanmaları sonucunda sıkça karşılaşılan bir dental travmadır. Bu tür vakalarda genellikle maksiller anterior dişler etkilenmekte; artmış overjet ve yetersiz dudak kapanışı gibi faktörler riski artırmaktadır. Avülsiyon sadece fonksiyon kaybına değil, aynı zamanda bireyin yaşam kalitesini düşüren sosyal rahatsızlıklara ve özgüven eksikliğine de yol açmaktadır.
Kalıcı bir dişin avülsiyonu durumunda ideal tedavi, dişin derhal soketine geri yerleştirilmesi yani reimplantasyon işlemidir. Ancak kaza anındaki eşlik eden yaralanmalar veya ilk yardım konusundaki bilgi eksikliği nedeniyle anında müdahale her zaman mümkün olmayabilir. Bu olgu sunumunda, travmadan 36 saat sonra kliniğe başvuran bir hastada, soğuk sütte muhafaza edilmiş üst orta kesici dişin gecikmiş reimplantasyon süreci ve takibi ele alınmaktadır.
Olgu Sunumu: 36 Saatlik Gecikme ve Klinik Yaklaşım
22 yaşındaki kadın hasta, bir kaza sonucu sağ üst orta kesici dişini kaybetmesi şikayetiyle kliniğimize başvurmuştur. Hasta, dişini kaza yerinde bulamadığını ancak eve gidip kıyafetlerini değiştirirken kazağının içinde bulduğunu ve hemen soğuk süt içerisine yerleştirdiğini belirtmiştir. Yapılan genel tıbbi muayenede herhangi bir nörolojik hasar veya sistemik komplikasyon saptanmamıştır.
Klinik ve Radyografik Bulgular
Yapılan ağız içi ve ağız dışı muayenelerde şu bulgular tespit edilmiştir:
- Üst dudakta morluk, şişlik ve kanama mevcuttur.
- Maksiller sağ kalıcı santral kesici dişin avülsiyonu ve sol kalıcı santral kesici dişte dentin dokusunu içeren komplike olmayan kron kırığı gözlenmiştir.
- Komşu dişler vitalite testine pozitif yanıt vermiştir.
- Radyografik incelemede alveol kemiğinde veya komşu dişlerde herhangi bir kırık hattına rastlanmamıştır.
- Avülsiyon olan dişin kök yüzeyinin kirli ve nekrotik periodontal doku artıklarıyla kaplı olduğu, kök ucunun (apeks) ise tamamen kapalı olduğu görülmüştür.
Tedavi Protokolü ve Uygulama
Ekstra-oral sürenin 2 saati aşması nedeniyle, kök kanal tedavisinin ağız dışında tamamlanmasına karar verilmiştir. Tedavi süreci şu adımlarla gerçekleştirilmiştir:
- Kök Yüzeyi Hazırlığı: Diş serum fizyolojik ile yıkanmış ve nekrotik dokular temizlenmiştir.
- Endodontik Tedavi: Kök kanalı genişletilmiş, temizlenmiş ve Guta-Percha ile doldurulmuştur. Giriş kavitesi cam iyonomer siman ile restore edilmiştir.
- Soket Hazırlığı: Lokal anestezi altında soket içindeki koagulum ve granülasyon dokuları temizlenmiş, serum fizyolojik ile irrige edilmiştir.
- Reimplantasyon ve Splintleme: Diş hafif dijital basınçla yerine yerleştirilmiş ve kaninden kanine kadar paslanmaz çelik tel ve kompozit rezin ile 2 hafta süreyle splintlenmiştir.
| Uygulanan İlaçlar | Dozaj ve Süre |
|---|---|
| Amoksisilin/Klavulanat | 1 gr, günde 2 kez (5 gün) |
| İbuprofen | 400 mg, günde 3 kez (5 gün) |
| Klorheksidin Gargara | Günde 2 kez (2 hafta) |
| Tetanoz Aşısı | Rapel doz (Yönlendirme yapıldı) |
Takip Süreci ve Sonuçlar
Hastaya yumuşak diyet ve ağız hijyeni talimatları verilmiş, 2 hafta sonra splint çıkarılmıştır. 3 ve 6 aylık kontrollerde dişte mobilite, periodontal cep veya renk değişimi gibi klinik semptomlara rastlanmamıştır. 6. ayın sonunda yapılan incelemeler, dişin fonksiyonel ve estetik açıdan tatmin edici olduğunu, minimal rezorpsiyon belirtileriyle sağlıklı bir şekilde ağızda kaldığını göstermiştir.
Tartışma: Başarıyı Etkileyen Kritik Faktörler
Literatür verileri, reimplantasyon başarısının 15 dakikadan kısa süren ekstra-oral sürede en yüksek olduğunu göstermektedir. Süre 15 ile 60 dakika arasındaysa, dişin uygun bir depolama ortamında taşınması hayati önem taşır. Bu vakada kullanılan soğuk süt, periodontal hücrelerin korunmasında etkili olmuştur.
Gecikmiş reimplantasyon vakalarında uzun dönem prognoz belirsiz olsa da, bu teknik estetiğin korunması ve alveol kemik yüksekliğinin idame ettirilmesi açısından büyük avantaj sağlar. Dişin ağızda tutulması, ileride gerekebilecek kalıcı protetik restorasyonlar için uygun bir zemin hazırlar. Özellikle endodontik tedavinin titizlikle yapılması, kök rezorpsiyonu riskini minimize ederek dişin retansiyon şansını artırmaktadır.

