Çiftlerin sevme sanatı

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sevme Gücü: Kuvveden Fiile Bir Yolculuk
Birini sevmek, sevme gücünü kuvveden fiile çıkarıp yoğunlaştırmak anlamına gelir. Sevginin temelinde yatan onaylama, insana has tüm niteliklerin sevgiliye yöneltilmesidir. Bir kişinin kendi ailesi dışındaki yabancılara karşı hiçbir duygu beslememesi, aslında o kişideki sevme yetisinin yokluğunu gösterir.
Bencillik ve Kendini Sevme Arasındaki Keskin Ayrım
Toplumda sıkça karıştırılan bencillik ve kendini sevme kavramları, aslında birbirinin tam zıddıdır. Bencil kişi, sanılanın aksine kendisini sevmez; aksine kendinden nefret eder. Sevgi üretememesinin bir dışavurumu olan bu durum, kişiyi boşlukta ve huzursuz hissettirir. Bencil bireyler, kendilerine değer vermedikleri için mutsuz ve umutsuzdur.
Bencil kişilerin davranış kalıpları şu şekildedir:
- Bilinçdışı engeller koyarak ulaşamadığı doygunlukları öfkeyle yaşamdan koparmaya çalışır.
- Görünüşte kendisiyle fazla ilgilidir ancak bu, gerçek kimliğine ilgi göstermedeki başarısızlığının bir sonucudur.
- Kendini sevme yetisinden yoksun oldukları için başkalarını da sevemezler.
Özdeğer ve Yaradılıştaki Koşulsuz Sevgi
Erich Fromm’un "Sevme Sanatı" eserinde vurgulanan temel nokta, sevmenin sanatsal bir biçimi olarak özdeğerin fark edilmesi gerekliliğidir. İnsanoğlu, henüz kendisinden haberdar değilken ve bir şeyi arzulayamayacak durumdayken bile yaratıcısı tarafından koşulsuz sevilmiş ve bilinir kılınmıştır. Her ruh, yaratıcısının sıfatlarından izler taşır.
| Kavram | Açıklama |
|---|---|
| Varlık | Hatalarımıza ve noksanlıklarımıza rağmen var olmaya devam ederiz. |
| Döngü | Zaman, hayat ve ölüm mutlak değildir; her bitiş bir başlangıcı temsil eder. |
| Affetme | Canımız yansa da kendimizi affedebilme gücüne sahibiz. |
| Bağlanma | Eksikliklerimize rağmen anne ve babamız üzerinden yeniden sevmeyi deneyimleriz. |
Ebeveynlikte Sevgi Maskesi Altındaki Bencillik
Bir ebeveynin çocuğuyla aşırı ilgilenmesi, her zaman saf bir sevgi göstergesi olmayabilir. Bu durumun derinlerinde bazen bilinçsiz bir nefret yatabilir. Bencil bir ebeveyn, çocuğunun başarısını kendi başarısı gibi sahiplenerek onun iradesini elinden almaya çalışabilir.
Çocuk, ebeveyninin öfkesi ve reddedişi karşısında kendi benliği ile ebeveyni arasında seçim yapmaya zorlanır. Bu durum, çocukta ambivalans (ikircikli duygular) oluşmasına neden olur. Sonuç olarak çocuk, sürekli bir güven ve garanti arayışı içine girerken aslında kendi güvensizliğini ispatlar. Hakiki koşulsuz sevgiyi deneyimleyemez; çünkü sevginin her an kaybolacağı korkusu, nefret duygularını tetikleyerek tehdit edici bir hal alır.
İlişkilerde Ahenk ve Sevgi Üretimi
Çiftler arasındaki sevgi, tıpkı bir sanat eserinin ilhamla ortaya çıkışı gibi doğal bir üretim süreci olmalıdır. Sevgi üretimi durduğunda, yerini şartlara, koşullara ve karşılık bekleme durumuna bırakır. Karşılık beklentisi arttıkça hayal kırıklığı ve inatlaşma baş gösterir. Bu durum, en küçük sorunların bile büyütülerek ilişkinin güzelliklerini yok etmesine yol açar.
Hayat orkestrasında her birey farklı bir enstrüman çalar. İlişkilerde uyumu yakalamak için şu noktalara dikkat edilmelidir:
- Kendi enstrümanınızı bırakıp partnerinizin rolünü çalmaya kalkışmayın; bu durum notaların ahengini bozar.
- Roller karıştığında sesler tizleşir ve ilişki dinlendirici olmaktan çıkıp yorucu bir hal alır.
- Oksitosin ve dopamin hormonlarını tetiklemek için kendinize ve partnerinize cesaret verici telkinlerde bulunun.
- Hatalı davranışlara rağmen duygularınızı regüle ederek özşefkat ile yaklaşmayı öğrenin.
Sevgi üretmeyi bilen insan, kaybetmekten veya yalnız kalmaktan korkmaz. Çünkü sevgi, bir tasarruf nesnesi değil, paylaştıkça çoğalan bir üretimdir.
Kaynak: Erich Fromm - "Sevme Sanatı" Düzenleyen: Aile ve Çift Terapisti Vildan Ayyüzlü



