Doktorsitesi.com

BÖLGESEL AŞIRI TERLEME KADERİNİZ DEĞİL

Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar
Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar
2 Eylül 2021260 görüntülenme
Randevu Al
BÖLGESEL AŞIRI TERLEME KADERİNİZ DEĞİL
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Medicana International Samsun Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. H. Ulaş Çınar, bölgesel aşırı terlemenin toplumda özellikle sosyal alanda kişiyi olumsuz etkileyen bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekiyor. Dr. Çınar, günlük yaşamı kısıtlayan bu durumun tanı kriterleri ve modern tedavi yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler sunuyor.

Normal Terleme (Hidrozis) ve Aşırı Terleme (Hiperhidrozis) Arasındaki Farklar

Normal terleme, çevre sıcaklığına veya duygusal etkenlere karşı vücudun serinletilmesini sağlayan fizyolojik bir cevaptır. Beyindeki özel bölgelerin ter bezlerini uyarmasıyla oluşan bu süreçte, terleme miktarı genellikle 1ml/m2’den daha azdır.

Aşırı terleme (hiperhidrozis) ise sempatik sinir sisteminin ter bezlerini fizyolojik ihtiyacın ötesinde uyarması sonucu oluşur. İrade dışı çalışan bu mekanizma nedeniyle, ciddi hiperhidrozis hastalarında ter üretimi 40 ml/m2 miktarını aşabilmektedir.

Aşırı Terleme Tanısı ve Şiddet Skalası

Pratikte terleme miktarını ölçen testler bulunsa da tanı genellikle hastanın şikayetleri ve uzman doktorun gözlemiyle konulur. Hastalığın derecesini belirlemek için aşağıdaki hiperhidrozis skalası kullanılmaktadır:

  1. Hafif Terleme: Belirgin değildir, günlük yaşantıyı etkilemez.
  2. Orta Derecede Terleme: Tolere edilebilir ancak günlük yaşantıyı etkiler.
  3. Şiddetli Terleme: Kısmen tolere edilebilir, günlük yaşantıyı sıklıkla kısıtlar.
  4. Çok Şiddetli Terleme: Tolere edilemez, günlük yaşantıyı daima olumsuz etkiler.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Aşırı terleme kişinin psikolojik durumunu, sosyal ilişkilerini ve profesyonel aktivitelerini engelliyorsa mutlaka tedavi edilmelidir. Özellikle tokalaşmaktan çekinme, kalem tutamama veya el aletlerini kullanamama gibi durumlar cerrahi ya da medikal müdahale gerekliliğini gösterir.

Terleme Çeşitleri: Lokal ve Yaygın Terleme

Terleme, anatomik dağılımına göre iki ana gruba ayrılmaktadır. Bu ayrım, doğru tedavi planının oluşturulması için kritik öneme sahiptir.

1. Lokal (Primer) Aşırı Terleme

Nedeni bilinmeyen (idyopatik) bu tür; genellikle koltuk altı, avuç içi, ayak tabanı ve baş-boyun bölgesinde görülür. Nüfusun yaklaşık %3’ünde rastlanan bu durum, çocukluk veya ergenlik döneminde başlar. Stres anında şiddetlenebildiği gibi, hiçbir tetikleyici olmadan da gerçekleşebilir.

2. Yaygın (Sekonder) Aşırı Terleme

Belli bir nedene bağlı olarak gelişen ve tüm vücudu etkileyen terleme türüdür. Genellikle erişkinlerde görülür ve hasta uyurken de devam edebilir. Yaygın aşırı terlemenin temel nedenleri şunlardır:

  • Enfeksiyonlar ve kronik hastalıklar (Tüberküloz vb.)
  • Endokrin bozukluklar (Hipertiroidizm, diyabet, menopoz, hamilelik)
  • Nörolojik bozukluklar (Parkinsonizm)
  • Malignensiler (Hodgkin hastalığı vb.)
  • İlaç kullanımı (Antidepresanlar) ve zehirlenmeler
  • Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı
  • BMI değeri 28’in üzerinde olan kilolu hastalar

Bölgesel Aşırı Terleme Tedavi Yöntemleri

Bölgesel terlemede hastanın durumuna göre farklı tedavi seçenekleri değerlendirilir:

YöntemÖzellikleriEtki Süresi
Harici İlaçlarAlüminyum klorid içerikli kremler.Günlük
İontoforezElektriksel uyarı yöntemi.1-2 Hafta
Botox EnjeksiyonuTerleyen bölgeye deri altı enjeksiyon.Yaklaşık 6 Ay
Ağızdan İlaçlarAntikolinerjik ve beta blokerler.Yan etkiler nedeniyle sınırlı

Kalıcı Çözüm: Cerrahi Tedavi (ETS)

Kişinin sosyal ve mesleki hayatını ciddi oranda etkileyen vakalarda en kesin çözüm ETS (Endoskopik Torasik Sempatektomi) ameliyatıdır. Bu yöntem, ter bezlerini uyaran sempatik sinirlerin cerrahi olarak müdahale edilmesini hedefler.

  • Uygulama: Genel anestezi altında, kapalı ameliyat (VATS) yöntemiyle yapılır.
  • Teknik: 0,5-1 cm’lik küçük kesilerle girilerek sinir kesilir, yakılır veya klipslenir.
  • Başarı Oranı: Lokal terlemede tam tedavi oranı %100, hasta memnuniyeti ise %98,5 seviyesindedir.
  • Riskler: Kanama ve enfeksiyon gibi genel cerrahi riskler çok düşük oranda görülebilir.

Ameliyat sonrası terlemenin tekrarlama oranı (rekürrens) sadece %1 civarındadır. Tedavide temel amaç, deneyimli bir Göğüs Cerrahı tarafından, hastanın sağlıklı bireylerdeki normal terleme düzeyine kavuşturulmasıdır.

Etiketler

Göğüs cerrahıAşırı terlemeantikolinerjik ilaçlarbeta blokerleraşiri terleme

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar

Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar

Doç. Dr. Hüseyin Ulaş ÇINAR, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 2004 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Merkezi'nde yapmış ve 2012 yılında Göğüs Cerrahisi Uzmanı olmuştur. 

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.