Doktorsitesi.com

Astım ve gebelik!

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
Prof. Dr. Cengiz Kırmaz
4 Temmuz 20121065 görüntülenme
Randevu Al
  • Gebelikte astım seyri '1/3 kuralı' ile açıklanmakta olup, hastaların bir kısmında semptomlar iyileşirken bir kısmında kötüleşme veya durağanlık gözlenmektedir.
  • Kontrolsüz astım; gestasyonel hipertansiyon, düşük doğum ağırlığı ve sezaryen gerekliliği gibi ciddi maternal ve fetal riskleri beraberinde getirmektedir.
  • İnhale steroidler ve kısa etkili beta-2 agonistler gebelikte güvenli kabul edilmekte olup, ilaçların düzenli kullanımı kontrolsüz astımın risklerini önlemek için esastır.
Astım ve gebelik!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gebelikte Astım ve Alerjik Astım: Genel Bir Bakış

Günümüzde astım ve özellikle alerjik astım görülme sıklığı dünya genelinde giderek artmaktadır. Birçok etiyolojik faktöre bağlı olarak gelişebilen bu hastalık, gebelik gibi geçici fizyolojik değişim süreçlerinden önemli ölçüde etkilenmektedir. Araştırmalar, bu önemli sağlık probleminin gebelerin %3.4 ile %12.4'ünde görüldüğünü ortaya koymaktadır. Gebe kadınlarda hastalığın takibi ve yönetimi için uluslararası düzeyde birçok uzlaşı raporu yayınlanmıştır.

Gebelik Süreci Astımı Nasıl Etkiler?

Geçmişte yapılan kohort ve prospektif çalışmalar, gebelikte astımın seyrini "1/3 kuralı" ile açıklamaktadır. Bu kurala göre, astım hastası gebelerin:

  • 1/3'ünde hastalık seyri değişmemekte,
  • 1/3'ünde semptomlar kötüleşmekte,
  • 1/3'ünde ise klinik tabloda iyileşme gözlenmektedir.

Özellikle ağır astımlı gebelerin %52-65'inde hastalık kötüleşirken, hafif vakalarda bu oran sadece %8-13 civarındadır. Astım alevlenmeleri genellikle gebeliğin 24. ve 36. haftaları arasında yoğunlaşmaktadır. Alevlenmelerden sorumlu temel etkenlerin başında %34 ile viral solunum yolu enfeksiyonları gelirken, bunu %29 ile inhale steroid tedavisine uyumsuzluk takip etmektedir.

Gebelikte Astımı Etkileyen Fizyolojik Faktörler

Gebelik döneminde vücutta meydana gelen değişimler, astım mekanizması üzerinde doğrudan etkili olabilmektedir. Bu faktörler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Fizyolojik FaktörAstım Üzerindeki Olası Etkisi
Serbest Kortizol Artışıİnflamatuvar tetiklenmelere karşı koruyucu etki yapabilir.
Bronkodilatatör Artışı (Progesteron)Havayolu cevaplarında düzelme sağlayabilir.
Bronkokonstrüktör Artışı (Prostaglandin F2-alfa)Havayolu duyarlılığını artırabilir.
Plasental 11 Beta Hidroksisteroid DehidrogenazAzalan aktivite, kortizolü artırarak düşük doğum ağırlığına yol açabilir.
İnflamatuvar Sitokin EkspresyonuDüşük doğum ağırlığı riskini tetikleyebilir.
İmmiün Sistem ModifikasyonuEnfeksiyon ve inflamasyona verilen maternal cevabı etkiler.

Astımın Gebelik Üzerindeki Etkileri ve Riskler

Kontrolsüz ve uygun tedavi almayan astımlı gebelerde çeşitli komplikasyonlar gelişebilmektedir. Özellikle gebelik öncesi kötü kontrol edilen astım, gestasyonel hipertansiyon riskini artırmaktadır. Yapılan çalışmalar, inhale steroid kullanmayan gebelerin düşük doğum ağırlıklı bebek sahibi olma riskinin (rölatif risk 1.55) daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Astım alevlenmesi yaşayan gebelerde, alevlenme yaşamayanlara oranla düşük doğum ağırlığı riski artış göstermektedir. Ayrıca, astım semptomları belirgin olan veya hava akımı hızı düşük olan gebelerde gestasyonel hipertansiyon ve sezaryen gerekliliği daha sık rapor edilmiştir. Buna karşın, düzenli inhale steroid kullanımının fetal gelişim üzerinde olumlu etkileri olduğu saptanmıştır.

Gebelikte Astıma Yaklaşım ve Tedavi Prensipleri

Gebelikte astım tedavi prensipleri, genel hasta popülasyonu ile büyük ölçüde benzerlik gösterir. Ancak, hem maternal hem de fetal problemleri minimize etmek adına erken müdahale ve sıkı takip esastır. Antenatal değerlendirmeler; astım ağırlığı, intrauterin gelişme geriliği ve pre-eklampsi riski baz alınarak (fetal ultrasonografi ve non-stres test ile) planlanmalıdır.

Akut Astımlı Gebelerde Acil Yaklaşım Protokolü

Akut bir atak durumunda aşağıdaki önlemler titizlikle uygulanmalıdır:

  1. Oksijen saturasyonu %95’in üzerinde tutulmalıdır.
  2. PaCO2 değeri 40 mmHg altında muhafaza edilmelidir.
  3. Anne, sol yan pozisyonda yatırılmalıdır.
  4. Oral sıvı alımı yetersizse, 125 ml/saat hızında IV sıvı desteği sağlanmalıdır.
  5. Hipotansiyondan kaçınılmalı; adrenalin sadece anafilaksi durumunda kullanılmalıdır.
  6. Gerekli hallerde, ödem riski göz önüne alınarak uzman eşliğinde entübasyon yapılmalıdır.

Hasta Eğitimi ve Çevresel Faktörler

Astımlı gebelere hastalığın temel mekanizmaları, tetikleyiciler, ilaç kullanım teknikleri ve kişisel davranış modelleri hakkında kapsamlı eğitim verilmelidir. Özellikle alerjenler gibi çevresel faktörler konusunda hem hekim hem de hasta yüksek farkındalığa sahip olmalıdır.

Farmakolojik Tedavi ve İlaç Güvenliği

Birçok gebe, yan etki endişesiyle ilaç kullanımını azaltma eğilimindedir. Ancak araştırmalar; inhale steroidlerin, teofilinin ve kısa etkili beta-2 agonistlerin fetal malformasyon veya erken doğum riskini artırmadığını kanıtlamıştır. Kontrolsüz astımın yarattığı riskler, ilaçların potansiyel yan etkilerinden çok daha ciddidir.

  • Kortikosteroidler: İnhale steroidler gebelikte en güvenli ve temel tedavi aracıdır. Oral kortikosteroidler (özellikle ilk trimesterde) bazı riskler taşısa da, ağır vakalarda hayat kurtarıcıdır. Prednison, plasentada %90 oranında inaktive edildiği için fetal açıdan tercih edilebilir.
  • Beta-2 Agonistler: Kısa etkililer güvenli kabul edilir. Uzun etkili beta-2 agonistlerin ise kortikosteroidlerle kombine kullanımı önerilmektedir.
  • Diğer İlaçlar: Kromolin sodyum güvenli kabul edilirken, lökotrien antagonistleri hakkında veriler sınırlıdır ancak mevcut çalışmalar fetal malformasyon gözlemlememiştir.

Sonuç olarak, gebelikte iyi bir astım kontrolü sağlamak, düzenli ilaç kullanımı ve hasta uyumu ile mümkündür. Bu yaklaşım, hem annenin hem de bebeğin sağlığını korumanın en etkili yoludur.

Sağlıklı günler dileğiyle…
Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

Prof. Dr. Cengiz Kırmaz

1969 İzmir doğumludur. İlköğrenimi ve lise öğrenimini İzmir’de tamamladı. 1992 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. 1992-1996 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. 1996-1999 yılları arasında aynı üniversitenin İç Hastalıkları Anabilim Dalı, İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı’ nda İmmünoloji ve Alerji uzmanlığı eğitimini tamamlayıp, bu bilim dalında 2002 yılına kadar uzman olarak çalıştı. 2002 yılında Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı’ nı kurmak üzere bu üniversiteye geçti. 2006 yılında Doçent, 2011 yılında profesör ünvanı aldı ve halen Celal Bayar Üniversitesi İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi olarak çalışmakta, öğrenci derslerine girmekte, tıbbi araştırmalar yapmaktadır.

Şu

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.