Doktorsitesi.com

Alerjide aşı tedavisi (immünoterapi) iğne ve damla aşılar

Op. Dr. Mustafa Üzeyir
Op. Dr. Mustafa Üzeyir
25 Kasım 2014721 görüntülenme
Randevu Al
Alerjide aşı tedavisi (immünoterapi) iğne ve damla aşılar
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Alerji Aşısı (İmmünoterapi) Nedir?

Alerji aşısı (immünoterapi), testlerle tespit edilmiş olan alerjen maddelerin vücuda düşük dozlardan başlanarak artan miktarlarda verilmesi işlemidir. Bu tedavi yöntemi, vücudun ilgili maddelere karşı gösterdiği reaksiyonu ve hassasiyeti azaltmayı hedefler. Temel amaç, bağışıklık sistemini alerjene alıştırarak alerjik belirtileri kontrol altına almaktır.

İmmünoterapi Uygulama Yöntemleri

İmmünoterapi günümüzde iki farklı yöntemle uygulanabilmektedir. Geleneksel yöntem olan cilt altına enjeksiyon şeklinde yapılan aşıların yanı sıra, son yıllarda ağıza damla (oral) yoluyla yapılan uygulamalar da geliştirilmiştir.

Cilt altına yapılan tedavilerin, olası yan etkilerden korunmak amacıyla her seferinde aynı sağlık kuruluşunda yapılması zorunluluğu hasta için bir güçlük oluşturabilmektedir. Bu nedenle, özellikle çocuk hastalarda kullanım kolaylığı sağlayan oral aşılar daha sık tercih edilmektedir. Ağıza damlatılan bu aşılar, doktor tarafından belirlenen dozlarla ev ortamında hasta tarafından uygulanabilmektedir.

Tedavi Süreci ve Takvimi

Başarılı bir immünoterapi süreci için hasta uyumu kritik bir öneme sahiptir. Tedavi uzun soluklu bir süreci kapsar ve şu aşamalardan oluşur:

  • Başlangıç Dönemi: İlk 4-6 ay boyunca haftada bir kez aşı uygulanır.
  • İdame Dönemi: Başlangıç evresinden sonra 3-5 yıl boyunca, 3-4 hafta aralıklarla tedaviye devam edilir.
  • Kontrol Süreci: Tedavinin akışı ve sonlanma zamanı, doktor kontrolünde 6-12 aylık aralarla yapılan alerji testleri ile belirlenir.

Cilt altı aşı tedavisinde temel ilke, her enjeksiyon sonrası ciltteki tepkilerin değerlendirilmesi ve bir sonraki ideal dozun bu verilere göre belirlenmesidir.

Uygulama Sonrası Takip ve Güvenlik

Aşı uygulamalarında yan etki riskini minimize etmek için doz artırımı kademeli olarak yapılır. Enjeksiyon bölgesinde oluşan ve endürasyon olarak adlandırılan şişliklerin çapı dikkatle ölçülerek vücudun tepkisi analiz edilir. Beklenmedik aşırı tepkilerin anaflaktik reaksiyonlara yol açabileceği unutulmamalıdır. Bu risk nedeniyle hastalar, her aşı uygulamasından sonra 20-30 dakika boyunca tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.

Dikkat Edilmesi Gereken DurumlarAçıklama
Hastalık DurumuAteşli hastalık veya ek şikâyet varlığında aşı ertelenmelidir.
Fiziksel AktiviteAşıdan sonra 6-8 saat ağır egzersiz ve saunadan kaçınılmalıdır.
Alkol ve Madde KullanımıEnjeksiyondan en az 12 saat önce alkol alınmamalıdır.
Diğer AşılarViral veya bakteriyel aşılardan en az bir hafta sonra alerji aşısı yapılabilir.

Alerji Aşısının Yapılmaması Gereken Durumlar

Belirli sağlık koşullarına sahip bireylerde immünoterapi uygulanması riskli olabilir. Alerjik aşı tedavisinin kontrendike olduğu durumlar şunlardır:

  • Solunum yolu enfeksiyonları ve ciddi kronik/enflamatuvar hastalıklar.
  • İmmün patolojiler ve ciddi mental hastalıklar.
  • Göz ve akciğerlerin aktif tüberkülozu.
  • Gebelik süreci.
  • Beta-bloker tedavisi alanlar ve kardiyovasküler yetmezliği olanlar.

Tedavide Başarı ve Beklentiler

İmmünoterapi sürecinde şikâyetlerin hemen azalmaması beklenen bir durumdur; iyileşme genellikle tedavinin ilerleyen dönemlerinde gözlenir. Tedavinin başarısı için enjeksiyon randevularına sadık kalınması ve geç dönemde oluşan şişlik veya kızarıklıkların doktora detaylıca bildirilmesi elzemdir. Ayrıca, atopik egzama öyküsü olan hastalarda aşı sonrası alevlenmeler görülebileceği için bu durum mutlaka sorgulanmalıdır.

Etiketler

Alerjik aşı tedavisinin yapılmaması gereken durumlarAlerji aşısı (immünoterapi) nedirAlerji aşısı (immünoterapi) neden yapıırAlerji aşısı (immünoterapi) reaksiyon olursaAlerjide aşı tedavisi nedirAlerjide aşı tedavisi nasıl yapılır

Yazar Hakkında

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.