Doktorsitesi.com

Adet Döngüsü (Menstruel Siklu)

Op. Dr. Burçin Demirel
Op. Dr. Burçin Demirel
6 Nisan 20129170 görüntülenme
Randevu Al
  • Menstrüel siklus, menarş ile menopoz arasında beyin, yumurtalıklar ve rahim arasındaki hormonal etkileşimle gerçekleşen ve ortalama 28 gün süren üreme döngüsüdür.
  • Döngü; folikül gelişimi, yumurtlama, rahim duvarının gebeliğe hazırlanması ve gebelik oluşmazsa dokuların kanamayla atılması şeklinde dört ana evreden oluşur.
  • Hormonal değişimlerin yönettiği bu süreçte östrojen rahim duvarını kalınlaştırırken, progesteron dokuyu gebelik için stabilize eder ve döngü her adet kanamasının ilk günüyle yeniden başlar.
Adet Döngüsü  (Menstruel Siklu)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Menstrüel Siklus (Adet Döngüsü) Nedir?

Kadın hayatında ilk adetin görüldüğü menarş döneminden, adetlerin sona erdiği menopoz dönemine kadar devam eden sürece menstrüel siklus denir. Bu döngü; beyin, yumurtalıklar ve rahim arasındaki dinamik bir ilişkinin sonucudur. Her ay üreme görevini yerine getirmek üzere tekrarlanan bu süreç, bir adetin birinci gününden bir sonraki adetin birinci gününe kadar olan zamanı kapsar.

Adet Döngüsünün Temel Özellikleri

Sağlıklı bir menstrüel siklus belirli parametreler çerçevesinde gerçekleşir. Bu döngünün genel özellikleri şu şekildedir:

ÖzellikOrtalama Değer / Süre
Döngü Süresi28 gün (21-35 gün arası normal kabul edilir)
Adet Kanama Süresi3-4 gün (2-7 gün arası normal kabul edilir)
Kanama Miktarı20-80 ml arası

Kanama düzeni genellikle ilk bir iki gün az, sonraki bir iki gün yoğun ve ardından azalarak biten bir seyir izler.

Menstrüel Siklusun 4 Temel Dönemi

Menstrüel siklus, hormonal değişimlere ve rahim iç tabakasındaki farklılıklara göre dört ana evreye ayrılır.

1. Foliküler Dönem (Proliferatif Faz)

Döngünün ilk yarısını oluşturan bu evrede, beyindeki GNRH hormonunun etkisiyle hipofiz bezinden FSH (Folikül Uyarıcı Hormon) ve LH (Luteinize Edici Hormon) salgılanır. Bu hormonlar, yumurtalıkta olgun bir yumurtanın gelişeceği folikülün büyümesini sağlar.

Bu dönemde salgılanan östrojen hormonu, rahim iç duvarı olan endometriumun kalınlaşmasını sağlar; bu nedenle sürece proliferatif dönem de denir. Foliküler dönemin süresi sabit değildir ve bu süredeki değişimler toplam döngü süresini belirler. Östrojen seviyesi belirli bir düzeye ulaştığında LH hormonu pik yaparak en yüksek seviyesine ulaşır.

2. Ovulatuar Dönem (Yumurtlama)

Ovulatuar dönem, LH hormonunun tepe noktasına (LH piki) ulaşmasından yaklaşık 34-36 saat sonra gerçekleşir. Bu aşamada olgunlaşan folikül çatlayarak yumurtlama meydana gelir. Yumurtlamanın ardından LH seviyelerinde düşüş başlar.

3. Luteal Dönem (Sekretuar Faz)

Ovulasyon sonrası dönemde hakimiyet progesteron hormonuna geçerken, östrojen üretimi azalır. Progesteronun etkisiyle endometrium, olası bir gebeliğin yerleşmesi için hazırlanır. Foliküler dönemdeki kalınlaşma duraklar ve salgı bezleri gelişmeye başlar; bu sebeple bu evreye sekretuar faz adı verilir.

Luteal dönemin özellikleri şunlardır:

  • Süresi foliküler döneme göre daha sabittir ve yaklaşık 14 gün sürer.
  • Gebelik gerçekleşmezse luteal destek kesilir.
  • Östrojen, progesteron ve diğer hormon düzeylerinde ani düşüşler yaşanır.

4. Menstrüel Dönem

Hormonlardaki ani düşüş sonucunda endometrium dokusunun desteği ortadan kalkar. Kalınlaşan doku, kanama ile birlikte vücuttan dökülerek atılır. Menstürasyon (adet) olarak tanımlanan bu süreç 2-7 gün sürer. Kanamanın ilk günü, aynı zamanda yeni bir menstrüel siklusun başlangıcı olarak kabul edilir.

Yazar Hakkında

Op. Dr. Burçin Demirel

Op. Dr. Burçin Demirel

Op. Dr. Burçin DEMİREL, 1975 yılında İstanbul'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini başarıyla tamamlayarak 1999 yılında tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapmış ve Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı olmuştur.

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.