Yeni korona virus enfeksiyonu (covid-19)

Yeni korona virus enfeksiyonu (covid-19)

2020 yılı Ocak ayında Çin’in Wuhan kentinde yeni bir koronavirus salgını başladı. Bu enfeksiyon 2002 yılındaki SARS ve 2012 yılındaki MERS enfeksiyonlarının da etkeni olan korona virus ailesinden bir mikroorganizma. Bu enfeksiyon şu anda tüm dünyada 200'den fazla ülkeye yayıldı. Türkiye’nin komşuları olan İran, Irak, Bulgaristan ve Yunanistan'dan sonra en son Türkiye'de de bu enfeksiyon görüldü. 2002 yılındaki SARS enfeksiyonu 8096 kişide görülmüş ve 774 ölüm olmuştu, 10 yıl sonra MERS’de 2494 vaka içinde 858 ölüm vardı. Günümüzdeki Covid19’da ise 40.000.000’u aşkın hasta içinde, 1.100.000'in üstünde ölüm oldu. Önceki korona virus enfeksiyonlarında %10-37 gibi ölüm olmuşken, yeni korona virusta ölüm %2-3’lerdedir. Enfeksiyonun bulaştığı hasta sayısı, bunca tedbirlere rağmen öncekilerden çok daha yüksektir. Yani bulaşıcılığı yüksek ama ölüm riski daha düşük bir enfeksiyon ile karşı karşıyayız.

Hastaların %75'inde hiçbir semptom görülmezken, %20-25 gibi bir kısmında ateş, öksürük, solunum sıkıntısı, tat ve koku alamama, ishal, solunum sıkıntısı gibi şikayetler ortaya çıkmaktadır. Hastalığın tanısında olası vaka (temaslılar) ve kesin vaka (moleküler yöntemle doğrulanan) tanımları vardır. Olguların çoğu Çin, İtalya, ABD, Rusya ve Brezilya gibi ülkelerde görüldü. İleri yaşlarda (ortalama yaş 59), sigara içenlerde ek hastalığı olanlarda daha fazla ölümcül seyrediyor. Virus kolayca yayılıyor, insandan insana da geçiyor ve 2-14 günde (ortalama 5.2 gün) şikayetler ortaya çıkıyor. En belirgin şikayetler, ateş, halsizlik, öksürük ve nefes darlığı. Yaş ilerledikçe ağır enfeksiyon geçirme ve ölüm riski de artıyor. Hastaların %95-98 gibi büyük bir kısmı hiçbir tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşirken, %2-5 gibi küçük bir bölümü ileri derecede solunum sıkıntısı ve solunum desteği ihtiyacı nedeniyle yoğun bakıma yatırılmak zorunda kalınmaktadır. Bu ağır hastaların yaklaşık %70'i 80 yaşın üzerindeki kişilerdir, kalan %30 u ise KOAH, DM, kalp hastalığı, KT-RT almak, obesite vb gibi ek hastalığı olan ve vücut savunması düşmüş kişilerdir. 

Hasta kişilerin konuşması, öksürüğü veya hapşurması sırasında ortama saçılan küçük damlacıklardaki viral etkenler bulaşmayı sağladığı gibi, hastaların ellerinde veya vücut salgılarındaki etkenler de direk olarak yüzeylere ve oradan da insanlara bulaşabiliyor. Sağlık personelleri de bu konuda çok büyük risk altında ve sağlık personeli olmak enfeksiyon riskini yaklaşık 12-14 kat arttırmaktadır. 

Koronaviruslar pek çok hayvanda (deve, yarasa, koyun, yılan, kedi vb) görülebilen bir enfeksiyon etkeni olmakla birlikte insanda da enfeksiyon oluşturabilen 7 adet korona virus tipi vardır. İnsanda genelde hafif bir solunum yolu enfeksiyonu yaparken, MERS, SARS ve Covid-19 dediğimiz ve mutasyona uğrayarak hayvandan insana geçme özelliği kazanmış olan 3 yeni virus çok daha ağır enfeksiyon, solunum yetmezliği ve ölüme neden olabilmektedirler. Koronaviruslar nezle etkenleri içinde yaklaşık %10’u oluşturmaktadırlar.

Ekim 2020 itibariyle bu hastalıktan korunma ve tedavi konusunda elimizde önemli bilgi olmasına karşın, daha önceki salgınlardan da yola çıkarak genel olarak alınması gereken tedbirler ve korunma yöntemleri güncellenmiştir. Hastalık olan bölgelere seyahatin sınırlanması, hastaların izolasyonu ve sağlam kişilerle temasının kesilmesi, maske kullanmak ve sağlam kişilerin rutin hijyen tedbirlerini uygulaması bu konuda yapılması gerekenlerin başında yer alır.

Korunmak için yapılması gerekenler :

Hastalık belirtileri gösteren kişilerle aynı ortamda bulunmamak ve kalabalık yerlere girmemek,

Sosyal izolasyona dikkat etmek ve insanlara maskesiz 1m.'den fazla yaklaşmamak.

Sık sık el yıkamak veya el dezenfektanı kullanmak,

Ellerimizi ağız, burun, göz gibi mukozalara mümkün olduğu kadar az sürmek,

Vücut direncini düşürmemek için iyi uyumak, dinlenmek, düzenli egzersiz yapmak ve kuvvetli beslenmek.

Maske kullanımı hasta kişilerin çevredekilere bulaştırmasını önleme ve hasta olmayanların da korunması  açısından gerekir.

Hasta kişilerin tüm çıkartıları (sekresyonları, idrar, dışkı, elbiseleri, eşyaları) enfeksiyon bulaşmasına neden olabilir, temastan kaçınılmalı ve özel önlem alınmalı,

Sert yüzeyler (kapı kolu, merdiven kolları ve asansörler, lavabolar, masalar vb) dezenfektanlarla silinmeli.

Günümüzde en önemli korunma yöntemi maske, düzenli spor yapmak, iyi beslenmek, iyi uyumak, hijyen kurallarına uymak ve sosyal mesafeyi korumak olarak özetlenebilir. Korunma için uygulanan Karantina yöntemlerinin artık günümüzde bir etkisinin olmadığı, aksine insanlarda stres, korku ve panik hali yaratarak vücut savunma sistemlerini zayıflattığı konusunda yazılar vardır. 

Tedavide: 

Hastalığın %95-98 gibi bir kısmında hiçbir tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşme görülmektedir. %2-5 gibi az bir kısmında ise vücut savunmasını arttırmak için Çinko, D ve C vitamini desteği, hidroksi klorokin, deksametazon, antikoagülan, Antikor kokteyli gibi tedaviler yapılabilmekte, bazı antiviral ilaçlar (Remdesivir ve Favipiravir vb) kullanılabilmektedir. Hastalara destekleyici tedavi yapılabilir. Bunun için bol sıvı, ateş düşürücü, ağrı kesiciler ve öksürük ilaçları kullanılabilir. Ağır solunum yetmezliği yaptığında solunum destek cihazı gerekebilir. Bazı antiviral ilaçların etkili olabileceği konusunda yeni deneyimler vardır. Aşı konusunda da önemli çalışmalar var, ancak etkili olur mu, ne zaman kullanılmaya başlar bu konular çok belirsiz. Hastalık kısa süreli bir bağışıklık bırakabiliyor, o nedenle tedbirlerin hiç gevşetilmemesi ve tedavi – bağışıklama konusunda ciddi çalışmalar yapılması gerekiyor. Unutmayınız Korona enfeksiyonu tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Bu makale 23 Ekim 2020 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar
Prof. Dr. İrfan UÇGUN

Prof.Dr İrfan Uçgun,1967 yılında Eskişehir’de doğmuştur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı lisans eğitimini başarıyla tamamlayarak 1990 yılında Tıp Doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamlayıp 1997 yılında Göğüs Hastalıkları uzmanı olmuştur.

Prof.Dr İrfan Uçgun, Mesleki çalışmalarına Özel Muayenehanesi'nde devam etmektedir.

Etiketler
göğüs hastalıkları
Prof. Dr. İrfan UÇGUN
Prof. Dr. İrfan UÇGUN
Eskişehir - Göğüs Hastalıkları
Facebook Twitter Instagram Youtube