Besin alerjisi vücudun bağışıklık sisteminin besinler karşı verdiği anormal yanıttır. En sık çocukluk döneminde görülmekle birlikte hemen her yaşta görülebilir. Besin alerjileri çocukluk yıllarında daha çok karşımıza çıkmasına rağmen ileriki yıllarda ortaya çıkan besin alerjileri daha ciddi klinik tablolara yol açabilir. Besinlerin üretilmesi ve hazırlanmasında kullanılan katkı maddelerinin artmasına bağlı olarak besin ile ilgili şikayetler daha sık karşımıza çıkmaktadır.

Toplumda insanların en az %15-20’sinin alınan bir besinin alımından sonra gıdaya bağlı olarak şikayetlerin oluştuğu belirtilmektedir. Ancak gıda alerjilerinin sıklığı toplumların gıda alışkanlıklarına göre değişse de genelde çocuklarda %2-8 arasında yetişkinlerde % 1-2 civarındadır. Tüm nüfusta ise %2 oranında görülmektedir. Dünyada yapılan birçok çalışmada yıllar içerisinde besin alerjisinde artış olduğu görülmektedir.

YETİŞKİNLERDE BESİN ALERJİSİ Mİ BESİN İNTOLERANSI MI ?

Günlük hayatımızda aldığımız besinlerin neden olduğu her türlü olumsuz etkiyi besin alerjisi olarak tanımlamak sıklıkla yapılan hatalardan biridir. Besinleri alırken bizzat besinin kendisinin ya da besinlerle birlikte alınan başka etkenlerin, bağışıklık sistemimiz üzerinde etkisi olsun veya olmasın oluşturduğu tüm anormal tabloları besin reaksiyonları başlığı altında toplamak doğru olur.

Besin reaksiyonlarını iki gruba ayırabiliriz: Birinci grupta aldığımız besinin içeriğinin yapısal özelliklerine bağlı olarak bağışıklık sistemi üzerinde aşırı reaksiyona yol açmadan oluşturduğu, anormal yanıtların bulunduğu “besin (gıda) intoleransı” yer alır.

Besin intoleransı, bir gıda yada gıda bileşeni tarafından tetiklenen vücudun gösterdiği ters tepkidir. Örnek olarak laktoz intoleransı verilebilir. Bu tür reaksiyonlar laktoz içeren süt ve süt ürünleri alındığında bağışıklık sisteminin etkisinin olmadığı, laktozun vücutta parçalanamamasına bağlı olarak sindirilemeyen veya emilemeyen besin yada besin bileşenlerinden dolayı meydana gelmektedir.

Örneğin, laktoz intoleransına sahip kişilerin sütteki laktoz şekerini sindirecek laktaz enzimleri bulunmamaktadır. Laktoz intoleransı dünyadaki yetişkin insanların %50'sinde görülen ve en bilinen besin intoleransıdır.

Bazı kişiler de lezzet artırıcılar ( monosodyum glutamat ) veya koruyucular (sülfit) gibi katkı maddelerine karşı intoleransa sahiptirler. Besin intoleransı semptomları besin alerjisi ile karıştırılabilir. Bu nedenle bir besine gösterilen reaksiyonun nedenlerini belirlemek amacıyla bir alerji uzmanının değerlendirmesi önemlidir.

İkinci grup ise besinlerle birlikte aldığımızın alerjenlere karşı bağışıklık sistemi aracılığıyla ortaya çıkan aşırı duyarlılık reaksiyonlarının bulunduğu “besin alerjisi” yer alır. Bu aşırı duyarlılık reaksiyonları, bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan immünoglobulin E (IgE) moleküllerinin başrolünü oynadığı erken ortaya çıkan alerjik reaksiyonlar şeklinde veya bağışıklık sisteminde İmmunglobulin IgE moleküllerinin rol almadığı geç tip reaksiyonlar sonucunda ortaya çıkabilir. Ürtiker, anjiyoödem, anafilaksi, egzama, eosinofilik gastrit, kolit, enterokolit gibi hastalıkların hepsi besin alerjileri içinde yer alır.

Besin alerjisi, alınan besinin içinde yer alan alerjene karşı olarak bağışıklık sistemi tarafından oluşturulan aşırı yanıta bağlıdır. Örneğin süt aldıktan sonra vücutta kaşıntı kızarıklık göz kapağı dudakta şişlik sonrasında nefes darlığı, gibi şikayetler sütün içinde yer alan alerjenlere karşı IgE antikorlarının oluşmasına bağlı olarak gelişir. İnek sütüne alerji tanısı konulup daha ciddi reaksiyonlara yol açmadan tedavi edilmelidir.

Besin alerjileri ölümle sonuçlanabilecek reaksiyonlara yol açabileceği için besinlerin alımından sonra oluşan reaksiyonunun besin intoleransı mı yoksa besin alerjisi mi olduğunun ayırımı mutlaka alerji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

YETİŞKİNLERDE BESİN ( GIDA ) İNTOLERANSI BELİRTİLERİ NEDİR ?

Besin intoleransı yiyeceklere tahammülsüzlük modern dünyada yaygındır ve nüfusun % 15-20'sini etkilediğini gösteren çalışmalar vardır. Besin intoleransı bağışıklık sistemi üzerinden etkilerini göstermez. Gıda veya gıda bileşenlerinin yapısal özelliklerine, farmakolojik etkilerine, kimyasal yapılarına veya gıdaları parçalayan enzim eksikliklerine, enzim hatalarına yanıt olarak ortaya çıkabilir.

Gıda intoleransı olanların çoğunda sindirim sistemi ile ilgili şikayetler görülür. Fonksiyonel gastrointestinal bozuklukları olan hastalara en sık görülen irritabl bağırsak sendromunda (IBS) şikayetlerin % 50-84'ü gıda intoleransı ile ilişkili olduğunu görülmektedir.

Sindirim sistemi ile ilgili olarak artmış gaz, karın ağrısı, şişkinlik veya ishal gibi şikayetlere yol açar.

Migren, Baş ağrısı, Öksürük, Burun akması, Havada hissetmek gibi sindirim sistemi dışında şikayetlere de yol açabilir.

Gıda intoleransına yol açan en sık gıdalar içinde Buğday ekmeği , Lahana, Soğan, Bezelye / fasulye, Süt, Baharatlar, Yağ / kızarmış gıdalar ayrıca kahve gibi içecekler karşımıza çıkmaktadır.

Yetişkinlerde Gıda intoleransının nedenleri nelerdir ?

1.Gıdaları tamamen sindirmek için enzimler gereklidir. Sindirim sisteminde gıdaları parçalamak için salgılanan enzimlerden bazıları eksik veya yetersiz çalışıyorsa doğru sindirim olmaz.

Laktoz intoleransı olan insanlarda, süt şekerini (laktoz) daha küçük parçalara ayıran ve bağırsak yoluyla emilmesini sağlayan bir enzim olan laktaz yeterince bulunmamaktadır. Laktoz sindirim sisteminde kalırsa mide ağrısı, spazm, şişkinlik, ishal ve gaz gibi şikayetlerin oluşmasına yol açar.

Früktozu parçalayan enzimlerin eksikliğinde özellikle meyve veya meyve sularından sonra tekrarlayan karın ağrısı, bulantı, kusma ve kan şeker düşüklüğü gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

Tüm gıdaların sindirimi için bir enzim gerektirir. Früktoz intoleransı, laktoz intoleransı gibi enzim eksikliklerine bağlı şikayetleri besin alerji ile karışır. Enzim eksiklikleri gıda intoleransının bir nedenidir.

2.Gıdalar ve içeceklerin içinde yer alan kimyasal maddeler, bazı peynirlerde bulunan aminler ve kahve, çay ve çikolata bulunan kafein çeşitli şikayetleri yol açabilir. Bazı kimseler bu kimyasallara diğerlerinden daha duyarlıdır. Örneğin kahve içtiğinde çarpıntı atakları oluşabilir.

3.Gıdaların doğal yapıları içinde toksik etkiye sahip olan kimyasallara sahiptir ve bu da diyare, mide bulantısı ve kusmaya neden olur.

Az pişmiş fasulye, son derece hoş olmayan sindirim problemlerine neden olabilecek aflatoksinleri içerir. Tamamen pişmiş fasulye toksin içermez. Dolayısıyla bazen fasulye yediklerinde tepki verebilirler.

4.Düzgün depolanmamış olan balık gibi bazı gıdalar "çürüme ve bayatlaması" nedeniyle histamin birikimine neden olabilir. Gıdalar içinde biriken histamin cilt döküntüleri, karın krampları, ishal, kusma ve mide bulantısı yol açabilir. Genellikle belirtiler anaflaksiye benzer güçlü bir reaksiyona yol açar.

5.Bazı gıdaların içinde yer alan salisilat normal kişilerde soruna yol açmazken bazı salisilat duyarlı kişilerde tepki olarak vücutta kaşıntı kızarıklık kabarıklık nefes darlığı baş dönmesi gibi şikayetler oluşur. Salisilatlar, zararlı bakterilere, mantarlara, böceklere ve hastalıklara karşı savunma mekanizması olarak bitkilerde doğal olarak üretilen salisilik asit türevleridir.

Salisilatlar, meyve ve sebzelerin çoğunda, baharat, otlar, çay ve lezzet katkıları dahil çoğu bitki kaynaklı gıdada bulunur. Nane aroması, domates sosu, çilek ve narenciye özellikle yüksek seviyelerde salisilat içeriğine sahiptir. Tat katkılarıyla işlenmiş gıdalar genellikle yüksek düzeyde salisilatlarda içerirler.

6.Gıdaları içine konulan katkı maddelerine intolerans son otuz yılda giderek artan bir sorun haline geldi, çünkü giderek daha fazla sayıda gıda katkı maddeleri içeriyor.

Gıdaları içine konulan katkı maddeleri gıdaların tatlarını arttırmak, gıdaları çekici kılmak ve raf ömrünü uzatmak için kullanılır. Özellikle içlerinde nitritler, monosodyum glutamat, sülfitler, bazı renklendirici maddelerle reaksiyonlar tarif edilmiştir.

YETİŞKİNLERDE BESİN ( GIDA ) ALERJİSİNİN BELİRTİLERİ NEDİR ?

Besin alerjisi besinlerin alımından sonra bağışıklık sisteminin vermiş olduğu aşırı yanıta bağlı olarak ortaya çıkar. Besin alerjilerine bağlı şikayetler bağışıklık sistemi üzerinde IgE üzerinden veya IgE’ den bağımsız olarak ortaya çıkar. Çocukluk yıllarında itibaren görülen besin alerjileri hayatımız boyunca karşımıza çıkabilir ve hayatın geç döneminde ortaya çıkan besin alerjileri genellikle geçmez

Besin alerjisi alerjik besinin çok az miktarda alımından sonra çok ciddi olabilen ve hayati tehlike oluşturabilen bir reaksiyonlara neden olabilir.

Besin alerjileri ne gibi şikayetlerle karşımıza çıkar ?

Besin alerjisinde, şikayetler vücudumuzun bir çok organında kendini farklı şekilde ortaya koyabilir. Besin alerjilerinde alerjik olunan besinin alımından sonra ağız etrafında kızarıklık, yüzde veya vücutta kızarıklık, kaşıntı, egzama belirtileri şeklinde görülebileceği gibi akciğerde hırıltı, öksürük, nefes sıkışması, burun akıntısı, burun tıkanıklığı kanlı dışkılama, kabızlık, kusma, şiddetli gaz ağrısı ve alerjik şok belirtileri gibi daha ciddi hayatı tehdit eden şikayetlere neden olabilir.

Besin alerjilerinde çıkan şikayetlerin sıklığı organlara göre bakılacak olursa cilt ve sindirim sistemini en çok etkilenen organdır fakat diğer sistemlerde de çeşitli şikayetleri yol açar

Cilt üzerinde görülen şikayetlere bakacak olursak Ürtiker, anjiyoödem, Kaşıntı, Kızarıklık/Flushing, Atopik dermatit görülebilir

Sindirim sisteminde görülen belirtiler :Dil dudak ve ağız içinde kaşıntı ve/veya ödem, Bulantı, Kusma Karın ağrısı, Kusma reflü, İshal sayılabilir

Kardiyovasküler sistemde: Çarpıntı/Taşikardi, Baş dönmesi, Bilinç kaybı / bayılma, Hipotansiyon gibi ciddi hayatı tehdit eden şikayetler görülebilir.

Solunum sisteminde: Burun tıkanıklığı, kaşıntısı, akıntısı hapşırma ve ses kısıklığı küçük dilde şişlik laringeal ödem gibi üst solunum yoluna ait şikayetler olabilir veya daha ciddi olan öksürük nefes darlığı hırıltı göğüs sıkışması gibi astım şikayetleri ile birlikte görülebilir.

Gözlerde kaşıntı kızarıklık akıntı ile ağıda metalik, uterusda kasılma, fenalık hissi gibi şikayetlerde görülebilir.

Besin alerjileri görüldüğü gibi birçok sistemde üzerinde çeşitli şikayetlerle kendini gösterebilir. Bazen bir ürtiker bazen de daha ciddi olan alerjik şok ile karşımıza çıkabilir.

Besin alerjisi hangi klinik tablolarla karşımıza çıkar?

Besin alerjilerinin ortaya çıkmasında bağışıklık sistemi üzerinde IgE ile bağlantılı erken tip (Tip I) mekanizmalar veya IgE ile bağlantılı olmayan gecikmiş tip (Tip IV) mekanizmalar son derece önemlidir ve buna bağlı çeşitli klinik tablolar ortaya çıkar. Ayrıca bu iki mekanizmanın eşlik ettiği klinik tablolarda görülür

Besin alerjisinde erken tip (Tip I) bağışık sistemi ile ilişkili ortaya çıkan klinik tablolar

Ürtiker ( kurdeşen ), Anjiyoödem, morbiliform rash ( cilt döküntüleri ), Oral alerji sendromu, akut gastrointestinal spazm, alerjik rinokonjuktivit, akut bronkospazm, baş dönmesi/ bayılma, gıda ile ilişkili egzersizin indüklediği anafilaksi veya anafilaktik şok sayılabilir.

Besin alerjisinde gecikmiş tip ( TİP IV ) bağışıklık sistemi ile ilişkili ortaya çıkan klinik tablolar

Kontakt dermatit, dermatitis herpetiformis, besin proteininin neden olduğu kolit, proktokolit ve enteropati senromu, ayrıca çölyak ( celiac ) hastalığı ve akciğerde besin proteinlerinin yol açtığı pulmoner hemosiderosiz ( heiner sendromu ) sayılabilir.

İki mekanizmanın birlikte yol açtığı klinik tablolar içinde

Atopik dermatit alerjik eosinofilik özofajit, gastroenterit ve astım yer almaktadır.

Besin alerjilerinin hangi mekanizmalarla oluştuğu ayırt etmek özellikle tanı koyarken hangi testleri yapmamız gerektiğini ve nasıl bir tedavi planı oluşturacağımız konusunda yardımcı olur.

Yetişkinlerde besin alerjisinin nedenleri nelerdir ?

Besin alerjisi vücudun bağışıklık sisteminin besinler karşı verdiği anormal yanıttır. En sık çocukluk döneminde görülmekle birlikte hemen her yaşta görülebilir. Besin alerjileri çocukluk yıllarında daha çok karşımıza çıkmasına rağmen ileriki yıllarda ortaya çıkan besin alerjileri daha ciddi klinik tablolara yol açabilir.

Besin alerjileri hayatımız boyunca karşılaştığımız her gıdaya bağlı olarak gelişebilir. Özellikle çocukluk yıllarında ilk karşılaştığımız gıda olan inek sütü alerjisi en sık görülen besin alerjisidir.

Çocukluk yıllarında besin alerjisine yol açan gıdalar

-İnek sütü ve diğer hayvanların sütleri

-Yumurta

-Soya

-Buğday

-Yer fıstığı

-Ağaç fıstıkları (Badem, ceviz, fındık gibi)

-Balık

-Kabuklu deniz hayvanları olarak karşımıza çıkarken

Yetişkin yaşlarda en sık besin alerjisine yol açan gıdalar

-Yer fıstığı

-Fıstık

-Balık

-Kabuklu deniz hayvanları

-Buğday

-Soya

-Yumurta

-İnek sütü olarak karşımıza çıkar

Besin alerjileri hayatın her döneminde görülür çocukluk yıllarında oluşan besin alerjileri ileri yıllarda kaybolurken yetişkin yaşlarda görülen besin alerjisi kaybolmaz hatta anafilaktik şok gibi ciddi hayatı tehdit eden klinik tablolara yol açar.

Yetişkinlerdeki besin alerjisi için risk faktörleri nelerdir ?

Besin alerjisinin ortaya çıkmasında bazı risk faktörlerinin olduğu konusunda birçok çalışma vardır. Bunlar içinde en çok üzerinde durulanlar

Cinsiyet özellikle çocukluk yıllarında erkeklerde daha sık görülür

Irk / etnik yapı (beyaz çocuklarla karşılaştırıldığında Asya ve siyah çocuklar arasında artış göze çarpmaktadır),

Genetik de yapı ailesinde besin alerjisi olanlarla daha sık görülmektedir.

Atopik alerjik yapıya sahip kişilerde besin alerjisi daha sonraki yıllarda görülebilir. Alerjik astım olan özellikle ağır astım olan kişilerde daha şiddetli gıda alerjisi reaksiyonları görülür.

D vitamini yetersizliği son yıllarda üzerinde daha fazla durulmaktadır. D vitamin yetersizliğinde besin alerjisinin daha sık görüldüğü konusunda çeşitli çalışmalar vardır. D vitamini besin alerjisine karşı koruyucu özelliği vardır.

Tükettiğimiz gıdalardaki yağ asitleri (omega-3-çoklu doymamış yağ asitlerinin tüketiminin azalması),

Antioksidan tüketiminin azalması,

Mide asit azaltıcı ilaç kullanımı (alerjenlerin sindirimini azaltmak),

Obezite

Hijyen ortamda büyüyenlerde tüm alerjik hastalık gibi besin alerjisi riski de daha fazladır.

Gıdalara maruz kalmanın zamanlaması ve yolu önemli risk faktörleri arasında sayılabilir.

YETİŞKİNLERDE BESİN ALERJİSİ TANISI NASIL KONULUR?

Günlük hayatımızda aldığımız besinlerin neden olduğu her türlü olumsuz etkiyi besin alerjisi olarak tanımlamak sıklıkla yapılan hatalardan biridir. Besinleri alırken bizzat besinin kendisinin ya da besinlerle birlikte alınan başka etkenlerin, bağışıklık sistemimiz üzerinde etkisi olsun veya olmasın oluşturduğu tüm anormal tabloları besin reaksiyonları başlığı altında toplamak doğru olur.

Besinlerin alımından sonra oluşan besin reaksiyonları besin intoleransı ve besin alerjisi olarak ikiye ayrılır bu yüzden hastanın şikayetlerinin hangisine bağlı olduğunun tespit edilmesi gereklidir.

Besin alerjisi vücudun bağışıklık sisteminin besinler karşı verdiği anormal yanıttır. En sık çocukluk döneminde görülmekle birlikte hemen her yaşta görülebilir. Besin alerjileri çocukluk yıllarında daha çok karşımıza çıkmasına rağmen ileriki yıllarda ortaya çıkan besin alerjileri daha ciddi klinik tablolara yol açabilir. Bu yüzden besin alerjisinin tanısını koymak çok önemlidir.

Besin alerjisinin tanısının koymak yapılması gerekenler dikkatli bir anamnez, fizik muayene ile birlikte eliminasyon diyeti, deri testler, kan testleri ve gıda provakasyon testlerinde oluşur.

Besin alerjisi tansını koymak için en önemli basamak diğer tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi hastadan detaylı bir anamnez almaktır. Besin alerjisinde ortaya çıkan şikayetler çok çeşitli olabileceği için eğer şikayetlerini besinlerle ilişkilendiriyorsa bazı soruların sorulması ve cevaplarına göre testlerin yapılması gerekecektir.

Besin alerjisi tanısında özellikle şu sorular çok önemlidir.

-Alerjik reaksiyona yol açan gıda ve miktarının ne kadar olduğu

-Alerjik reaksiyon ile gıda alımı arasındaki süre ayrıca ilk ortaya çıkan ve sonraki şikayetleri

-Besin ile daha önce şikayetinin olup olmadığı

-Besin alımı ile birlikte alerjinin ortaya çıkmasını kolaylaştıran nedenler var mı (Alkol/Egsersiz/İlaç )

-Astım ve Alerjik rinit gibi diğer alerjik hastalıklarının olup olmadığı çünkü polenler ile mevye ve sebzeler arasında çapraz reaksiyon vardır.(Oral alerji sendromu )

- Aynı besinle karşılaştığında tekrar olup olmadığı sorulabilir.

Hastalardan bir günlük tutmaları önemlidir. Hangi gıdaları yediğini, belirtilerin neler olduğu ve ne zaman ortaya çıktıklarını yazmaları önerilir. Hastalar tarafından oluşturulan günlüğün doktora verilmesi sonrasında hangi gıdaların istenmeyen reaksiyonlara neden olduğu ve bu gıdanın diyetten uzaklaştırılması ile şikayetlerin ortadan kalkmasına bağlı olarak besin alerjisine yol açan sorunlu gıdanın saptanabilir.

Yetişkinlerde besin alerjisi tanısı için yapılacak testler nelerdir?

Besin alerjisini belirtileri olan kişiler için uygulanacak ciltten gıda alerji testi, kandan gıda alerji testi, alerjen besinlerin alımına ara verilmesi ve besin yükleme testleri gibi testler sadece alerji uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Besin alerjisi testi ciltten yapılması çok değerlidir. Besin alerjisinde cilde uygulanan alerji deri testi le erken tip oluşan reaksiyonlar görülebilir. Ciltten yapılan testler 15-20 dakika içinde sonuç verir. Daha doğru sonuç verir. Bu nedenle besin alerjisi teşhisinde genellikle tercih edilen ciltten alerji testidir.

Kanda gıda alerji testleri cilt testlerine göre daha az duyarlılığa sahiptir daha çok cilt testi yapılamadığı durumlarda ve riskli durumlarda tercih edilir.

Besin alerjilerinin tanısında daha az tercih edilen fakat kesin tanı koyduran test gıda provakasyon testleridir. Alerjik olduğu düşündüğümüz gıdanın hastaya verilmesinin içeren bu testler sırasında ciddi reaksiyonlar görülebileceği için gerekmedikçe yapılması önerilmez ve mutlaka alerji hekimlerinin kontrolünde yapılması gerekir.

YETİŞKİNLERDE BESİN ALERJİSİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Besin alerjisi vücudun bağışıklık sisteminin besinler karşı verdiği anormal yanıttır. En sık çocukluk döneminde görülmekle birlikte hemen her yaşta görülebilir. Besin alerjileri çocukluk yıllarında daha çok karşımıza çıkmasına rağmen ileriki yıllarda ortaya çıkan besin alerjileri daha ciddi klinik tablolara yol açabilir.

Besin alerjisine bağlı şikayetleri olan hastaların tetkikleri yapıldıktan sonra tanısı konulduğunda tedavisinin nasıl yapılacağı da çok önemlidir.

Besin alerjisinin tedavisinde mevcut yaklaşım, alerjenin önlenmesi ve alerjik reaksiyonların derhal tedavi edilmesine dayanmaktadır. Bu tedavi ilkelerinde en önemli kısmı hasta eğitimi oluşturur.

Besin alerjisine sebep olan gıdaları ortadan kaldırmak, gıda alerjilerinin başlıca tedavisidir, ancak bu gıdaların aşırı derecede ortadan kaldırmak bazen bebeklerde büyüme gelişme geriliğine yol açabilir.

Gıda eliminasyonu bazen de beslenme dengesizliğine neden olabilir. Hastalar, eliminasyonundan ötürü diyetlerinde eksilttiği gıdanın yerine alerjisi olmayan besin maddeleri ile tamamlamaya yönlendirilmelidir.

Alerjik gıdaların diyetten kaldırılması hastaların ve ailelerinin yaşam kalitesini çok düşürür. Diyetisyen, yardım alarak hasta ile yaşayan alerjik olmayan aile bireyleri de göz önünde bulundurulmalı, alerjik gıdanın ortadan kaldırılması konusunda hastayı bilgilendirilmek gerekirken aynı zamanda ailenin diğer bireyleri ile birlikte nasıl yemekleri yiyebileceğinin yolları gösterilmelidir.

Alerjik maddeler içeren işlenmiş gıdaların sebep olduğu sağlık tehlikelerini önlemek amacıyla paketlenmiş işlenmiş gıdalardaki alerjik maddeleri gösteren etiketlenmesi yapılır, fakat etiketleme de bulaş miktarda olanlar az olan gıdalar her zaman etiketlendirilmediğine dikkat edilmelidir. Hastalar, yanlışlıkla alerjisi olan gıdaları yememeleri için, yiyecek etiketlerini satın almadan önce mutlaka kontrol etmeleri gerekir.

Bireyler birbirlerinden yaş, cinsiyet, aktivite, ailesel geçmiş ve hastalık durumları gibi çeşitli yönlerden farklılık göstermektedir. Bu yüzden genel ilkeler yanında planlanacak olan beslenme bireye özgü olmalıdır.

Besin alerjilerin ilaç tedavisi erken reaksiyonları ortadan kaldırmak veya daha ciddi lezyonlara ilerlemesini engellemek için gereklidir.

Besin alerjilerinde oluşan reaksiyonları ortadan kaldıran antihistaminikler hastanın sadece şikayetlerini ortadan kaldırır alerjik yapısını ortadan kaldırmaz. Antihistaminikler tedavide sadece şikayetleri olduğunda verilmelidir.

Besin alerjilerinde alerjik reaksiyonlar bazen ölümcül hayatı tehdit edici düzeye oluşabilir. Alerjik şok tablosu acil hastanede tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Alerjik besinleri yanlışlıkla aldığında oluşabilecek böyle durumlar için hastaya mutlaka yanında taşıması gerekli olan adrenalin otoenjektörü yazılır.

Adrenalin otoenjektörü hayat kurtarıcıdır ve hastanın kendisine ilacı nasıl ve hangi durumlarda yapacağı gösterilmelidir.


İstanbul Dahiliye uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!