Gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun insan beslenmesi her dönemde tüm ülkelerin önemle üzerinde durduğu bir konudur. Hayvansal protein bakımından zengin olan et, süt ve yumurta gibi besinler bireylerin sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için gerekli olan esansiyel (insan vücudunda üretilemeyen ve dışarıdan alınması gereken) aminoasitlerden histidin, izolösin, lösin, lizin, metionin, fenilalanin, treonin, triptofan ve valini içermektedir. Ortalama 70 kg ağırlığındaki yetişin bir bireyin protein gereksinimini göz önüne alacak olursak her bir kg ağırlık başına 1 g protein öngörülür ve protein kalitesi bakımından bunun % 42-50 sinin hayvansal kaynaklardan karşılanması, elzem aminoasitleri yeterli ve dengeli alabilmek bakımından önemlidir. Yağsız et ortalama 100 gramında 20 gram protein içeriği ile bu gereksinimin karşılanmasında en iyi kaynaktır. Bundan yola çıkarak günlük 150 gram et tüketiminin 70 kg ağırlığındaki bir bireyin günlük hayvansal protein gereksiniminin tamamını karşıladığını söyleyebiliriz.

Yaşamsal düzeyde önemli bir besin maddesi olmasına karşın kırmızı etin özellikle kolesterol içeriği bakımından hiç tüketilmemesine ya da daha az sıklıkta sınırlı ölçülerde tüketilmesine yönelik bazı düşünceler söz konusudur. Ancak bilinmelidir ki kolesterol içeriği bakımından 100 gram yağsız kırmızı et ile 100 gram yağsız tavuk etini kıyasladığımızda aradaki fark önemsenmeyecek kadar küçüktür. Yani yeterli ve dengeli beslenmede kolesterol içeriği daha düşük diye 100 gram kırmızı et tüketmek yerine birçok insanın yaptığı gibi daha fazla miktarda tavuk eti tüketmek vücudumuza daha fazla kolesterol almamıza sebep olur. Elbetteki tavuk eti yerine kırmızı et tüketilmelidr diyemeyiz. Ancak sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenme dendiği zaman haftada en az 2 kez tavuk, en az 2 kez kırmızı et tüketilmesi gerektiğini söylemek daha uygun olacaktır. Kırmızı etin faydaları arasında önemli olan bir diğeri de dokular üzerindeki etkileridir. Kırmızı ette bulunan protein, dokuların gelişmesini ve tamirini sağlamaya yardımcı olur. Yüksek protein içermesinden dolayı sporcular tarafından sıklıkla tüketilmeye çalışılan kırmızı et, kasların kuvvetlenmesini ve gelişmesini sağlar. Yalnızca protein kalitesi bakımından değil içerdiği demir, fosfor, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko gibi mineraller ve A, B vitaminleri bakımından da kırmızı et birçok besin maddesine göre ön plana çıkmaktadır. Özellikle B kompleks vitaminleri protein, yağ ve karbonhidrat gibi makrobesin öğelerinin vücutta kullanılmasını sağlıyor. Bunun yanısıra sinir ve sindirim sistemi, saç, cilt, tırnak ve göz sağlığı için de pek çok vazife üstleniyor. Özellikle kadınlarda sıklıkla karşılaşılan demir eksikliği anemisinde etin C vitamini içeren bir kaynakla birlikte tüketilmesi biyoyararlanımını artırıyor. Düzenli et tüketimi sayesinde özellikle kadınların ve gelişme çağındaki çocukların sık yakalandığı bu rahatsızlığa yakalanma riski azaltılabilir. Bağışıklığı güçlendiren en önemli besin kaynaklarından biri olması da kırmızı etin faydaları arasında sayılabilir. Hamilelik döneminde hem annenin sağlığı hem de bebeğin gelişimi için kırmızı et, tüketilmesi gereken besinler arasındadır.

Etin besin değeri kadar önemli bir diğer husus ise pişirme şeklidir. Yağda kızartma ya da kavurmadan ziyade etin haşlama, fırında ya da ateş ile mesafesi 15 cm den az olmayacak şekilde ızgarada pişirilmesi uygundur.

Son olarak; nasıl ki ilaç ile zehir arasındaki tek fark doz ise sağlık açısından bir çok faydasından bahsettiğimiz kırmızı etin de tüketiminde miktarlara dikkat etmemiz gerekmekte. Sağlıklı bir bireyin günlük et tüketimi yaş, vücut ağırlığı, günlük fiziksel aktivitesi gibi etkenlere bağlı olarak değişebilmekle birlikte ortalama 90-120 gram olmalıdır. Kolesterol miktarı bakımından tavuk ile arasında fazla fark olmadığını belirttik, ancak elbetteki aşırı tüketildiğinde kolesterol fazla alınacağından dolayı kardiyovasküler hastalıklar bakımından kırmızı et risk oluşturabilmektedir.