Obsesif kompulsif bozukluk , obsesyonlar ve kompulsiyonlarla karakterize nevrotik bir bozukluktur. Obsesyonlar, kontrol edilemez türde ısrarcı, istem dışı ve süreğen olarak tekrarlayan düşünce, dürtü ve imgelerdir. Obsesyonları deneyimleyen kişiler için bu dürtüler çok güçlü ve sıktır. Kişiler için bu durum çoğunlukla gerçek dışı olarak algılanır, zaten nevrotik bir hastalık olarak tanımlanmasına sebep olan da kişinin bu farkındalığa sahip olmasıdır. En sık obsesyon tabloları; temizlik(kirlenme korkusu), cinsel, sayı, saldırganlık, din, fiziksel sorunlar, simetri/düzen şeklindedir. Örneğin; cinsel obsesyonlarda kişi, otokontrol mekanizmasını kaybederek etik dışı bir davranışta bulunabileceği endişesi yaşayabilir. Ya da temizlik obsesyonlarında mekanın, bedeninin ya da ilgilendiği objelerin kirli olduğunu ısrarlı ve kontrol edilemez şekilde düşünebilir.

Kompulsiyonlar ise kişinin obsesif düşüncenin yarattığı kaygı ve rahatsız edici duyguyu engellemek için yapmak zorunda hissettiği yineleyici, abartılı davranışsal ve zihinsel edimlerdir. Yukarıdaki örnekleri baz alarak; temizlik obsesyonlarının yarattığı kaygıyı gidermek için kişi sürekli ilgili obsesyonun hijyenini kontrol etme çabasında(temizlik yapma) veya sürekli ellerini yıkama davranışında bulunabilir. Cinsel kompulsiyonlar da aynı bakış açısıyla değerlendirilebilir.

Bir durumun obsesif kompulsif(OKB) bozukluk olarak değerlendirilebilmesi için, durumun kişinin zamanını büyük ölçüde etkilemesi, günlük yaşamını engeller ölçüde olması ve rahatsız edici olması yani işlev kaybına neden olması gerekmektedir. OKB çoğu zaman kaygı bozuklukları, majör depresyon, biriktirme davranışı gibi tanılarla komorbid olabilmektedir. Madde kullanımı davranışı yüksek oranda görülebilmektedir

OKB cinsiyet kıyası söz konusu olduğunda kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır. Çoğunlukla 10 yaşından önce ya da ergenlik/erken yetişkinlik döneminde başlama olasılığı yüksektir. Bazı vakalarda 2 yaşındaki çocuklarda dahi OKB belirtileri gözlendiğine dair bulgular vardır.

Obsesif Kompulsif Bozukluğun Etiyolojisi

OKB etiyolojisini araştıran bir çok bilimsel bakış açısı vardır. OKB’nin nörobiyolojik ve genetik alt yapısını araştıran paradigmada ailedeki kalıtımsal etkinin %30-%50 arasında değiştiği vurgulanmaktadır. Bunun bazı beyin bölgelerinin aktivesiyle de bir ilişkisi vardır. OKB tanısı alan kişilerin orbitofrontal korteks(gözlerin hemen üstünde yer alan medyal prefrontal korteksteki bir alan), kaudat nukleus(çekirdek) ve anterior singulat(çoğu psikiyatrik hastalıklarla ilişkili bir alan. Bunu diğer makalelerimde görebilirsiniz. Örn; Bedensel belirti bozukluğu.) bölgelerinin aktif olduğu görülmektedir. OKB’li hastalara rahatsızlıklarını tetikleyici objeler gösterildiğinde bu alanlar aktive olmaktadır. Örneğin; temizlik obsesyon ve kompulsiyonları olan kişilere kirli bir eldiven gösterildiğinde bu 3 alan aktive olmaktadır.

OKB etiyolojisini araştıran bir başka bakış açısı bilişsel ve davranışçı paradigmadır. Bir kuramda öne sürülen sebeplerden biri OKB’li kişilerde ‘’sezgisel durağanlık’’ sezgisel yetisindeki bir anormalliğin bu hastalığa sebep olabileceğidir. Sezgisel durağanlık öznel olarak bilme ve bir şeyi ölçülü şekilde gerçekleştirmemizi sağlayan yetidir. Örneğin temizlik yaptığınızda, sizi yaptığınız temizliğin yeterli olduğunu, belki de aşırısının bir karmaşaya yol açabileceğini düşündüren nihayetinde sizi durduran sezgisel bir işaret vardır. Bu sezgisel yetinin bozulması bir düşünce ya da davranışı sonlandırma ve durdurmada güçlük çekmenize sebep olabilir. Dolayısıyla bu durum OKB ya da benzeri tablolara sebebiyet verecektir.

Diğer bilişsel davranışçı modeller, kompulsiyonların edimsel koşullanma ile kazanıldığını ileri sürmektedir. Yani kompulsiyonlar kaygıyı azaltmak için başvurulduğu için pekiştirilir. Örneğin; kompulsif el yıkama davranışı mikroplar ve ilişkili obsesyonların yarattığı kaygı ve rahatsız edici düşüncelerde anlık olarak rahatlama sağladığı görülmektedir.

Obsesif Kompulsif Bozukluğu Tedavi

Farmakolojik(İlaç) Tedavi: Antidepresanlar OKB tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. OKB için en çok reçete edilen antidepresan klomipramin(anafril)’dir. Yapılan geniş çaplı bir araştırmada klomipramin kullanımının gençlerle birlikte yetişkinlerde de etkili olduğu ve OKB belirtilerinin yaklaşık %50’sinde azalmaya yol açtığı görülmüştür.

Psikolojik Tedaviler: OKB tedavisinde başvurulan bilişsel davranışçı müdahalelerden en önemlisi tepki engellemeli maruz bırakmadır. OKB tanılı hastalar, korkunç obsesif düşüncelerin gerçekleşmesini engelleyen şeyin kompulsif davranışları olduklarına inanırlar. Maruz bırakma tekniğiyle terapist hastanın kompulsif davranışlarını ortaya çıkaran durumlara maruz bırakır ve kişiyi kompulsif ritüellerini gerçekleştirmesinden alıkoyar. Maruz bırakma tekniği koşullu kompulsif tepkinin sönmesini sağlar.

Bu teknik OKB’li hastalar için son derece rahatsız edici ve zorlayıcı olabilmektedir. Maruz bırakma uygulaması, 3’er hafta süreyle her biri yaklaşık 90 dakika süren 15-20 seans boyunca kompulsif davranışları gerçekleştirmede kişinin kendini alıkoyması ve seans dışında da ev ödevleri verilerek nüksü önlenmektedir. Yoğun endişe duyan danışanların %25’inin bu tekniği reddetmesi şaşırtıcı değildir. Böyle durumda bilişsel davranışçı terapi yöntemiyle kişinin kompulsiyonları gerçekleştirmezse olacaklara ilişkin inançlarına/bilişlerine yönelik çalışılabilir. Aynı zamanda terapistin hem bilişlere yönelik çalışması hem de maruz bırakma tekniğini kullanması daha iyi sonuçlar verecektir.

Kaynak: Kring, A., M. Ve Johnson, S., L.(2015). Anormal psikolojisi(12).(M. Şahin. Çev). :Basım yeri:Nobel Akademik Yayıncılık.


Gaziantep Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!