Öncelikle Plastik ve Estetik Cerrahlara, meme büyütme ameliyatı için gelen hastaların en çok sorduğu iki soruya cevap vermek yerinde olacaktır. Bu sorular: "Silikon kanser yapar mı?" ve"İlerde bebeğimi emzirebilecek miyim?"

Protez ile meme büyütme ameliyatlarında silikonun kanser yaptığına dair bugüne kadar bir bulgu elde edilememiştir. Eğer protez meme başı çevresinden (areola) yerleştirilmişse ilerde emzirmeyi engelleme ihtimali çok çok düşüktür. Ancak rastlansal olarak, başka bir nedene bağlı emzirme problemlerinin de olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Gelişimsel nedenlerle, kilo vermek veya doğum sonrası değişikliklerle göğüslerinin küçüklüğünden şikayetçi olan kişilere meme büyütme operasyonu yapılabilir.

Meme büyütme isteği ile başvurulduğunda, hasta hekim arasında tüm ayrıntıları ile bir ön görüşme ile hekim tarafından yapılacak muayene oldukça önemlidir.

Hastanın beklentisi, kendisine nelerin yapılabileceği, değişik yöntemlerin avantaj ve dezavantajlarını detaylarıyla tartışılması bu görüşmenin temel amacı olmalıdır.

Deri yapısı, mevcut meme dokusunun durumu, meme başının şekli ve yerleşimi, göğüs kası ve gücü, yaşam ve sporla ilgili alışkanlıklar hastaya uygun tekniğin belirlenmesinde önemlidir.

Ana hatları ile şunların konuşulması gereklidir:

_Ne büyüklükte bir göğüs istediğiniz

_Kullanılacak protezin cinsi ve biçimi

_Hangi yolla yerleştirileceği

_Meme bezinin arkasına veya göğüs kasının arkasına mı yerleştirileceği

Özetle, operasyon planını ve sonucunu vücut yapınız, boyunuz, omuz ve göğüs genişliğiniz ve şüphesiz sizin beklentileriniz belirler. Vücut yapınıza göre size önerilecek alt ve üst limitler içinden sizin beklentilerinize uygun olan bir ölçü belirlenebilir. Burada bazı sınırların olduğu, bu sınırların zorlanmasının doğal olmayan bir sonuç ve ilerde sözü edilecek olan kapsül kontraktürü olasılığını arttıracağını belirtmekte yarar vardır. Yüksek hacimli protezin ilerde sarkmaya neden olabileceği unutulmamalıdır.

Kullanılacak protez konusunda sizin muayene bulgularınızın önemi olmasına karşın günümüzde geçerli ve en yaygın kullanımı olan iki protezden söz edilebilir. Birincisi silikon (cohesive jel) jelle dolu protezler, ikincisi ise tuzlu su ile doldurulan protezler. Yüzeyleri düz veya pürtüklü olabilir. Bu protezlerin her ikisinin de dış kabukları silikon içermekte olup içindeki hacmi oluşturan akışkan bölüm farklıdır. Her iki protez arasındaki farklar kabaca şöyledir: Silikon jelle dolu olan protezler, görünüş ve kıvam olarak meme dokusuna daha yakın özellikte, buna karşın tuzlu sulu protezler ise daha seyreltik ve gevşek özelliktedir. Kas arkasına konulduğu zaman tuzlu sulu protezlerin bu dezavantajı kısmen göğüs kası tarafından örtülür. Tuzlu su ile dolu bir protez tercih edilecek ise genellikle protezin meme bezi (dokusu) arkasına değil, göğüs kası arkasına yerleştirilmesi tercih edilmekle beraber kullanımları son zamanlarda çok düşük düzeyde kalmaktadır. Protezlerin genellikle kesici bir cisimle yaralanmaları dışında bütünlüklerinin bozulmadığına inanılır. Yapılan bazı çalışmalarda, tuzlu sulu protezlerin hacimlerinin %10-20' lik bir bölümünü ameliyattan sonraki 6 ay içinde kaybettiklerini ortaya koymuştur.

Protezin içeriği yanında, şekli de önceden belirlenebilir. Yuvarlak, yüksek profilli ve göz yaşı (anatomik) damlası şeklinde iki ayrı biçimde olan protezlerden hangisinin kullanılacağına göğüs yapısının şekli ve beklentilere göre karar verilir. Aralarında en temel fark yuvarlak proteze kıyasla göz yaşı damlası şeklindeki protezler göğsün üst yarısında daha az dolgunluk sağlarlar. Memede bazı etkenlere bağlı olarak protezin dönmesi ile oluşan şekil bozuklukları en çok anatomik şekilli protezlerde görülmektedir. Kas altına konulmazlar. Yüksek profilli olanlarda ise bu problemler daha nadir ortaya çıkmaktadır.

Protezin vücuda nasıl yerleştirileceği konusunda, 3 temel giriş yeri vardır. Literatürde, göbek deliğinden konulması ile ilgili bir yöntem tanımlanmakla birlikte, bu yöntem uygulama ve sonuçlar açısından kayda değer değildir. Meme altı çizgisi, meme başı ve koltuk altı olmak üzere 3 ana giriş noktasından hangisinin kullanılacağı size ait özelliklere göre ve her birinin avantaj ve dezavantajları belirtilerek kararlaştırılır. Bu yöntemlerin herhangi birisinin diğerine göre bariz bir üstünlüğü yoktur. Günümüzde istatistiksel verilere göre Estetik Cerrahlar arasında en çok tercih edilen yöntem meme altından protezin yerleştirilmesidir.

Protezin nereye yerleştirileceği konusunda iki seçenek söz konusudur:

Meme bezinin arkası veya meme bezinin arkasında yer alan göğüs kasının arkası. Derinin çok ince olduğu ve meme bezinin çok yetersiz olduğu durumlarda, kas arkası, protezin örtülmesi için iyi bir seçenektir. Bunun yanında, göğüste hafif bir sarkma var ve bu ilave bir yöntem kullanılmadan sadece protez ile giderilmek isteniyorsa protezin meme bezinin arkasına konulması daha doğru bir tercihtir. Yoğun spor yapanlarda meme bezinin arkası , tuzlu su ile dolu bir protez seçilmişse kas arkası tercih edilir. Birden çok faktörün düşünülmesi gereken durumlar oldukça sıktır ve kararlar kişiye göre verilir. Sıklıkla düz yüzeyli olanlar kas altına; pürtüklü olanlar meme dokusu altına yerleştirilir.

Ameliyat Öncesi Hazırlık, Ameliyat Dönemi ve Sonrası:

Ameliyata karar verildikten sonra yapılması gerekenler ana hatları ile şunlardır;

Ameliyat gününden yaklaşık bir hafta öncesinden itibaren aspirin ve aspirin içeren ilaçlar içilmemelidir. Bunun yanında, aynı süre içinde bitkisel çaylar, E vitamini içeren ilaçlar da tercih edilmemelidir.

Ameliyat saatinden 6-8 saat öncesinden aç kalınmalıdır.

Ameliyat öncesi gece veya sabahı bir duş alınmasında fayda vardır.

Ameliyat sonrasında giyilmek üzere rahat, önden açılabilir bir giysi bulundurulmalıdır.

Size ölçüleri verilen sporcu sütyeni alınmalı ve yanınızda olmalıdır.

Düzenli kullandığınız ilaçlar varsa yanınızda olmalıdır.

Bu hazırlıklardan sonra size söylenen saatte hastaneye gelmeniz ve ameliyat öncesi kan tahlilleri ve anestezi muayenesi olmanız gerekir. Ameliyattan hemen önce odanızda son bir planlama ve çizim yapılması gerekmektedir. Aynı zamanda, sadece göğüs planını değişik açılardan içeren ( yüzünüzün görünmediği) resimler çekilerek ameliyat sonrası sonuçlarla kıyaslanmak üzere dosyanıza konulacaktır.

Ameliyat genel anestezi şartlarında yapılır. Uyandığınızda, göğsünüzün üzerinde hafif bir pansuman ve sütyen yer alacaktır. Ameliyat sırasında, protezin yerleştirileceği cepte oluşabilecek hafif sızıntıları dışarı alarak oluşabilecek komplikasyonları bertaraf etmek amacıyla dren denilen vakumlu bir sistem yerleştirilmiş olabilir. Dren, günümüzde bir çok Plastik Cerrah tarafından konulmamaktadır. Bu cihaz genellikle 24- 48 saat sonra çıkarılmaktadır.

Hastanede kalış süreniz bir gündür. Sabah yapılan ameliyatlarda aynı gün taburcu olunabilir.

Ameliyat sonrası ilk 2 gün ödemin en yoğun olduğu dönemdir. Bu dönemin dinlenerek geçirilmesinde yarar vardır. Bu dönemde kol hareketlerinin kısıtlanması, ağrının az olmasına yardımcıdır. Üçüncü günden itibaren ödem azalmaya başlar, hareketler kolaylaşır ve günlük yaşama dönülür.

Ameliyat sonrası dönemde 5 gün boyunca antibiotik ve gerektikçe aspirin içermeyen bir ağrı kesici kullanılır.

Ameliyat sonrası 3 ila 4. gün göğsü çevreleyen bantlar açılır ve sadece kesi yerinde mevcut ince bir bantla duş yapmaya izin verilir. Bu bant ve alınması gereken dikiş kullanılmışsa 12 ila 14. günde alınır.

Sportif aktivitelere 3. haftadan önce başlamamalıdır. Bu konuda doktorunuza danışmanız çok önemlidir.

Komplikasyonlar ve Sıkça Sorulan Sorular:

Her ameliyatın,anestezi komplikasyonu dahil olmak üzere değişik komplikasyonları vardır. Özellikle, estetik girişimlerde bu komplikasyonları en az düzeye indirmek için maksimum çaba gösterilir. Çünkü, bu ameliyatlar zorunlu ameliyatlar değildir, hayat kalitesini ve insanın beden imajını iyileştirmeyi hedefleyen ameliyatlardır. Bu nedenle, her konuda azami dikkat, özen ve seçicilik temel felsefemizdir. Ameliyat öncesi muayene yanında kan sayımı ve pıhtılaşma ile ilgili tetkikler yapılır. Hazırlık anestezi uzamnı doktorun muayenesi ile tamamlanır.

Enfeksiyon olasılığına karşı sterilizasyon ve koruyucu antibiotik uygulaması en üst düzeyde uygulanır.

Kanama konusunda, pıhtılaşma ile ilgili kontroller dışında, operasyon sırasında titiz bir kanama kontrolü yapılır ve güvenlik için dren kullanılabilir.

Yukarıda sayılan ve her ameliyatta karşılaşılabilecek komplikasyonlara ek olarak meme büyütme ameliyatlarına özgü durumlarda vardır.

Bütün prensiplere uyulmasına rağmen düşük olasılıkla da olsa kapsül kontraktürü denilen ve proteze vücudun aşırı bir tepki vermesi diyebileceğimiz bir durum görülebilir. Bu göğsün sertleşmesine, doğal durmamasına ve kısmen ağrıya yol açabilir. Bu durumda kapsülün gevşetilmesi veya protezin değiştirilmesi/ çıkarılması söz konusu olabilir. Bu, oldukça düşük bir olasılıktır ve olursa genellikle ilk 6 ay içinde görülür. Çok nadiren 2. hatta 3. yılda bile görülebilmektedir.

Meme ucunda uyuşukluk nadiren görülebilir. Çok büyük oranda geçicidir, fakat %5 oranda kalıcı uyuşukluklar bildirilmiştir. Özellikle de meme başı çevresinden (areoladan) yapılan girişimlerde bu risk söz konusudur.

Meme protezi olan kişilerin ileride gebe kalmasına veya süt vermelerine engel bir durum yoktur, fakat ameliyat sonrası doku iyileşmesi devam ettiği için ilk 6 ay gebe kalınması önerilmez. Meme protezi olanlarda gebelik ve doğum sonrası seyir ve göğüslerde oluşabilecek şekil değişikliklerini önceden kestirmek imkansızdır. Protez ne oluşabilecek deformiteye katkıda bulunur ne de önleyici bir etkisi vardır.

Sonuç olarak, meme protezi küçük göğüslerin büyütülmesinde etkili , dramatik bir yöntemdir. Kullanılan malzemeler tıpta uzun yıllardır kullanılan , vücutla uyumluluğu birçok alanda kanıtlanmış ürünlerdir. Gene de, vücuda bir eksikliği gidermek için bir yabancı cisim konulduğu bilinmeli ve az da olsa çıkabilecek olan ve yukarıda belirtilen sorunlara karşı hazırlıklı olunmalıdır.


Antalya Plastik Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!