Her dört kadından biri, her altı insandan biri hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçiriyor. Bu inanılmaz yüksek bir rakam. Çevrenize bir bakın, yukarıdaki oranları düşünün. Tanıdığınız birçok insan, özellikle kadınlar depresyon geçirmiş olmalı. Ya da bir gün geçirecekler.

Bir tek gün geçmiyor ki , major depresyon geçiren birilerinin "Ama eşim/annem/ kardeşim bu durumu tedaviyle değil kendi irademle çözmemi istiyor" sözleriyle karşılaşmayayım. Bugün içimi isyan duygularıyla dolduran bu inanışı biraz sorgulamak istiyorum.

Üzüldüğümüzde, yorulduğumuzda, sıkıldığımızda kolayca "depresyondayım bugün" diyoruz. Oysa tedavi gerektiren major depresyon, bir hastalık. Gündelik üzüntülerden, dış koşulların yarattığı gelgitlerden farklı bir şey. Depresyondaki bir insan uzunca bir süre boyunca, mutsuz, isteksiz, enerjisiz, kendine güvensiz hissediyor, bu şikayetleri günlerinin büyük kısmını kaplıyor ve bu belirtiler çoğu zaman dış koşullardan bağımsız.

Her dört kadından biri, her altı insandan biri hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçiriyor. Bu inanılmaz yüksek bir rakam. Çevrenize bir bakın, yukarıdaki oranları düşünün. Tanıdığınız birçok insan, özellikle kadınlar depresyon geçirmiş olmalı. Ya da bir gün geçirecekler.

Dünyada şu an 350 milyon kişi depresyon hastalığıyla mücadele ediyor. Bunların neredeyse yarısı hiç bir tedavi almıyor. Tedavi almıyorlar çünkü yaşadıklarının bir hastalık olduğunu düşünmüyorlar. Mutsuzluklarını, güvensizliklerini, verimsizliklerini, dikkatsizliklerini kendi beceriksizliklerine bağlıyorlar. Veya yaşamlarındaki kötü olaylara.

Depresyondaki kişiler mutsuzlukları için kendilerini ve yaşamlarındaki olayları suçlamayı bırakıp yaşadıklarının bir hastalık olabileceğinden şüphelendiklerinde ise bu kez karşılarına psikiyatrik durumlar ve tedaviler ile ilgili önyargılar çıkıyor. Bir çok kişiye göre psikiyatriste ancak deliler gider (o ne demekse?) , psikiyatristler de onlara uyuşturucu ilaçlar yazar veya onları bir yerlere kapatırlar.

Bu önyargıları da aşıp tedavi olmaya çalışırsanız bu sefer yakınlarınız konuşmaya başlıyor: "Yaa kafana bu kadar takmasan olmuyor mu?"; "İlaca bağımlı mı olacaksın?"; " Bu psikiyatristler insanı ancak uyuştururlar"; " Terapiste gitmene gerek yok, benimle muhabbet et"; "Bunu kendi iradenle yenemiyor musun?"; "Toparla işte kendini!"

Ey sevgili kardeşler, eşler, anneler! Depresyonda olmak bir insanı ne kadar zorlar, biliyor musunuz? İnsanın yataktan kalkacak, saçını taramak için kolunu kaldıracak hali yokken doktora gitmek için bir takım önyargıları yenmeye çalışması nasıl bir yük tahmin edebiliyor musunuz? Senelerdir tanıdığınız, hayatta ne zorluklar atlatmış bir kişinin birdenbire iradesi bozulmuş olamaz ya! Böyle kötü hissetmeyi kim ister? Tabii ki o da toparlanmak, depresyonunu yenmek istiyor. Ama yapamıyor işte. Tembellikten değil, zayıflıktan değil, beyninin kendini toplamasını sağlayacak bölgeleri şu anda iyi çalışmadığı için. Bunun için desteğe ihtiyacı var. Kimi durumlarda doğru bir terapiye, kimi durumlarda da ilaca.

Peki depresyonu olan kişi tedavisiz iyileşmez mi? İyileşir, ama belki seneler sonra. Okulunda, mesleğinde mutsuz ve başarısız seneler geçirdikten sonra iyileşir. Belki hiç hak etmediği, dengi olmayan bir ilişkiye veya evliliğe girdikten sonra iyileşir. Çocuklarının en çok anne-baba sevgisine ihtiyaç duydukları dönemi kendi dertleriyle boğuşurken kaçırdıktan sonra iyileşir.

Veya iyileşemez. İntihar ettiği için iyileşemeden onu kaybedebilirsiniz. Buna razı mısınız? "Kendin toparlan" derken bütün bu risklerin sorumluluğunu alıyor musunuz?

Major depresyonun diyabet (şeker hastalığı), yüksek tansiyon gibi durumlardan hiç bir farkı yok, onlar gibi çevresel etmenlerin vücudun hassasiyetiyle birleştiği bir hastalık. İleri derecede diyabeti veya hipertansiyonu olan bir kişiye "Topla kendini, kendi iradenle yen, ilaca bağımlı olma" diyor muyuz? Demiyoruz. O zaman neden depresyonun tedavisini engellemeye çalışıyoruz?

Depresyondaki kişiler için her şey o kadar zor ki, onlar en büyük iradeyi tedaviye karar vererek göstermiş oluyorlar.

Ey arkadaşlar, akrabalar, eşler! Lütfen bu noktada bir de siz önyargılarınızla onların önüne engel çıkarmayın.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!