Çocukken masallar dinlerdik. Masalların dünyasında hayallere yolculuk yapardık. Oyunlarımızda farklı kahramanlar olurduk. Bebeklerimizle oynarken her gün yeni senaryolar yazardık. Arabalarımızı yarıştırır gücümüzü denerdik. Bir gün herkesin bildiği bir futbolcu olmak isterdik...Her gün değişen hayallerimiz vardı. Etrafımızdaki büyüklere hep soru sorardık bıkmadan usanmadan sürekli. Ne kadar meraklıydık. O küçük boyumuzla algıladığımız kocaman dünyayı keşfetmeye çalışırdık...Neden vazgeçtik hayal kurmaktan? Neden soru sormuyoruz artık? Neden oyunlar oynamıyoruz? Neden neden neden...Yoksa büyümek mi nedeni? Büyümek hayallerden vazgeçmek mi? Ya da engellerle karşılaştıkça hayal kırıklıkları mı gözümüzü korkuttu? Büyümek gerçekçi olmayı mı öğretti bize? Ya da gerçekleşmesi güç gözüken hayallerimizi geride bırakmayı mı öğretti? Çocukken daha cesur ve yaratıcıydık oysa şimdi... Birbirine benzeyen, aynı yol ve amaçta ilerleyen kafilenin üyesi olmayı seçtik...

İşte bir yolun daha sonuna geldik. Her son yeni bir başlangıç. Her yeni bir başlangıç ise yeni ümitler, hayaller ve hedefler demek. 2010’un size neler vermesini istiyorsunuz? İlk olarak bunları kırmızı kalemle yazıp her sabah görebileceğiniz bir yere asın. İkinci olarak ise bu yıl kendinize bir iyilik yapın ve günde sadece bir saati kendinize ayırın. Bu saat, sizin dış dünyadan, tüm sorumluluklarınızdan arındığınız saf size ait bir saat olsun. Biliyorum böyle bir vaktin mümkün olmadığından yakınacaksınız. Ama gerçekten istiyorsanız bu vakti yaratabilirsiniz. Sabah herkesten 1 saat önce kalkmaya yada herkesten 1 saat sonra yatmaya ne dersiniz? Belki de öğle araları yada iş çıkışı doğru zaman olabilir...Bu 1 saatte ne mi yapacaksınız? İçinizdeki çocukla konuşacaksınız. Onu şımartacaksınız. Yeniden hayal kurmaya başlayacaksınız. Bir oyun parkına gidip çocuklarla salıncağa binmeye ne dersiniz? Ya da havayı umursamadan canınızın çektiği için dondurmayı tadına vara vara yemeye ne dersiniz? Hiç düşünmeden, sadece beğendiğiniz için vitrindeki gömleği almaya ya da deniz manzaralı bir kafede kitabınızı alıp keyifli keyifli kahvenizi yudumlamaya ne dersiniz?

Kendinize ayırdığınız sadece 1 saatle koşuşturmaktan unuttuğunuz tadları yeniden yaşamaya başlayabilirsiniz. Eğer bunu alışkanlık haline getirirseniz, içinizdeki küsmüş çocuk yeniden canlanacaktır. O heyecanlı, meraklı doğal çocuk yaramazlıklarını yapmaya ve hayallerinin peşinden koşmaya başlayacaktır. Tıpkı eskisi gibi yine sımsıkı hayata sarılacaktır. Önceliği başkaları değil kendisi olacaktır. Herkesin gittiği yoldan değil, seçtiği yolda ilerlemeyi tercih edecektir. Bu yolda kalbinin sesi, inancı, kararlılığı ve cesareti ona kılavuzluk edecektir.

2010 sizin yılınız olsun. Tuvalinize istediğiniz renklerle istediğiniz resmi yapın.
Mutlu yıllar...


İzmir Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!