21. yüzyıl kadınların her alanda ağırlıklarının hissedileceği bir süreç olacaktır. Anne, eş olarak görevlerini yaparken çağdaş toplumun bilinçli ve üretken bir üyesi olarak çalışma hayatında da en az erkekler kadar başarılı olmak için çaba göstereceklerdir. Kadınların hayatlarının her dönemini aktif, üretken, başarılı ve mutlu sürdürebilmeleri çağdaş sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanmaları gerekmektedir. Kadın hastalıklarının çok erken dönemlerde teşhis edilmesi ve tedavilerinin en az riskle ve en başarılı şekilde sağlanması için dünya çapında projeler geliştirilmektedir. Yüksek teknolojilerin getirdiği kolaylıklardan yararlanılmaktadır.
Her kadını diğerlerinden ayıran kişisel özellikleri bulunmaktadır. Yaş, genetik yapı, aile düzeni, psikolojik, kültür, eğitim, moral faktörleri ile birlikte hastalıklarına ait özellikler ve vücutlarının bu hastalığa verdiği cevaplarla ilgili farklılıklar herkese uyacak tek standart bir tedavinin olamayacağını ortaya çıkarmıştır. Sayılan farklılıklara göre “KİŞİYE ÖZEL” olarak planlanacak tedavinin hasta tarafından kabulünün artacağı ve daha başarılı sonuçlar vereceği ortaya çıkmıştır. Bu tip tedaviler hastanın kendisinin ve eşinin katılımıyla konuda uzman sağlık ekibinin organizasyonu ile yapılacak toplantılarda tartışılarak en uygununun bulunmasıyla planlanmaktadır. En doğruyu bulabilmek için hekimin elinde yeterli, kesin teşhis sağlayacak veri bulunmalıdır. Hekim ayrıca hastasının anlayabileceği şekilde yeterli zamanı ayırarak sabırla hastaya bilgi vermeli ve onunda kararda gönül rahatlığı ile onay vermesini sağlamalıdır. Hasta ve yakınlarının desteklemediği veya olumlu yaklaşmadığı herhangi bir yaklaşımın fayda sağlama şansıda düşmektedir.
XY kromozomu yerine iki X kromozomu taşıması kadın olmanın biyolojik ilk temel gerekliliğidir. Annesinin rahminde gelişmeye başlamasından itibaren anne ve babsından aldığı diğer genetik özellikler insan dişisinin biyolojik yazgısını belirler. Ancak kadının diğer hemcinslerinden ayıracak önemli ırk, aile yapısı, eğitim, kültür, psikolojik, sosyal ve ekonomik farlılıklarla ortaya çıkan çeşitli faktörler doğum esnasından sonra yapacakları etkilerle ileriki yaşamını belirlenmesinde süregen rol oynarlar. Kadının kişiliğinin belirlerler ve hayata adaptasyonunu sağlarlar. Yaşamın belkide en önemli amacı olan fizik ve ruhsal olarak sağlıklı mutlu bir birey olabilmesi için katkıda bulunurlar.
Kadın hayatında genç kızlık dönemi, üreme çağı, gebelik, menopoz öncesi ve sonrası dönemler, çeşitli sorunları beraberinde getirmekte ve özellikle üzerinde özel olarak durulması gereken süreçlerdir :
Hepimiz genç kızlığa yeni atan bireyin aile, arkadaş ve sosyal ortamla belki de en önemlisi kendisi ile olan çatışmalarını ve çözmezlerini yaşamışızdır. Ancak kendimiz bir genç kız annesi olduğumuzda onu anlamakta ve sorunlarını gerçekçi bir yaklaşımla çözüm bulmakta zorluk çekeriz. Adetlerinin düzensiz olması, vakitsiz kanamaları, kilo alması, kıllanmasının fazla olması ve hatta cinsellikle ile ilgili problemleri bizi fazlasıyla mesgul eder ve üzüntü kaynagı olur. Kendi bilgilerimizin yetersizliği veya kızımızın yardımımızı istememesi bizlere üzüntü kaynağı olur.
Gebelik normal ve fizyolojik bir süreçtir. Ancak aileye yeni bir üyenin katılımıyla sonuçlanarak mutluluk kaynağı olabilecek gebelik bazen bir üzüntü kaynağı haline dönüşebilir. Düşükler, erken doğum, bebekte ortaya çıkan anomaliler, gelişme bozuklukları, anneye ait başta tansiyon yüksekliği, diyabet, kalp problemleri olmak üzere çeşitli hastalıklar, ani çocuk ölümleri anne ve bebeği etkileyerek gebeliğin olumsuz bir hal almasına yol açabilirler. Gebeyi takip eden doktorun görevi normal giden bir gebelikte ortaya çıkan problemleri mümkün olduğu kadar erken tanıyarak tedaviye yönelmektir. Ailenin her konuda bilgilendirilmesi sıklıkla gereksiz kaygıları da önleyebilir.
Kısırlık problemide ülkemizde yaklaşık 1.5 milyon çifti ilgilendiren önemli bir sosyal, psikolojik ve ekonomik problemdir. Son on yılda tıp teknolojisinden elde edilen hızlı gelişmeler kadın ve erkeğe ait problemlerin çoğunun tedavisine olanak sağlamıştır. Ancak yine sorunu yaşayan çiftlerin kendilerine özel olarak planlanmış tedavilere ulaşmaları, başarılı sonuç elde etmelerinde önemli zorluklar yaşayabilmektedirler. Bazan da kendileri için çok önemli olan zamanlarını boşa harcamakta, lüzümsuz tedavilerle paralarını ve ümitlerini kaybetmektedirler.
Kadınlar üreme çağında ve menopoza yaklaşırken yine üreme organları ile ilgili çeşitli hastalıklarla karşıkarşıya kalabilmektedirler. Çeşitli yumurtalık kistleri, iltihaplanmalar, adet kanama düzensizlikleri, başta myomlar olamak üzere çeşitli iyi veya kötü huylu urlar ortaya çıkabilmektedir. Ülkemizdeki araştırmalar ne yazık ki kadınlarımızın önemli bir sorun yaşamadıkça kontrol ve erken tanı olanaklarından yararlanmak amacıyla nadiren jinekologlara başvurduklarını göstermiştir. Ayrıca yine nasılsa geçer veya ya kötü bir şey çıkarsa korkusuda doktora başvurmayı geçiktirmete ve hastalıkları ilerlemesine yol açarak tedavilerini daha zor hale getirmektedir. Ülkemizdeki önemli bir sorunda son zamanlarda doktorlara karşı geliştirilen güven azalmasıdır. Kadınlar bir ameliyat kararı verebilmek için ortalama 3-5 doktor dolaşmaktadırlar. Çeşitli nedenlerle değişik mesajlar alabilmekte ve kafaları daha karışmakta ve korkuları artmaktadır. Gerekmedikçe amelitla kadının herhangi bir organını çıkarılmasına gidilmemelidir. Ancak gerekli olduğu hallerde de mümkün olduğu kadar kısa sürede en uygun ameliyatında yapılması gereklidir. Son yıllarda geliştirilen endoskopik ameliyat teknikleri tecrübeli hekimlerce hemen hemen her tür kadın hastalıgını ameliyatı için uygulanabilmekte ve hastaların en kısa sürede sağlığına kavuşabilmelerini sağlamaktadır.
Menopoz öncesi ve sonrası çoğu kadın için bir kabus olarak beklenmektedir. Yine özellikle son zamanlarda çeşitli görsel ve yazılı basında çıkan haberler bir panik havası yaratılmasına neden olmuştur. Kadın bir yandan sıcak basmaları, uykusuzluk sinirlilik vb. geçireceği bir dönemi beklemekte, yaşlandıkça kemiklerini kırılacağı, kalp hastalığı, erken bunama, cinselliğinin ortadan kalkacağı korkusunu yaşamaktadır. Diğer taraftan alternatif tedavi olarak gösterilen hormon ilaçlarının başta kanser olmak üzere yaratacağı yan etkilerde korkmaktadır. Menopoz konusunda kendi vucudunun ihtiyaçlarına göre planlanmış kendisini de tercihlerini de gözönüne alan güncel bir yaklaşımın eksikliğini duymaktadır. Konuda uzmanlaşmış disiplinlerarası koordinasyonu yapabilecek bilgi ve deneyime sahip merkezlerin eksikliğini duymaktadır.
Kadının yaşamını her dönemindeki mutluluğu eşininde sağlığı ile yakından ilgilidir. Özellikle yaşlanma döneminde kadının eşiyle birlikte doktora gelmesi ve ortak konularda beraberce bilgilendirilmesi daha mutlu ve kaliteli bir beraberliği sağlayabilmektedir. Son 5 yıl içerisinde yaşlanma ile birlikte erkeklerde de kadınları menopozuna benzer olarak orataya çıkan hormonal değişiklikler sonuda önemli problemlerin yaşanabileceği gösterilmiştir. Uygun ve yerinde yapılan tedavilerle erkeklerinde yaşam sürelerinin uzatılabileceği ve daha mutlu, sağlıklı hale gelebilecekleri gösterilmiştir.
Amacımız; sağlığınızla ilgili konularda güncel ve en doğru tanı ve tedavi şeklini seçerken size bir nebze olsun katkıda bulunabilmektir.


Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!