Yara bakımında ilk 3 emir: önce zarar verme, az-çoktur, saygı
Yara bakımında ilk 3 emir: önce zarar verme, az-çoktur, saygı

Herkesin yarası vardır. Çocukluktan olsun, sonradan olsun, ameliyatla olsun, kaza ile olsun her insan bir kez yaralanmıştır veya yaralanacaktır. Güneş yanığı gibi masumca, sıcak çay dökülmesi yanlışlıkla, oynarken aceleden, yaşlılıkta düşmeyle veya bir ameliyata girdiğinizde kaçınılmaz olarak varlığını ömür boyu taşıyacağınız "iz" bırakılır, çizilir bedeninize.

Deri renginiz, yaşınız, yaralanmanın derecesi ve iyileşme sürecinin nasıl yönetildiği (tedavi) ile bağlantılı olarak az veya çok iz sahibi olarak iyileşir yaralar. Yara izine tıpta "skar" diyoruz. Herhangi bir nedenle oluşan bir skarın (izin) fazla olması, kötü iz olarak adlandırılıyor ve genellikle bu ize yönelik silme, silikleştirme veya azaltma teknikleri uygulanıyor, bu işlemlere de "skar revizyonu" diyoruz.

Skar yani İz, bir yara için iyileşmenin sonlanarak (ki bu süre yara yerine ve derinliğine bağlı olarak 6-24 ay zaman alabilir) dönüştüğü "nihai" sonuçtur. İyileşmenin tamamlanmaya devam ettiği ancak bizim gözle görmediğimiz döneme "iyileşme" denir. Kişiden kişiye değişir. Nihai iyileşmesini henüz tamamlamamış bir yaraya "iz" den(e)mez, "iyileşmekte olan yara" denir.

İyileşme, yaranın meydana geldiği beden bölgesinde tüm katmanlarda iyileşmenin tamamlaması olduğu için, sadece derinin dikiş atılan en üst tabakasına bakılarak iyileşme tamamlanmış demek yarayı acele ve erken yargılamak demektir. Bir yaranın kapanması ve/ya yara yerinden dikişlerin alınması, iyileşme sürecinin tamamlandığı anlamına gelmez. Ağız içi, burun içi, göz kapağı içi gibi mukoza adı verilen ıslak ve sıcak alanlarda yara iyileşmesi çok daha hızlıdır. Eklem üstü, kemik üstü ve/ya ayak tabanı gibi ağırlık taşıyan alanlarda ve gergin yerlerde yara iyileşmesi hem zor hem zaman alıcıdır.

Yara iyileşmesine etki eden bir diğer önemli faktör, hastanın sahip olduğu ve yara iyileşmesini yavaşlatan kendi sağlık sorunlarıdır. Bunların başında, yara iyileşmesi için elzem olan bazı protein, aminoasit, vitamin ve mineral eksiklikleri gelir. Beraberinde Şeker hastalığı, bazı damar veya kan hastalıkları gibi, yara yerinde enfeksiyon, yara yerinde yabancı cisim, tedavinin geç başlaması veya yara bakımının eksik olması gibi nedenlerle bazı yaralar geç ve zor iyileşir. Bir yaranın yapılan bakıma rağmen 45 gün iyileşmemesi o yaraya artık "kronik yara" veya dirençli yara denmesine neden olur.

Geç yara iyileşmesi veya bir yaraya uygun bir tedaviyle (stratejiyle) yaklaşılmaması, yara yerinde daha fazla ize neden olur. Tedavisi en uygun yaklaşım ve erken zamanda tamamlanan yaralarda oluşacak iz, iyileşme tamamlandığında en az fark edilen izdir. İzsiz iyileşme olmamakla beraber, izin hiç fark edilmediği ve saklandığı cerrahi yaklaşımlar da bulunur.

Zorunlu durumlar hariç, cerrahi kesiler her zaman iyileşme tamamlandığında en az iz bırakacak şekilde planlanır ve uygulanır. Derinin kırışma ve katlanma bölgelerine denk getirilen, boyu gerektiğinden daha uzun olmayan, kaliteli cerrahi malzeme kullanılan, korunan ve bakımı yapılan cerrahi kesilerde iz belirsiz olur, dikkat çekmez. Bu amaçla estetik cerrahide kepçe kulak ameliyatları kulak arkasında çok az iz kalacak şekilde ve kulak arkasına gizlenerek, burun ameliyatlarında burun içinden ve 2-3 mm. deriyi içerecek şekilde yine gizlenerek, yüz germe ameliyatlarında saçlı deri sınırı ve kulak memesi arkasına denk getirilen yerlerde iz kalacak kesiler gizlenir.

Üst göz kapağı sarkmalarında kesi yeri, göz kapağının katlantısına denk getirilirken, alt göz kapağı için seçilen kesi, kirpik sınırına yakın tutularak olası bir gizlenir. Meme ameliyatlarında kesi, ya meme başı etrafında veya memenin katlantı yaptığı alt bölgede bırakılır. Karın germe operasyonlarında ise, iç çamaşır çizgisi altında bırakılan kesi yerinde iz saklanır. Saç ekiminde eskiden dikiş atılarak ve iz bırakarak alınan büyük parça ile saç toplaması tekniği yerini tek tek saç köklerinin toplanması ve dikişsiz (izi fark edilmeyen) tekniklere bırakmıştır.

Bir yara ile karşılaşıldığında, yaranın kendi lisanında bizden istediği ihtiyaçları en uygun yaklaşım, malzeme ve zamanla giderilen yaralarda iyileşme sorunsuz tamamlanır, iyileşen yara izi dikkat çekmez. Bu izlere estetik açıdan kabul edilebilir iz denir. Bu süreçte yaranın gerek duyduğu ihtiyaçlarının yerine getirilmemesi ve/ya uygun zamanda yerine getirilmemesi veya yara dilinden anlamama bu lisanı bilmeme gibi durumlarda, yara tedavisinin eksik bırakılması, dolayısıyla o oranda geç ve sorunlu iyileşmeye hatta bazen iyileşmemeye ve belirgin bir iz bırakılmasına neden olur.

Güncel, bütünsel ve eksiksiz yara yaklaşımı; bu gereklilikleri her yara ve kişi için en uygun malzeme ve zamanda yerine koyarak uygulamayı ve kontrol ederek süreci (sadece o kişi ve yara için belirlenmiş) streteji ile yönetebilmeyi şart koşar. Bu iradenin eksik olduğu oranda, sorunlu bir yara ve/ya kötü bir izle karşılaşmamız kaçınılmazdır. Bunun için, (özellikle estetik) cerrahide "önce zarar verme-primum non nocere" ilkesi, en az izle en fazla sonuç alma yaklaşımını özetleyen "less is more" sloganıyla devam eder. Merak edenler için, tıpta ve uygulamalı pratiklerinde üçüncü evrensel yaklaşım maddesi ise; yanlış, kötü ve çirkini bulunduğu her ortamdan uzaklaştıran kişiye, sağlığa ve dokuya "saygı" ilkesidir.

Yara iyileşmesi, henüz ilk birkaç sayfası keşfedilmiş bir kitap olarak önümüzde duruyor. Serçe parmağınızda olan ufak bir kesi için örneğin siz bir çayınızı içmeye devam ederken sizden izin almadan, haber bile vermeden en kısa sürede, en kaliteli malzemeyle, en organize ve yaranın yapısına bağlı olarak en öncelikli yaklaşımla şekillendirilmiş bir yara iyileşmesi yazılımı her insanda çalışmaya başlıyor.

Yara iyileşmesi için keşfedilen ve keşfedilmemiş milyonlarca sayısız büyüme iyileşme faktörü ve iletişim şebekesine sahip olan sıradan bir insan bedeni, çözemediği bu lisanın kıymetini sadece yara iyileşirken değil, yaralanma olmadan da bilmeli, korumalı ve saygı duymalı.

Çünkü "bedenimiz" bunu hak ediyor.


Ankara Plastik Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!