Öğrenmelerimiz daha anne karnındayken başlayıp ölene kadar süren bir süreçtir. Fakat öğrenme her zaman kontrolü mümkün olmayan bir süreçtir aslında. Her şeyi dünyaya geldiğimiz toplumdan, aileden kontrolsüz bir şekilde öğrenebiliyoruz. Öğrendiğimiz her şeyde bazen doğru olmayabiliyor. Ya da öğrendiğimiz zaman uygun zaman olmayabilir.

Cinsel dünyamız da içgüdülerimiz ve öğrenmedir. Her öğrendiğimiz şeyin doğru olup olmadığını sorabileceğimiz bir kişisel danışmanımız olmuyor maalesef hayatta . Ve bizler kendi kendimize öğrendiğimizin bize zarar verip vermeyeceğini bilemiyoruz başlangıçta. Ve kafamızda yada yaşamımızda bu yanlışlıklarla yaşamaya çalışıyoruz el yordamıyla.


Kimi zaman anne-babamızın söylediği bir sözcük her şeyin başlamadan bitmesine sebep olabiliyor. Kimi zaman toplumların baskıları, kimi zaman hurafelere teslim ediyoruz kendi cinsel yaşamlarımızı. İçgüdüler doğuştan getirdiğimiz yaşam donanımlarımızdır. Yanlış öğrenmeler içgüdülerimize bile etki edebilmekte ve yanlış anlamalar psikolojik kökenli cinsel işlev bozukluklarına sebep olabilmektedir.
Yaşadığımız şu çağda bile hala ergen çocuklarımıza nasıl davranacağımız bilmeden ya da sonuçlarının nereye varacağını hiç düşünmeden; banyoda ki oğluna sen hala banyodan çıkmadan çıkmadın mı? Hadi acele et, demek ve bunun birkaç tekrarının, tamamen harmanlarının ve yeni öğrendiği cinsel hazzı, tekrar yaşayabilmek için mastürbasyon yapan ergende, erken boşalma isteği ve baskıdan kurtulma refleksi, onun ilerde psikolojik kökenli erken boşalma sorunu yaşayabilmesinin ilk olabileceklerdir.


Farkında olmadan yaptığımız uyarı gençte de farkında olmadan otomatik erken boşalmak zorundayım sarmalını yaratacaktır. Çünkü annesinin uyarısını yanlış anlamıştır ve ayıplanmamak ya da utanmamak için hızla dışarı çıkabilmek için kendisini kurban etmiştir. Gelecekte partnerli cinsel yaşama geçtiği zaman bu yanlış anlama karşısında koskoca bir erken boşalma problemi olarak onu karşılayacaktır.


Toplumsal, ahlaksal baskılarımızla eğitmeye çalıştığımız dahası öğrettiğimiz suçluluk duymalısın görüşlerimiz, çocuklarımızın cinsel bakış açılarını son derece negatif etkilemektedir. Korku veya suçluluk vajinismusun, korku ve çatışma cinsel iktidarsızlığa, bağlanmaya dair korkular geç boşalma problemlerine, ödipal korkular, reddedilme korkusu cinsel isteksizliğin temel nedenleri olarak örnek verilebileceğimiz başlıcalarıdır. Hepsinde de görebileceğimiz gibi ortak öğretilmiş korkular ve kaygılar yer almaktadır.


Sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir ailenin hatta sağlıklı ilişkilerin temel taşlarından biridir cinsel yaşamımızın doyum içinde olması bu bağlamda çok önemlidir.


Hayatımızın bir noktasında öğrenilmiş yanlışlıklara ya da yanlış anlamalara müdahele edilmedikçe bu yanlış öğrenmeler kendiliğinden yok olmuyorlar. Ve bu yanlış öğrenmeler ta ki sorun olarak kişilerin karşısına çıkana kadar geciktirilip ötelenmekte ve sorunun gittikçe derinleşmesine sebep olmakta birçok bireyin cinsel hayatının kabusa dönmesine sebep olan bu sorunların neyse ki çözümleri de bulunmaktadır. Artık karar sizin….

İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!