VUCUT BÜTÜNLÜĞÜNDE DİŞLERİN ÖNEMİ

Günlük hayatımızda çoğumuz ağız ve dişlerimizin gördüğü görevlerin hatta onların varlığının bile farkına varmayız. Yemek yeme insanlar için bir zorunluluk olmanın yanı sıra büyük bir keyif aracıdır. Fakat bir şeyler yanlış gittiği zaman büyük bir acı da olabilir. Ancak bir şeyler ters gittiğinde veya ağrımız olduğunda dişlerimiz aklımıza gelir. Ağzın en bilinen rolü, sindirim sisteminin giriş kapısı olması ve sindirim sürecini başlatmak için tasarlanmış olmasıdır. Dişler besinleri ısırmak, koparmak, öğütmek, dil ağzın içinde besinleri çevirmek ve tat almak için, tükürük ise yutmaya yardım etmek ve yiyeceklerin sindirimini başlatmak içindir. Fakat dişlerin bu görevlerinin yanı sıra vücut bütünlüğündeki önemi çoğu zaman göz ardı edilmekte ve tıp hekimlerimiz için dişler vücudun farklı ve ayrı bir bölümü olarak algılanmaktadır.

İnsan organizmasında otonom sinir sistemi çok geniş bir ağ yapısı içindedir. Eğer bir karşılaştırma yapacak olursak, bedenimizdeki bu sinirlerin uzunluğu dünyamızın çevresinden 12 kat daha fazla olup, bedenimizde bulunan 40 trilyon hücreyi birbirine bağlar.Bu sistem bedenimizdeki tüm yaşamsal faaliyetleri kontrol eder; solunum sistemini, vucut ısısını, sindirim salgı bezlerini, metabolizmayı, hormonal faaliyetleri ve salgılanmalarını, kalp ve dolaşım sistemini kontrol ederek yaşamı otomatik olarak kontrol eder.

Bu gün bildiğimiz bir gerçek, bu sinirlerin, hastalıklara diğer deyişle dengesiz fonksiyonların hem oluşmasında hem de iyileşmesinde rol almasıdır. Bu sinir sisteminin doğal işleyişini aksatan vücudun içindeki ya da dışındaki her türlü bölgeye bozucu alan denir. Bozucu alan vücudun geçirmiş olduğu herhangi bir rahatsızlık veya cerrahi girişimden sonra iyileşmenin tam olmaması, burada biriken atık maddelerin vucudun bütününe sürekli olumsuz sinyaller yollamasıdır. Bağırsak florası bozukluğundan sonra en fazla bozucu alan kafa bölgesi ve dişlerde görülmektedir. Tüm yara yerleri(diş çekim ve operasyon yerleri de dahil) bozucu alandır

Dişleri besleyen sinirle bütün vücudu besleyen sinir beyinde aynı çekirdekte bulunur. Gene dişleri besleyen sinirler sempatik ve parasempatik lifleriyle bütün vücuda dağılan vagal sinirle kafada aynı ganglionlarda buluşur. Bu nedenden dolayı dişler bütün vücudu, hormonları ve duyguları etkilerler. Bu bağlantı yüzünden dişlerdeki tedavi hatalı dolgular, bedenle uyumsuz metal sinyalleri, dişeti hastalıkları , enfekte dişler, düzgün doldurulmayan kanal tedavileri, kök parçaları, gömük dişler, tam iyileşmemiş çekim yerleri, bedene sürekli olarak olumsuz sinyaller yollarlar. Aynı şey tersi içinde geçerlidir. Vücudun herhangi bir yerinden yollanan olumsuz sinyaller diş ve dişetlerinde problemlere neden olabilir.

Yapılan çalışmalarda %36 oranında diş hastalıklarının vücutta hastalık oluşturduğu ortaya çıkmıştır. Diş ve dişetlerinde çoğalan zararlı bakteriler kan yoluyla vücudun diğer bölgelerine iletilirler. Bu bölgedeki sinirsel ağın vücudun her bölgesiyle iletişimi olduğundan gene bu bölgedeki hasarlı sinyaller vücudun diğer bölgeleri tarafından daimi olarak bozuk bir sinyal olarak algılanırlar. Bunun sonucunda hastalıklar ortaya çıkabilir.

Kalp hastalıkları başta olmak üzere, üreme organları(gebelerde erken doğum, düşük doğum ağırlığı gibi sorunlar da dahil), beyin, eklem hastalıkları, bazı kanser türleri gibi hastalıklarda diş hastalıklarının önemli bir etken olduğu üniversiteler tarafından yapılmış araştırmalarla ortaya konulmuştur.

Bir çok boyun ağrısı, bel ağrısı, başağrısı, kulak çınlaması, kronik yorgunluk, allerji gibi hastalıklar düzgün yapılan diş tedavilerinin ardından iyileşebilir. Doğum sonrası görülen pek çok zihinsel ya da bedensel defektlerde kalıtsal özelliklerin yanı sıra, fetusun annenin dişlerinden aldığı ağır metallerin etkisi olabilir.

Vücut bir bütündür ve dişler bunun çok önemli bir parçasıdır. Ağrı yapmıyorsa dişlerde bir sorun yoktur mantığı yanlıştır. Nasıl olsa biri çekilse geriye 31 tane kalır, ya da protez takarak hayatımızı devam ettirebiliriz mantığı pek çok dişsel problemin yanı sıra tüm vücuttaki problemlerin de gözardı edilmesine neden olmaktadır.

Hastalık oluştuktan sonra tedavi yapılması politikası yerine, hastalık oluşmadan önce önlem alınması, koruyucu hekimlik çalışmalarının artması, hem tedavi maliyetlerinin azalmasına hem de daha sağlıklı bir topluma sahip olmaya neden olacaktır. Koruyucu hekimliğin olmazsa olmaz basamaklarından birisi de ağız diş sağlıdır.


İstanbul Genel uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!