VALENTİN GÜNÜ

Geçtiğimiz hafta sonu her yıl neredeyse tüm dünyayı ve ülkemizi iki ayrı düşünceye bölen gün olan sevgililer gününü geride bıraktık. Bu köşemde bilmeyenler, daha önce araştırmayanlar için sevgililer gününün ne olduğunu ve insanların bu gün ile alakalı neler düşündüğüne değineceğim. Naçizane bu ve benzeri durumlar karşısında nasıl bir yaklaşım sergilenebilir ondan bahsedeceğim.

Öncelikle neymiş bu “Sevgililer Günü” ona bakalım. Her yılın 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün,Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" İngilizce: St. Valentine's Day olarak bilinir. Valentine kelimesi, batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.

Peki neden 14 Şubat günü?

Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa'da ve İngiltere'de 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar vermekteydi ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap etmekteydiler.

14. yüzyıl öncesinde de bazı benzer kutlama girişimleri olduğunu daha derinlemesine araştıran okurlarım görecektir. Köşemde o kadar derinine maalesef inemeyeceğim konunun. Ek olarak yalnızca şu bilgiyi de verebilirim.14 Şubat’ın toplumsal hareket haline gelmesi 1800 yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından sonra gerçekleşmiştir.

Kısa tarihi bilgilerden şu farkındalığı yaşayacağımızı düşünüyorum. Bahsi geçen gün dün başlamadı, yarın bitmeyecek. İşte galiba bu noktada yazımın başlarında bahsettiğim iki ana grupta inceleyeceğim düşünce yapılarına değinebilirim.

1.Genel Düşünce:” Bırakın böyle özel günleri. Bunların hepsi kapitalist düzenin oyunları.”

2.Genel Düşünce:” Ne kadar anlamlı bir gün. Sevgilimizi, sevdiklerimizi hatırladığımız gün."

Eminim bu cümlelerin çok benzerlerini sıklıkla işittiniz yahut belki bunlardan herhangi birini savunmaktasınız. Şahsen her iki düşünce yapısını da kendi içinde mantıklı buluyorum. Biri materyalist yaklaşım, diğeri ise gayet romantik yaklaşımlardır bana göre. Ve hiçbir yaklaşıma saçma denmemelidir ki farklılıklarla birlikte yaşamanın güzelliğine erişelim.

Bırakalım isteyenler bu günlere özel etkinlikler yapsın, istemeyenler yapmasın. Bizler de insani görevimiz olarak her birine saygı duyalım her ne kadar bize uymasa dahi…

Sevgilerimle…


Bursa Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!