Vaginismus Hastalık Değil, Bilinçaltının Savunma Mekanizmasıdır

Her canlının temel ortak programı, yaşamı korumaya yönelik güvenli alanı belirleyerek canlıyı o alanda tutmayı hedefler.

İnsanda bilinçaltı tarafından oluşturulan bu programın veri tabanı anne karnında oluşturulmaya başlar. Bilinçli aklın devrede olmadığı dönemde bilinçaltı duyduklarını, gördüklerini, hissettiklerini, şahit olduklarını veri tabanına eklemektedir. Bilinçli akıl devreye girene kadar bilinçaltı sahibini görevli alanda tutmak için gerekli verilerini toplamış bunlarla inanç kalıplarını çoktan oluşturmuştur bile. İşte bu inanç kalıpları bizi biz yapar.

Bizi biz yapan bilinçaltı kalıplarımızın, inançlarımızın farkında değilsek bilinçli tercihlerimizi hayata geçirmekte çoğu zaman neden zorlandığımızı anlayamayız. Ör. Topluluk karşısında konuşurken engellenemeyen kalp çarpıntısı, terleme, gök gürültüsünde karanlıkta duyulan korku, sinirlendiğinizde engellenemeyen yeme isteği,nefes yetmezliğine rağmen bırakılamayan sigara,bağımlılıkların her çeşidi (anne baba alışveriş…)

Bu bilgiler ışığında toplumumuzda vaginismusun % 10 gibi bir sıklıkla, sağlıksız cinsel yaşamların çok daha büyük oranlarda görülmesini anlamak hiç de zor değil.

Toplumumuzda kız çocuklarının bilinçaltı inanç kalıplarını oluşturan söylemleri, davranışları, duygu yüklerini aşağı yukarı hepimiz biliriz.

“Kızsın kendini koru, erkekler kızlara zarar verir, o erkektir elinin kiri, cilve yapıp basitleşme, hafif kadınlar gibi davranma, kendini ağırdan sat, duygularını bastır isteklerini söyleme o anlasın, kadının görevi annelik ve eşliktir, böyle şeyler ayıp, günah .”

Bu söylemlerle oluşan bilinçaltı, asli görevini yapmaya başladığında, kızı zarar veren erkekten korumaya kalktığında genç kadın şaşırır. “Herkesin yaptığı işi ben neden yapamıyorum, cinsellik bana iğrenç geliyor, eşimin dokunmasını istemiyorum, böyle şeylere ne gerek var, eşime karşı tüm görevlerimi yapıyorum bu da olmasın ne olur ki. Ben anneyim cinsellik neyime gerek… gibi söylemlerle bilinçaltı savunma sistemlerini oluşturur.

Gerçek şudur ki, sağlıklı cinsellik meşru-keyifli cinsel deneyimler insan neslinin devamlılığı programında verilmiş hazır bir lezzettir. Her iki cinsin fiziksel ruhsal sağlığı, birlikteliklerinin kalitesi, enerji bedenlerindeki dengenin sağlanması cinsellik programının sağlıklı işlemesi ile doğru orantılıdır.

Tüm sistemin önemli bir parçası olan cinselliği bilinçaltı inanç kalıpları, negatif hipnozlarından dolayı sağlıkla ve keyifle, olması gerektiği gibi yaşayamayan, inkar eden, yok sayan kişiler- çiftler bunun bedelini fiziksel hastalıklarla( geçmeyen akıntılar, kasık ve bel ağrıları, gece başlayan sırt ağrısı, migren, düzensiz adetler…) kavgalarla, boşanmalarla ödemektedir. Zira dengenin bir parçasını yok saydığınızda denge bozulur. Fıtratın ihtiyacı, bilinçaltı negatif kalıplar, koşullanmalar, ayıplar, yasaklardan dolayı karşılanmadığında sistem çöker.

Sadece evliliği kurtarmak, kocaya karşı vazifeyi yapmak için vajinismustan kurtulmak çabaları da kalıcı bir çözüm değildir.

Cinsel yaşamında sorun yaşarken bunu çözmek yerine, cinselliği yaşamından çıkarmaya yönelik savunmalarını geliştirenler, fıtrattan ayrılmanın sıkıntılarını bedenlerine, zihinlerine, hayatlarına çekmeyi baştan kabul etmektedirler.

Aklını seven herkes, aklını koşullanmalarla oluşan bilinçaltının köleliğinden kurtarmalıdır.

Tabii köleliği tercih ederek hayatın meşru keyiflerine kendini kapayıp, kendi programının koşullanmalarla bozulmasına izin veren ve bunda ısrar eden birisine kimsenin yardım etme şansı olamaz.

Karar ve sonuç tamamen kişinin kendisine bağlıdır. Kişi iki seçenekten birini tercih eder.

1.Kadın ve erkeğin yaradılış programı içine büyüleyici bir incelikle yerleştirilmiş cinsel yaşam keyiflerine şahitlik etmek, kabul etmek, şükretmek. Fıtratta var olan ve büyük hikmetlerle bezenmiş cinsel yaşamı kabul ederek buradaki enerjiyi yaşama, ilişkilere akıtmak.

2.Koşullanmalarla oluşan bilinçaltının köleliğinde yaradılış programının gereklerini yok sayarak prangaların izin verdiği çember içinde yaşam döngüsünü tamamlamak.

İşin güzel tarafı tercihler her zaman değiştirilebilir. Geçmişte ne olmuş olursa olsun, koşullanmalar ne kadar derinlerde, yaşlar ne kadar ileride de olsa prangalar her zaman kırılabilir. Her zaman kölelikten fıtratın özgür alanına geçilip yaşamın her rengi, her lezzeti tadılabilir.

İşte burada bilinçli akla, cüz-i iradeye iş düşmekte, yapılan tercihe göre yaşamın kalitesi renkleri değişmekte .


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!