Tiroidin iltihabi hastalıkları

Tiroidin iltihabi hastalıkları

Tiroidin iltihabi hastalıklarına tıp dilinde verilen isimlerin, türkçeye çevrilmelerinde ne yazık ki zorluk yaşamaktayız. Dolayısıyla bu sayfada verilen Türkçe isimler tıbbi isimlerle bire bir örtüşmeyebilir. Tiroidin iltihabi hastalıklarına genel olarak tiroidit denir. Bu kısımdan itibaren bu hastalıklar için zaman zaman tiroit iltihabı zaman zaman da tiroidit kelimesi kullanılacaktır.

Bu gruptaki hastalıklar üç ayrı şekilde ortaya çıkabilirler.
- Bakteri gibi mikropların neden olduğu iltihaplara Hızlı gelişen tiroit iltihabı (akut tiroit iltihabı; akut tiroidit)
- Virus gibi mikropların neden olduğu düşünülen ya da bilinmeyen bir nedenle ortaya çıkabilen daha yavaş gelişen ve çoğunlukla kendiliğinden düzelen iltihaplara kısa-orta süreli tiroit iltihabı (subakut tiroit iltihabı; subakut tiroidit)
- Başladıktan sonra çoğunlulukla sürekli devam eden iltihaplara ise müzmin tiroit iltihabı (kronik tiroit iltihabı; kronik tiroidit)

Bu hastalıklara zaman zaman tiroidin işlevsel (çalışma) bozuklukları eşlik edebilir.

HIZLI GELİŞEN (AKUT) TİROİT İLTİHABI

Tıp dilinde akut tiroidit olarak adlandırılan ve çoğunlukla bakteri adı verilen mikropların neden olduğu ender görülen bir iltihaptır. Normal şartlar altında tiroide mikrobun yerleşmesi çok zordur. Ancak kan yolu ile veya komşu dokulardaki iltihaplarda bulunan mikroplar tiroide ulşabilir. Çocuklarda daha sık görülür ve genellikle orta kulak iltihabı (otit) ve bademcik iltihabı (tonsilit) gibi üst solunum yolları iltihaplarından sonra ortaya çıkar. Ateş, titreme, tiroit bölgesinde ağrı,  şişme ve kızarıklık  en önemli bulgulardır.

Tanı için tiroit ultrasonu ve beraberinde tiroit ince iğne biyopsisi  yapılabilir.  Alınan örnekte mikrop olup olmadığına bakılır. Tedavisinde antibiyotik adı verilen ilaçlar kullanılır. İçinde irin birikmişse(apse) cerrahi yolla bu irin boşaltılmalıdır. Ayrıca mikrobun buraya ulaşmasına neden olan kaynak varsa o da tedavi edilmelidir. Hastalığın tekrarlaması halinde tiroidin çıkarılmasına yönelik cerrahi girişim yapılması gündeme gelebilir.

KISA-ORTA SÜRELİ (SUBAKUT) TİROİT İLTİHABI

Tıp dilinde Subakut tiroidit olarak bilinen bu hastalık, ağrılı tiroit iltihabı, ağrısız (sessiz) tiroit iltihabı ve doğum sonrası tiroit iltihabı (post partum tiroidit) olarak üç ayrı şekilde incelenir.

AĞRILI TİROİT İLTİHABI

 Virüs adı verilen mikropların neden olduğuna inanılmaktadır. Ayrıca genetik yatkınlığın da rolü olduğu belirtilmektedir. Sonuçta tiroit hücrelerinin önemli bir bölümü ya da bir kısmı tahrip olur. Sıklıkla gripal bir durumdan sonra boyun ve tiroitte ani başlayan ve kulağa doğru yayılan ağrı vardır. Tiroit şiş ve basmakla duyarlıdır. Bu sırada ölçülen kan çökme hızı (sedimantasyon hızı) saatte 50mm'den yüksek bulunur. Tiroit sintigrafisinde tiroit ya görülmez ya da silüet şeklinde görülür. 
Bu hastalık genellikle dört devreli bir seyir gösterir ve çoğunlukla kendiliğinden iyileşir. İlk devredehastalığın başlamasıyla birlikte tiroitte bulunan depo halinde bulunan hormonlar kana geçer ve fazla çalışan tiroit bulguları ortaya çıkar. Bu hastalarda kan TSH düzeyi düşük, tiroit hormon düzeyleri (T3 ve T4) yüksektir. Bu devredeki hastaların çoğunda sadece ağrı gibi yakınmalara yönelik tedavi verilmesi yeterlidir. Bazen bu devrenin şiddetli olması kortizon verilmesini gerektirir. Ikinci devredekandaki hormonlarının düzeyi normale düşer ve normal çalışan tiroit haline gelir. Kan T3 ve T4 düzeyleri çoğu zaman normal sınırlardadır. Üçüncü devrede az çalışan tiroit ortaya çıkar. Çünkü tiroit hücrelerindeki harabiyet henüz düzelmemiş olduğundan tiroitte hormon üretimi azdır ve kana daha az hormon geçmektedir. Dolayısıyla TSH yüksek T3 ve T4 düzeyleri düşük olabilir. Bu devrede klinik bulgular belirginse, hastalara tiroit hormonu içeren ilaç verilmesi gerekebilir. Bazı hastalarda ise bu devre kalıcı olabilir ve  hastalık dördüncü devreye geçmez. Bu durumda hastalar az çalışan tiroit gibi tedavi edilirler. Dördüncü devrede, tiroit kendini toparlamaya başlar ve hormon üretimi artarak kan hormon düzeyleri normale döner. Tiroitte nodül varsa yukarıdakilere ek olarak nodüllü hastalarda tedavi kararının verilmesi başlığında belirtilen ilkelere göre yaklaşılır.

AĞRISIZ TİROİT İLTİHABI

Bir çok yönü ile ağrılı tiroit iltihabına  benzer, ancak bu hastalıkta boyun ağrısı yoktur vesedimantasyon hızı normaldir. Sessiz tiroidit olarak da adlandırılan bu hastalığın nedeni tam olarak bilinmemekle beraber vücut savunma sistemlerinin tiroide karşı oluşturduğu tiroit antikorları denen yapıların sorumlu olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bu hastalarda çoğu kez anti TPO antikoru yüksek bulunur. Tedavisi ağrılı tiroit iltihabına benzer. Kimi durumlarda bu durum fazla iyot alımı sonucu ortaya çıkabilir.

DOĞUM SONRASI TİROİT İLTİHABI
Bu hastalık yeni doğum yapmış kadınlarda ortaya çıkan ağrısız tiroit iltihabının özel bir şeklidir. Dolayısıyla bulguları, tanısı ve tedavisinde herhangi bir farklılık yoktur.

MÜZMİN TİROİT İLTİHABI

Tıp dilinde Hashimoto hastalığı ve Riedel tiroiditi olarak adlandırılan iki ayrı müzmin tiroit iltihabı vardır. 

HASHİMOTO HASTALIĞI

Bu hastalığın ortaya çıkış nedeni vücut savunma sistemlerinin tiroide karşı oluşturduğu tiroit antikorlarının tiroit üzerindeki olumsuz etkileridir. Bu etkilere karşın hastaların yaklaşık %75'inde tiroit normal çalışmaktadır. Ancak TSH değerleri yüksek olabilir. Hastaların beşte birinde tiroit hücrelerindeki harabiyete bağlı olarak az çalışan tiroit bulguları ortaya çıkar. Bu hastalarda TSH yüksek, T3 ve T4 düzeyleri düşüktür. Hastaların %5 kadarında ise tiroit antikorları tiroidi uyararakfazla çalışan tiroit tablosuna neden olabilirler. Bu durum, Hashimoto hastalığında fazla çalışan tiroit anlamına gelen hashitoksikoz olarak adlandırılır ve TSH düşük, T3 ve T4 yüksek bulunabilir.

Hashimoto hastalığı olan hastalar, tiroit bölgesinde ağrısız ve sert olan bir şişlik ve/veya daha ziyadeaz çalışan tiroide ait bulgularla hekime gidebilirler. Bazen başka nedenlerle kontrol edilen hastalarda Hashimoto tiroiditi olduğu saptanır. Tiroit antikorları ölçüldüğünde; çoğu zaman Anti TPO antikor bazen de anti Tg antikor ve anti TSH-R antikor yüksek bulunabilir. 

Tiroit ultrasonu yapılan hastalarda yaygın veya nodüler guatr ve tiroidin kan akımında artış saptanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta nodüllerin yalancı nodül olabileceğidir. Gerçek nodül saptanan hastalara tiroit ince iğne biyopsisi  yapılmasında yarar vardır. 

Hastalığın bulgularına ve tetkik sonuçlarına göre hastaların tedaviye gereksinimi olup olmadığına karar verilir. Örneğin tiroit işlevini gösteren testlerden; TSH değeri normal veya üst sınıra yakın, T3 ve T4 düzeyleri normal ve klinik bulgusu olmayan hastalar izleme alınabilir. Buna karşın TSH değeri yüksek, T3 ve T4 değerleri normal olmakla beraber az çalışan tiroit tablosu gösteren ya da T3,T4 değerleri düşük olan hastalara tiroit hormonu içeren ilaç verilmelidir. Kanser şüphesi olan nodül, bası bulguları ya da kötü kozmetik görünüme neden olan guatr varlığında cerrahi tedavi gündeme gelebilir.

RİEDEL HASTALIĞI

Çok ender görülen bir hastalık olup, nedeni tam olarak bilinmemektedir. Müzmin iltihaba bağlı tiroit çoğu kez normalden küçük, serttir. Tiroitteki müzmin iltihap etraf dokulara yayılarak tiroidin bu dokulara sıkı sıkıya yapışmasına ve bası bulgularına yol açabilir. Bu bulgular tiroidin anaplastik kanseriile karışabileceğinden dikkatli olunması gerekir. 

Hastaların çok az bir kesiminde az çalışan tiroit bulguları ortaya çıkabilirse de hastaların çoğunda TSH, T3 ve T4 değerleri normaldir. Kesin tanı tiroit ince igne biyopsisi, bazen de ameliyatla alınan cerrahi biyopsi ile konur. Bu işlem hastalığın kanserden ayırt edilebilmesi için de gereklidir. 

Hastada az çalışan tiroit bulguları varsa tiroit hormonu içeren ilaç tedavisi gerekir. Diğer hastalar izlenir. Eğer ciddi bası bulguları varsa hastaya rahatlatıcı cerrahi girişim yapılabilir.

Bu makale 11 Mart 2019 tarihinde güncellendi. 0 kez okundu.

Yazar
Prof. Dr. Adnan İşgör

Prof. Dr. Adnan İŞGÖR, tıp eğitimini 1968 - 1975 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, ihtisasını ise 1975 - 1980 yılları arasında yine aynı fakültenin Genel Cerrahi Anabilim Dalı'nda yapmıştır. Uzmanlık eğitimi sonrasından akademik ve mesleki kariyerine Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı'nda devam etmiş olan Prof. Dr. Adnan İŞGÖR, aynı anabilim dalında 1987 yılında Doçent, 2004 yılında ise Profesör kadrosuna atanmıştır. 1991-2004 yılları arasında Şişli Etfal Eğitimi ve Araştırma Hastanesi'nde Genel Cerrahi Klinik Şefi olarak, 2004-2009 yılları arasında Haliç Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü'nde öğretim üyesi olarak, 2008-2016 yılları arasında Medicalpark Göztepe Hastanesi'nde Uzman Doktor olarak, 2012-2016 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapmışt ...

Etiketler
Hashimoto hastalığı
Prof. Dr. Adnan İşgör
Prof. Dr. Adnan İşgör
İstanbul - Genel Cerrahi
Facebook Twitter Instagram Youtube