Terörün amacı toplumu şiddet yoluyla ürkütmek, paniğe yol açmak, toplum düzenini bozarak hükümetleri ya da devletleri ekonomik, dini ya da siyasi anlamda istedikleri noktaya çekebilmektir. Bu bakımdan terör genellikle istediği etkiye yol açarak insanları öncelikle bireysel anlamda korkutur ve toplumun kitle olarak hareket yönünü değiştirir. İnsanların sosyal yaşam alanlarını daraltmalarına ve kalabalık ortamlardan uzak durmalarına yol açar. Korkmak doğal bir tepkidir. Çünkü insanın hem bireysel olarak hem de toplumsal olarak en temel güdüsü hayatını sürdürmek ve buna bağlı olarak da çevresine güven duymaktır. Terör işte bu güven duygusuna zarar vererek toplumu bir arada tutan değerleri sarsabilir.

Terör maalesef günümüzün en önemli sorunları arasında yerini almış bulunuyor. Tıpkı trafik kazaları gibi, hastalıklar gibi, doğal afetler gibi. Ancak terör insanın bilinçli bir şekilde diğer insanlara zarar verme eylemidir ve bu yönüyle bile tek başına toplumda nefret uyandırır. Çocuklara olumsuz olayları ve kayıpları anlatmak her zaman çok zor olmuştur. Terör olayını anlatırken de bir kitleye, bir kültüre, bir etnik varlığa olumsuz söylemler geliştirmeden zaman zaman bu tip olumsuz olayların olabileceğini, her toplumda toplumun düzenini bozmaya çalışanların olduğunu ve maalesef bazı insanların da bu nedenle zarar gördüğü anlatılabilir. Burada çok fazla ayrıntıya girmeye gerek yoktur.
Terör saldırıları nedeniyle hayatını kaybedenlerin çocuklarına bu kaybı açıklamak gerçekten kolay değildir. Bilindiği gibi Şehitlik makamı birçok kültürde zaten çok anlamlı ve değerli bir makamdır. Bu anlamda şehit yakınları toplum içinde gereken saygıyı göreceklerdir ancak elbette ki kayıp şekli ne olursa olsun sonuç olarak babasını ya da yakınını kaybetmiş bir çocuk onun nasıl öldüğünden çok neden öldüğüyle ilgilenecektir. Bir ölümü nasıl anlatıyorsak o şekilde anlatmak gerekir ve yine konuyu kısa ve net biçimde özetlemek gerekir.
Bu süreçte özellikle okul öncesi çocuklara ayrıntı vermemek gerek. Yaşı biraz daha büyük çocuklar babasının mezarına götürülebilir, cenazesine tanıklık edebilir. Kaybı takiben dönemlerde de sürekli olayı gündemde tutmak yerine bir an önce hayatına devam etmesi sağlanmalıdır. Ölüm çok abartılı bir biçimde anlatılırsa çocuk bu durumun çok iyi bir şey olduğunu düşünebilir. Bu defa babasının ölümünden sonra kendisinin neden yaşıyor olduğunu sorgulamaya başlayabilir.

Elbette her zaman olduğu gibi bu tip olaylardan en çok çocuklar etkileniyor. Öncelikle güven duygusunu kaybediyorlar. Sürekli olumsuzluğun olduğu ve yaşandığı bir yerde ciddi kaygılar geliştirebiliyorlar. Sürekli olarak başlarına kötü şeyler gelecek duygusuna kapılarak sosyal hayatlarını sınırlandırmaya ve içe dönmeye başlayabiliyorlar.
Çocuklar korkuyu da öğreniyorlar. Özellikle yetişkinlerin dünyasını model aldıklarını ve sürekli olarak onları gözlemlediklerini düşünürsek çocukların korkular geliştirmesini normal karşılamak gerekiyor. Korkunun devam edip etmemesi de biz yetişkinlerin tutumuna bağlı. Aşırı koruyucu ve korkulu bir anne babanın çocuğuna güven aşılamasını elbette ki bekleyemeyiz. O nedenle her tür olumsuzluğa karlı normal hayatın sürüdürülmesi çok önemli. Bu aynı zamanda terörün de istediği amaca ulaşamaması demek olacak ve terörle mücadele edene güvenlik güçlerinin de elini sağlamlaştıracaktır.
Aslında çocukların bu tip haberlerden uzak tutulması gerekiyor. Terör olsun ya da olmasın her tür şiddet içerikli haberden uzak tutulmaları önemli. Çocuklar için bu tip haberleri izlemek bir süre sonra şiddeti bir oyun gibi görmelerine ve olağan karşılamalarına yol açıyor. Çocukların bilgisayarlarla ve telefonlarla bu kadar içli dışlı olmalarının en büyük tehlikesi bu, doğrudan her tür habere ve bilgiye ulaşabiliyor olmaları. Çocuklar özellikle okul çağı çocukları uyumadan mümkün olduğu kadar ekranlardan uzak kalmak ve onlarla etkinliklerde bulunmak önemli bir adım. Bunun dışında çocuklara açık açık, 'sizin izlemenizin yanlış olduğu görüntüler yer alabilir' diyerek uyarmak ve neden onların izlemesine izin vermediğinizi açıklamak da yararlı olur.

Terör olayları bütün insanları, hepimizi ruhsal olarak derinden etkiliyor. Terör ya da afet gibi olaylar sonrasında bir tür bunalım yaşanıyor, bu bunalımdan nasıl çıkmak bazen çok zor olabiliyor.
Örneğin Soma faciasından sonra da benzer şeyler olmuştu, herkes derin bir travma yaşamıştı. Bu tür olaylar hem bireysel hem de toplumsal anlamda derin izler bırakıyor. Başa çıkmak zor. Ancak aşılamayacak diye bir şey yok. Aşamazsak tehlikelidir zaten. Ancak biz birbirine bağlı hatta bağımlı yaşayan bir toplumuz ve bu tür olaylarla başa çıkmakta da bunun yararlarını görüyoruz. Birlik oluyoruz, güçleniyoruz, birbirimize güç veriyoruz. Dikkat edilirse Soma faciası sonrasında hemen herkes bir araya gelip çok büyük organizasyonlar oluşturuldu. Herkes inanılmaz bir sorumluluk ve yardımseverlik bilinciyle bir araya geldi ve işin ucundan tuttu.
Elbette ki kayıpları geri getiremeyiz ama onların yarım bıraktığı yerden görevi devralabiliriz. Bireysel anlamda başa çıkmakta zorlandığımız yerde de hiç gecikmeden psikolojik desek almak çok önemli.

Sosyal medya ve internette terörle ilgili yayılan haberler de çocukları çok etkiliyor.
Sosyal medya artık hayatımızın her anında ve her yerde. Engellemek hem mümkün değil, hem de doğru değil. Artık medya okur yazarlığı dersleri de ciddi anlamda önemli hale geldi. Medya okur yazarlığı sadece medyanın nasıl kullanılacağını değil, nelerden korunulması gerektiğini de anlatması bakımından çok önem taşıyor.
Sosyal Medya doğru kullanılırsa çok yararları olan bir mecra. İnsanlar bir anda bir araya gelebiliyor, yardım çağrılarında bulunabiliyor, yararlı organizasyonlar oluşturabiliyor, kan arayışlarını karşılayabiliyor, kayıplarını bulabiliyorlar. Bu açılardan yararları varken olası tehlikelerden korunmak için yasaklamak doğru değil, doğru olan sağlıklı ve güvenli kullanımını hem kendimiz öğrenmek hem de çocuklarımıza öğretmek. Ancak burada eğri oturup doğru konuşmak gerek: Hem oyalansın diye yemekte, sokakta, lokantada eline tabletleri ve telefonları sınırsız sunup hem de çocuğumu uzak tutamıyorum diye şikayet etmek samimi olmaz.

Terör olaylarında yakınlarını kaybeden ve özellikle babasını kaybeden çocuklar için durum daha zor. Şehit yakınları hem bireysel kayıplarının acısını yaşarlarken hem de toplumsal bir sorumluluğun yükünü de taşımak zorunda kalıyorlar. Bu durum kayıp yaşayan insanların kaybın acısı ile başa çıkmalarını kolaylaştırıcı olduğu kadar zorlaştırıcıdır. Çocuğun üzerine yapışan ve ömür boyu taşıyacağı bir etiketi vardır. Hem babası ölmüş olmak hem de şehit çocuğu olmak.
Şehit çocuğu olarak asıl zorlayıcı kısım aile hayatı dışında kalan her tür sosyal alanda babasının ölümü ile ilgili sorulara cevap vermek ve onun nasıl şehit olduğunu anlatmak zorunda kalacak ve toplum içinde hep parmakla gösterilen çocuk olma sorumluluğunu taşımak zorunda kalacaktır. O nedenle amaç çocuğun babası üzerinden var olmasını sağlamak değil sosyal bir birey olarak hayatını devam ettirmesini sağlamak olmalıdır. Bunun için de hem okulda hem de çevresinde doğal akışın sürdürülmesine özen gösterilmelidir.

Unutulmamalıdır ki, terörün amacı normal giden akışı bozmak ve toplumsal düzeni sarsarak insanların güvensiz hissetmesine yol açmaktır. Sırf bu nedenle bile terörün işini kolaylaştırrmamak adına güçlü olmak ve normal hayatımıza devam etmek zorundayız. Korkmak, kaygılanmak çok doğal.
Dünyanın pek çok yerinde bu tip terör ve şiddet olayları oluyor. Dünyanın en güvenli olduğunu düşündüğümüz ülkelerde de okullara, insanlara, binalara yönelik saldırılar düzenlenebilir. Bunu engellemek maalesef mümkün değil.

Amerika'da ikiz kulelere ve İngiltere deki saldırıları hepimiz hatırlıyoruz. Sonuçta bu saldırılardan çökmediler, yıkılmadılar. Aksine daha güçlenerek birbirlerine daha çok kenetlenerek başa çıkmayı öğrendiler. Özellikle bizim gibi geçmişte çok badireler atlatmış, büyük savaşlar vermiş ve ayakta dimdik durabilmiş bir ülke için bunu tekrar yapabilmek o kadar zor değil. Yine başaracağız.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!