Bir zaman makinesiyle Ortaçağdan bir alim günümüz dünyasına çıkageliyor. Yüksek yüksek binaların, muazzam mimarilerin ve kalabalıkların arasında bu yeni dünyayı anlamaya çalışırken, bir makine fark ediyor. Evet teknoloji ilerlemiş, atlar arabalara, mektuplar cep telefonlarına, müzisyenler mp3 çalarlara, tandırlar mikrodalga fırınlara dönüşmüş ancak bir makina var ki, onun gücünü anlamak mümkün değil. Zengin fakir, genç yaşlı, akıllı deli, kadın erkek ayırt etmeden tüm insanlar tamamen bu makinaya kilitlenmiş haldeler. İnsanlar yemek yerken, çalışırken, sevdikleri ile konuşurken, misafir ağırlarken, çocukları ile oynarken gözlerini alamadan bu makinaya bakıyorlar. İnsanlar bu makina açıldığında sohbet etmeyi bırakıyor, sevdiğinin yüzüne artık bakmıyor, çocukları ile ilgilenmeyi bırakıyor, çalışıyorsa elinden işini bir anda bırakıyor ve ona bakıyor. Adeta hipnoz olmuş gibi ona dalıp gidiyor. Adeta hipnoz olmuş gibi...

Hepiniz hikayede geçen makinanın televizyon olduğunu anlamışsınızdır. Televizyonun hayatımızda ne kadar büyük yer kapladığına baktığımızda dehşete düşmemek mümkün değil. Necati Bey tüm gün işyerinde patronun verdiği işleri ile uğraşır, tek hayali mesai bitiminde evine gidip koltuğuna oturup tv karşısında sızmaktır, Aylin Hanım bir haftadır Çarşamba günü yayınlanan dizinin yeni bölümünü beklemektedir, bu süreçte Pazartesi, Cuma ve Cumartesi akşamları yayınlanan dizilerin de yeni bölümünü izlemiştir ve günleri dizilerin yeni bölümlerini bekleyerek geçerken, gündüzleri de izdivaç programlarını izleyerek insanları evlendirmektedir. Bir an olsun televizyondan kopmak mümkün değildir.

Sezgin Bey, iş yerinden arkadaşı Kemal Bey ve ailesini akşam yemeğine davet etmiştir, sofralar kurulur, birbirinden lezzetli yemekler afiyetle yenirken tatlı bir sohbet ve kahkahalar birbiri ardına devam etmektedir. D erken tavşan kanı çaylar gelir, muhabbet koyulaşır fakat Kemal Beylerin küçük oğlu Burak mızmızlanmakta ve ilgi istemektedir. Televizyonu açalım da çocuk oyalansın derler açarlar tabii çocuk bir anda susar ve televizyona kilitlenir. Bir süre sonra herkesin gözü arasıra televizyona kaymaya başlar, sohbet eski koyuluğunu yitirmiştir, hatta Kemal Beyin eşi Şule Hanım içinden –buraya geleceğiz diye dizinin bu bölümünü kaçırmıştım iyi oldu televizyonun açıldığı der ve çaktırmadan diziyi izlemeye başlar. Yaklaşık yarım saat sonra herkes susmuş ve televizyona kitlenmiş bir durumdadır, ara sıra –daha daha nasılsın- sorusu dışında bir muhabbet kalmamıştır.

Yapılan araştırmalar göre Türk ailesi televizyon bağımlısı. Yapılan bir anket sonucuna göre ülkemizin % 59'u günde 1-3 saat, % 22'si 4-6 saat, %4'ü ise 7 saatten fazla televizyon izliyor. Bir ailenin birlikte yaptığı faaliyetler arasında 1. Sırada televizyon izlemek geliyor. İnsanlar televizyonun yokluğunu hayal edemediklerini belirtiyorlar.

Bağımlılık, kişinin kullandığı madde üstünde kontrolunu kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürdürememeye başlamasıdır. Bu tanıma göre, bu oranlara baktığımızda, ülke olarak televizyon bağımlısı olduğumuzu ve bunun ne kadar içler acısı bir sonuç olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Televizyon yayını yapan uydularda arıza çıksa ve insanlar bir hafta televizyondan uzak kalsa o hafta nasıl geçerdi hayal edin. Haber bülteni yok, diziler yok, kısacası bizi evimizde kitleyen bir hipnoz makinesi yok. Televizyonu hayatımızdan çıkardığımızda herşeye ne kadar çok zaman kaldığını görebiliyor musunuz? Kendimize, ailemize ve sevdiklerimizle ilgilenmeye, farklı hobilerimizle uğraşmaya, kendimizi geliştirmeye, kitap okumaya aslında ne kadar çok zamanımız varmış ve biz hipnozun etkisinde olduğumuz için bunu farkedemiyor muşuz değil mi?

Hayat inanınki kandırıkçı bir cihazın karşısında geçirmek için çok çok kısa. Bugünden itibaren televizyonla olan ilişkinizi sorgulamaya başlamalıyız. Günümüzün azımsanmayacak bir bölümünü kaplayan televizyonun kontrolünü elimize almazsak, koyun gibi yaşayan, düşünürken yorulan,eser bırakmadan gidenler familyasındaki yerimizi almış olacağız. Kim böyle bir insan olmak ister ki?


Balıkesir Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!