TAKINTILI-SAPLANTILI BİRİNİN GÖZÜNDEN DIŞ DÜNYA ve TAKINTILI BİRİYLE YAŞAM ÜZERİNE..

Obsesif Kompulsif Bozukluk ya da halk arasında bilinen adıyla "takıntı-saplantı hastalığı" genel popülasyonda çok sık görülen bir hastalıktır. Takıntılı olarak bilinen kişiler takıntılarının sayısı, takıntı alanları ya da saplantılarının gerçekleşmediği durumlarda verdikleri tepkilere göre ayrılırlar. Bu ayrıma göre de toplumda farklı algılanıp, farklı karşılanırlar.

Biz uzmanlar ya da bu hastalık tanısı konan kişiler obsesyonlar ya da kompulsiyonlar denildiğinde tanımlamalar yaparız. Fakat hastaların karşılaştıkları zorluklar, takıntılı olmanın nasıl bir şey olduğu konusunda çok açıklama yapmayız. Bu yazıda hastaların gözünden dış dünya nasıl görünüyor ve hastalar dış dünyada nasıl görünüyor bunu okuyacağız.

Saplantılar bir kişinin hayatını bir çok açıdan zora sokabilir. Temizlik takıntısı olan bir kişi sürekli el yıkamak ya da başkalarının dokunduğu eşyalara dokunmadan önce onları silmek ister. Dünya kirli ve pistir. Hastanın kafasındaki kriterlere uymayan herşey ve herkes mikroplu, potansiyel hastalık yayıcılarıdır. Hastaların tek bir amacı vardır; kendileri ve sevdikleri için temiz, hastalık ve mikroptan uzak güvenilir alanlar yaratmaktır. Dış dünya tehlikelidir ve bu tehlikeli dünyayı sevdileri ve kendileri için kontrol etmek onların sorumluluğundadır. Bu sorumluk duygusu tüm tekrarlayan düşüncelerin (takıntıların) artmasına ya da daha şiddetli olmasına neden olur. Çünkü kişi sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini düşündüğü için daha da detaycı, kontrollü olmaya çalışır.

Bunu bir örnekle anlatmak gerekirse temizlik takıntısı olan bir anne, çocuğu her eve geldiğinde çantasını kapının yanına koymasını ister ve çantanın taşıdığı tehditi yok etmek için çantayı siler. Fakat çocuk bir iki öksürünce acaba dışarıdaki mikropları eve mi taşıyoruz diye düşünüp, çantanın konduğu yeri de hergün çamaşır suyuyla silmeye başlar. Bu şekilde ilerleyen bir düşünce, davranışlarda annenin çocuğunu kapının önünde soyup, banyoya götürmesine kadar ileri gidebilir. Artık bu yaşantı hastalıklara karşı önlem almaktan çok hastalıklara davetiye çıkarır bir hale gelmiştir ve hasta için hem engel olamadığı bir davranış şekli hem de problemin kaynağı olduğunu bilmenin oluşturduğu suçluluk duygusu bazı vakalarda kişiyi depresyona bile sokabilir.

Bu hastaların aile ve arkadaş çevresiyle konuştuğunuzda da ilk söyledikleri “bu hastalarla yaşamanın ne kadar zor ve katlanılmaz” olduğudur. Böylece hasta için bir de “onlar için bunca şey yapmışken takdir edilmemenin” getirdiği hayal kırıklığıda eklenmiştir.

Dış dünya OKB'li bir hastayı anlamakta güçlük çeker. Çünkü ihtimalleri düşük şeyler OKB'li bir hasta için risk alınamayacak kadar önemlidir. Bu da diğerleri için matematiksel bir hatadır (örneğin; yukarıdaki temizlik takıntısı örneğindeki anne için ihtimali düşük hastalık sebeplerini ortadan kaldırmak için harcadığı zaman ve çocuğunu mutlu edebilecek bir gezinti için harcağı zaman).

Böyle biriyle yaşamak bir eş, çocuk ya da arkadaş için de zor olabilir. Eşinin mutluluğu için (ya da kaygısını azaltabilmek için) istemeye istemeye bazı şeyleri yapan çok kadın ve erkek vardır. Bir OKB li gibi düşünebilmek onlar için mümkün değildir. Takıntıları anlamak yerine “biran önce yapayım ve kurtulayım” diye düşünürler. Örneğin kontrol takıntısı olan bir adam sürekli eşine “ocağı söndürmüş müyüm, camı kapatmış mıyım, kapıyı kilitlemiş miyim” diye sorup sorumluluğu paylaşmaya çabalıyorsa kadın bir süre sonra adamın bunları tekrar tekrar kontrol etmeden uyumayacağını bildiği için her gece yatmadan önce her birini ikişer kez kontrol edip, kocasına rapor verip ikisininde rahat bir uyku uyumasına yardımcı olabilir. Bunu yapmadığı geceler adam defalarca yataktan kalkıp kontrol etme ihtiyacı duyacağından ve bütün gece uyumayacağı-uyutmayacağından bunu yapmaktadır fakat her gece kontrolleri kendisi yapıp adama rapor verdiğinde de bilmeden ve istemeden eşindeki rahatsızlığın artmasına ya da kalıcılığına neden olmaktadır.

Sadece aile bireyleri için değil OKB'li bir kişi ile birlikte aynı çalışma ortamını paylaşmakta anlaşılmaz olabilir. Örneğin, sayı takıntısı olan bir öğretmen 3 rakamının uğursuzluğuna inanıyorsa her 3 rakamını gördüğünde ışığı kapatıp açarak uğursuzluğu yok ettiğine inanıyorsa, bu davranışı diğerleri için anlaşılmaz olabilir. İş arkadaşları için tuhaf olan bu OKB'li öğretmen bu davranışının anlamsızlığını bilse bile engel olamamaktadır. Bunun açıklamasını yapamamakla birlikte arkadaşlarının daha az fark edebileceği bir kötü şansı nötürleme davranışı oluşturmaya çabalayacaktır. Fark edilmemek için gösterdiği çaba ve rahatsızlık hissi bir yerden sonra katlanılmaz bir hal alabilir.

Düşünce takıntısı olan bireylerde de benzer senaryolar gözlenir. Çevresine “homoseksüel mesajlar” verdiğini düşünen bir hasta bir topluluk içerisinde sürekli böyle bir mesaj verip vermediğini kontrol etmek ister gibi dikkkatli davranacaktır. Bu düşünceler sürekli olduğunda da kişi grup içerisine girmekten kaçınan ve daha az konuşan bir iş arkadaşına dönüşebilir. Bu tür önlemlerle düşünceleri ile yanlış mesajlar vermekten kaçına kişi aslında arkadaşları tarafından daha anormal göründüğünü farkedemeyebilir. İş arkadaşları onun neden böyle uzak durduğunu anlayamazlar. Anlaşılmaz olmak bir OKB'linin kaderi gibidir.

Hastalar anlaşılmadıklarını düşündüklerinde mutsuzluk ve umutsuzluk yaşayabilirler. Bu durum genellikle kişide depresyona neden olur. OKB'lileri depresyona sokan bir başka neden ise, hastalık nedeniyle yapamadıkları şeyler, gidemedikleri yerlerdir. Yukarıdaki düşünce takıntısı örneğindeki hasta arkadaşlarıyla birlikte vakit geçiremediği, teklifleri değerlendiremediği için bir süre sonra bunalıma girebilir. Ya da günün 8 saatini temizliğe harcayan bir kadın başka şeylere vakit ayıramadığı için bunalıma girebilir.

Bir OKB'li ile yaşamakta kişiyi bunalıma sokabilir. Temizlik takıntısı olan bir anne, çocuk için zorlayıcı ve koşullu görülebilir. Çocuk annesi tarafından sevilmek için belirli koşulları yerine getirmesi gerektiğini düşünebilir. Örneğin kız arkadaşından ayrılmış bir genç eve geldiğinde annesiyle üzüntüsünü hemen annesiyle paylaşmak yerine kıyafetlerini değiştirip, duş almak zorunda olduğunu düşünebilir. Ya da her gece karısından evin kapısını, penceresini kontrol etmesini isteyen adam karısı bu kontrolleri yapmayı unuttuğunda karısıyla kavga ediyorsa bir süre sonra kadın ilişkisini sorgulayabilir. Bu ve benzeri yaşantılar nedeniyle OKB'li kişi ile çalışırken yakınlarının bilgilendirilmesi çok önemlidir. Çünkü kasti olduğu düşünülen davranış ve tutumların kişinin istemeden yaptığını bilmek yakınlarının da tedaviye yardımcı olmasını sağlayabilir. Ayrıca bu tür vakalarda OKB li kişiyi tedavi etmek çevresindeki kişilerin rahatsızlıklarını ortadan kaldıracağından. Öncelik OKB'yi tedavi etmektir.

Unutulmaması gereken OKB'li biri ile yaşamak zor olsada OKB'li olmak çok daha zordur. Kontrol edilemeyen dünya kişi için tehlikeli ve ürkütücüdür. Hem kişi için hem de çevresindekiler için saçma, anlamsız olan tekrarlı davranış ve düşünceler tekrarlanmadığı zaman kişiye katlanılamaz gelen sıkıntı, huzursuzluk, endişe hali yaratır. “Boşver” sözcüğünü çok sık duyan OKB'liler anlaşılmadıklarını düşündükleri için çoğu zaman hastalıklarını gizlerler. Sosyal ortamda kompulsiyonlarının daha kabul edilebilir olması için kompulsiyonlarının formunu değiştirirler. Bir süre sonrada ortamdan yabancılaşma hissi nedeniyle bir çok teklifi geri çevirirler. Sanki dünya onları anlamıyor, alay ediyor, dışlıyor gibi gelebilir. Fakat mantıksızlığını bile bile bir şeyi yapıyor olmak onları diğer hastalık gruplarından ayırır. Çünkü onlar mantıksızlığı değerlendirebiliyor fakat eylemi yapmadıklarında gelen sıkıntı ile baş edemiyorlardır. Bu nedenle OKB olan bir kişinin tedavi aşamasında sık sık kullandığı cümle “ben bunların aslında saçma, anlamsız olduğunu biliyorum ama yapmadan (düşünmeden) duramıyorum” olur. Tedavide ise sistematik bir şekilde kişinin kaçındığı davranışları yapması sağlanır. Böylece kişi kaçınmadığında ne olduğunu görür. Tedavide ilaç ve psikoterapi en başarılı yöntem olarak kabul edilir. Bilişsel Terapi ile en kısa sürede iyileşme görülür. Bu nedenle en sık başvurulan yöntemdir.

Bir OKB'li dış dünyayı kontrol edemediği için dış dünya onun için güvenilmez gelebilir. Bizlere ve yakınlarına düşen görev önce onu yargılamadan dinlemektir. Tedavide yakınlarına düşen rol, onu anlamak ve bunu ona gösterebilmek ,dünyadaki riskleri gerçekçi değerlendirip, göze alınabilecek risklerle yaşamayı ona öğretmektir. Artık anlaşılamamak OKB'nin kaderi olmamalıdır.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!