Stres insan vücuduna yüklenen herhangi bir zorlayıcı etkene karşı vücudun verdiği ruhsal ve bedensel tepkilerdir. Bunlar arasında korku, kaygı, öfke, içe kapanma, dikkatini toplayama, unutkanlık, çarpıntı, ciltte karıncalanma, uyuşmalar, nefes daralması izlenebilir.
Stres üzerine yapılan tanımlar kişilere ve bakış açılarına göre değişmektedir. Toplumda zaman içinde stres sözcüğüne farklı anlamlar yüklenmiştir. Stres tek bir duygudan çok birçok olumsuz duygusal ve bedensel tepkiyi anlatır.
Peki stres tepkisi ne zaman ortaya çıkar? Stres tepkisi çoğumuzda engellenme, kısıtlama ve isteklerin karşılanmaması durumunda ortaya çıkar. Karşılaştığı engeller kişinin arzu ettiği şeyleri yapmasını önlediğinde çatışma başlar. Örneğin, okulda derslerin sonunda sınava giren bir öğrenci belirli stres altında kalır. Sınav için çalışma başka istekleri için kısıtlamaya yol açar, sonuçta iyi bir sonuç alma, başarma arzusu, başarısız olma korkusu stres tepkisini oluşturur. Ancak bu tepkiler olmasa, kişi tamamen rahat olsa sınav için çalışma çabası da göstermeyecektir. Sağlıklı bir stres düzeyi başarıyı yakalamak için gereklidir.
Yaşamda karşılaştığımız gündelik birçok stres verici durum bizde bir yüklenmeye neden olur. Bu süreç uzun yıllar aldığında patolojik bir uyum düzeni gelişir. Birçok bedensel hastalık stresli olaylara verilen tepkileri azaltmak için kullanılan stratejiler sonucu oluşabilir. Obesite yani aşırı kilolu olmada stresli olaylara baş etmek için sürekli yemek atıştırarak baş eden bir kişide patolojik uyum bir sonucudur. Bunun yanı sıra koroner kalp hastalığı ve damar sertliği strese verilen kas kasılması ve damar içi basıncın artışının uzun süreli sonucudur.
Stres tepkisi sırasında sempatik sinir sistemi etkin hale geçer, kolinerjik etkili nöronların etkisinin artması ile hızlı biçimde adrenalin salınır ve bedensel reaksiyonlar göz bebekleri genişler, yüzde ve başta terleme ve kan akımının merkezi organlara yönelmesi, kalp atışların da hızlanma, damarlarda kasılma, soğuk terleme, kan şekeri yükselmesi ve mide asit salgısı artış gösterir. Bu süreçte tehlike algısı yükselir ve tehdit oluşturan etkenler daha kuvvetle algılanır. Eğer şiddetli bir tehlike algısı yaşarsa kişi o zaman odaklanma sadece tehlike algısı yaratan korkutucu sonuca odaklanacağı için diğer konulara ilgi gösteremez hale gelir.
Stres tepkisi ani başlar saatler ve günler sürerek yavaş geriler. Bazen bu etkenin niteliğine bağlı olarak günlerce sürebilir. Stres ortadan kalktığında bedensel tepki yavaş bir süreçte gevşeme, uyku hali ve vücudun yavaşlaması şeklinde parasempatik aktivasyon gösterir. Uzayan ve düzelmeyen stres tepkisi depresyon, düşüncelerde karışıklık, uykusuzluk, olumsuz düşünceler, ağlama, aşırı tepki, gereksiz endişe, huzursuzluk gibi durumlara yol açabilir.
Düşüncelerimizle stresin üstesinden gelebilir miyiz? Düşüncenin gücü şurdan gelir, kişi kendini düşünerek çok kötü de hissettirebilir, düşünerek iyi hissettirebilir. Düşünme ve bilişsel süreçler duygu ve davranışları etkiler. Bunun dışında ek bir fiziksel gücü olduğunu ifade etmiyoruz. Düşüncenin insanı motive etme ve hazır hale getirme, zorluklara karşı programlama gibi bir gücü vardır. Bu gücü kullanarak daha başarılı olabiliriz ve iç huzurunu sağlayabiliriz. Stresle baş ederken karşılaştığımız durumun ne kadar kendi kontrolümüzde denetimimizde olduğunu anlamaya çalışalım, bizim denetimimiz dışındaki doğal felaketler, hastalıklar ve kötü tesadüfleri engellememiz olanaksızdır. Elimizde olan kısmı ne kadarsa ona yönelik tedbirler almak ve gerisini hayatın akışına bırakarak kabullenmek iç huzurunu yakalama ve stresi yenme için yardımcıdır.
İşlevsel olan stres ve işlevsel olmayan stres ayrımı yapmak diğer bir anahtardır. İçten içe kendimi sıktığım konuda gösterdiğim bu stres tepkisi ne kadar işlevseldir. Ne kadar işe yaramaktadır, yoksa kendimi daha kötü hissedip çaresizlik duygusuna mı yol açmaktadır. O halde verdiğimiz duygusal tepkinin farkında olmak ve bunu işlevsel olan alternatifi ile değiştirmeye çalışmak yardımcı olacaktır.
Bizi olumsuz duygulara ve iç sıkıntısına sürükleyen olumsuz düşünceleri yakalama ve onların arkasında yer alan hayata olumsuz bakış açısını bulup alternatif daha sağlıklı ve daha rasyonel olan düşünce ve bakış açısı ile değiştirmek stresle baş etmemize yardımcı olacaktır.
Şekilde stresin başlangıçta daha hafif düzeyde süren ve sağlıklı olarak nitelenen bölümünde kişi üretkendir. Ancak şiddetle devam eden süreç kişinin patolojik uyum süreçleri geliştirmesine yol açabilir. Özetle stresle baş edebilmek için stres sırasındaki tepkilerinizi tanıyarak olumsuz sonuçlara yol açan tepkilerimizi değiştirmeyi öğrenmeliyiz.


Ankara Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!