ŞİZOFRENİ

Psikoz genel bir adlandırmadır ve gerçeği değerlendirme yetisinin kaybını tanımlar. Değiştirilemeyen kişisel inanışlarla karakterize bir akıl bozukluğudur.

Toplumda Şizofreni yaklaşık %1 görülür. Kronik, ciddi ve yıkımla giden bir beyin hastalığıdır.

Kadınlarda ve erkeklerde eşit olmakla birlikte, erkeklerde çoğunlukla kadınlardan daha erken, genellikle onlu yaşların sonunda veya yirmili yaşların başında ortaya çıkmaktadır. Kadınlarda ise genellikle yirmili yaşlarda veya otuzlu yaşların başında görülmektedir.

HALÜSİNASYONLAR

Şizofrenili kişilerde çoğunlukla başkaları tarafından işitilmeyen seslerin işitilmesi veya zihinlerinin başkaları tarafından okunduğuna inanma, düşüncelerinin kontrol edilmesi veya kendilerine zarar verecek komplo kurulması gibi korkutucu bulgular sıklıkla bulunur. Sesler hastanın aktivitelerini tanımlayabilir, diyalog, tehlikelere karşı uyarma ve hattâ kişilere emir veren sesler duyabilirler.

HEZEYANLAR(DELÜZYONLAR)


Makul olmayan veya kanıtlarla çelişen ve kişinin olağan kültürel kavramlarıyla açıklanamayan yanlış kişisel inanışlardır.

Kendilerinin aldatıldığı, taciz edildiği, zehirlendiği veya kendilerine karşı komplo kurulduğuna ilişkin yanlış veya akıldışı inanışlara sahip olabilirler. Bu hastalar bir yakınlarının da böyle bir tehlikede olduğuna inanabilirler.

Kişinin kendisinin ünlü veya önemli biri olduğuna inandığı büyüklük hezeyanları görülebilir. Bazen örneğin bir komşunun davranışlarını manyetik dalgalarla kontrol ettiğine; televizyondaki kişilerin kendilerine özel mesajlar ilettiklerine; ya da düşüncelerinin başkalarına yüksek sesle yayınlandığına inanabilir.

DÜŞÜNCEDE BOZULMA


Doğru düşünme yeteneğini etkilenir. Düşünceler hızla gelip gidebilir; bir düşünceye çok uzun konsantre olamaz ve dikkati kolayca bozulur. Bir konuyla ilgili olan ve olmayan şeyleri ayırt edemeyebilirler. Kişi düşünceleri mantıksal bir sıraya oturtamaz, düşünceler dağılır. Söylenenleri anlayamadıklarında rahatsız olur ve oradan ayrılır.

DUYGUSAL DIŞAVURUM

Genellikle “künt” veya “düz” bir duygulanıma sahiptir. Bu, duyguların dışavurumunda büyük bir azalmaya karşılık gelir. Şizofrenili bir kişi normal duygulanım belirtileri göstermeyebilir, tekdüze bir sesle konuşabilir, yüz ifadeleri azalmış olabilir ve olağanüstü durgun görünebilir.

Kişide sosyal geri çekilme olabilir, başkalarıyla temas kurmaz; ve etkileşime zorlandığında söyleyeceği bir şey olmaması, “düşüncedeki yoksullaşmayı” yansıtır. Motivasyon, hayata ve hayattan zevk almaya duyulan ilgi büyük ölçüde azalmış olabilir. Bazı ağır olgularda, kişi günlerini hiç bir şey yapmadan, temel hijyeni bile ihmal ederek geçirebilir. Aile üyeleri ve dostlar için çok sıkıntı verici olabilen bu duygusal dışavurum ve motivasyon sorunları, karakter bozuklukları veya kişilik zayıflıkları değil, şizofreninin bulgularıdır.

ANORMAL KARŞISINDA NORMAL

Zaman zaman, normal bireyler şizofreniye benzer tarzda duyumsayabilir, düşünebilir yada davranabilirler. Normal kişiler de bazen “doğru düşünemeyebilirler”. Örneğin bir topluluk önünde konuşurken aşırı endişeye kapılabilir, kafaları karışabilir, düşüncelerini bir araya toplayamaz veya söylemek istedikleri şeyi unutabilirler. Bu şizofreni değildir. Aynı şekilde, şizofrenili kişiler her zaman anormal davranmazlar. Gerekten de bazı hastalar tümüyle normal görünebilir ve hattâ halüsinasyon veya delüzyon yaşadıkları sırada bile kusursuz biçimde sorumluluk sahibi olabilirler. Bireyin davranışı zaman içinde değişebilir, tedavi kesildiğinde garipleşebilir ve uygun tedavi aldığında normale yakınlaşabilir.

Genellikle yüksek derecede bir iş göremezliğe neden olmaktadır. Şizofreni ilaçları ve başka tedaviler, düzenli olarak ve reçetelendiği gibi kullanıldıklarında, hastalığın sıkıntı veren bulgularının azaltılmasına ve kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir.

Mevcut tedaviler birçok şikayeti düzeltebilmektedir ama çoğu şizofrende bazı bulgular yaşamları boyunca varlığını sürdürür; tümüyle iyileşenlerin oranının beşte birden fazla olmadığı tahmin edilmektedir.

ŞİZOFRENİNİN SEBEBİ NEDİR?

Şizofreninin bilinen tek bir nedeni yoktur. Kalp hastalığı gibi birçok hastalık, genetik, davranışsal ve başka faktörlerin karşılıklı etkileşiminin sonucudur. Şizofreni için de böyle bir durum söz konusu olabilir. Bazı ailelerde şizofreni olgularının sık olduğu bilinmektedir. Yakın akrabasında şizofreni olan kişilerde bu hastalığın gelişme olasılığı daha fazladır. Anne veya babasında şizofreni olan bir çocukta şizofreni olasılığı yaklaşık %10’dur. Buna karşılık toplumdaki genel şizofreni riski % 1’dir.

Beyin kimyası ve onun şizofreniyle bağlantısına ilişkin temel bilgiler hızla artmaktadır. Sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan kimyasal maddelerde bozuklukların şizofreni gelişimiyle ilgili olduğu düşünülmektedir. Özellikle dopamin ve serotoninle ilgili ciddi kanıtlar mevcuttur.

Şizofrenili kişilerde yapılan birçok çalışma, beynin yapısında veya fonksiyonunda anormallikler olduğunu bulmuştur. Beyin gelişiminde kısmen bir bozukluk olduğu düşünülmektedir.

TEDAVİ VE SEYİR

1950′li yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan ilaçlar sayesinde şizofreninin seyri olumlu yönde önemli bir değişim göstermiştir. Günümüzde kullanılmakta olan ilaçlar sayesinde rahatsızlığı olan kişiler hastanelerde daha kısa süre kalmakta ve yaşamlarını toplum içinde alıştıkları ortamlarda sürdürebilmektedirler.

Uygun bir ilaç tedavi beraberinde psikoterapi uygulamaları rahatsızlığı olan kişinin kendisini ‘etiketleyen’, ‘inciten şizofreni tanısının suç – ceza gibi yanlış çağrışımlarını aşmasını; kimliğinin bütünlüğünü ve benlik saygısını korumasını; varsanılarını ve hezeyanlarını kontrol edebilmesini; alevlenme belirtilerini tanımasını sağlayar. Kişinin rahatsızlığa tepkisi inkar, farkında olmama, tedaviye uyum göstermeme biçiminde olabilir. Kişinin değer verdiği amaçları, rolleri, toplumsal konumunu/kimliğini korumasına yardımcı olmak çok önemlidir. Tedavinin başarısı rahatsızlığı olan bireyin, ailesinin, tedavi ekibinin ve birlikte yaşadığı topluluğun birbirleriyle işbirliği içinde olmasına bağlıdır. Şizofreni sadece bir tıbbi sorun değildir, aileyi ve tüm toplumu ilgilendirir.

PSİKO-SOSYAL TEDAVİLER

Şizofrenide ilaç tedavisi dışında kalan diğer tedavi yöntemlerini tanımlamak için “psiko-sosyal tedaviler” terimi kullanılır. Psikososyal tedaviler, düzenli ilaç kullanmakta olan ve rahatsızlığın alevlenme döneminde bulunmayanlar için geçerlidir.Bu yaklaşımlar şunlardır:1. Destekleyici tedaviler,2. Kognitif (Bilişsel) davranışçı tedaviler3. Grup tedavileri, 4. Aile tedavileri,5. Ortam tedavisi.


Antalya Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!