Seri katillerin gizli dünyası
Seri katillerin gizli dünyası

Bir seri katilin aslında kim olduğunu ya da hayatını merak ettiniz mi hiç? Konu katiller ya da caniler olduğunda çoğu zaman nefret ve onları yargılama duygusunun önüne geçemeyiz ki bu da oldukça anlaşılır bir durum. Üstelik bundan akıl almaz biçimde zevk alan, yaptıklarıyla gurur duyan seri katiller söz konusu olunca en ufak empati kurmak da oldukça zor. Ancak insanın her türlü davranış ve hissedişinin altında mutlaka onu etkileyen psikolojik sebepler olduğu da bilimsel bir gerçek. İnsanlar bir anda seri katil olmuyor.

Seri katiller zamanla gelişen büyüme süreçlerinde yaşadıkları ve beyinde ciddi anlamda iz bırakan olaylar sonucunda kendilerini ortaya çıkarıyorlar. Seri katiller üzerine yapılan araştırmalara bakıldığı zaman, geçmişteki yaşamlarına özellikle çocukluk dönemlerinde; tecavüze, tacize, ciddi anlamda cinsel ve psikolojik istismara ve ihmale maruz kalmış, psikolojik baskı içerisinde büyümüş bir çocuk tiplemesi göze çarpmaktadır. Bu durum seri katillerde cinayet işleme ve zamanında yaşadıkları acıları, iz bırakan olayları başkalarına yaşatma eğilimini ortaya çıkarmaktadır (Topallı, 2013).

Diğer yandan seri katil ve psikopat tiplemelerini klinik psikoloji ve kriminoloji alanları incelemektedir. Seri katillerin kişilik özelliklerini klinik psikoloji, seri katillerin işledikleri çözülmesi zor labirent gibi cinayetleri ise gün ışığına kriminoloji ortaya çıkarmaktadır.

Kriminolojik araştırmalara göre; seri katillerin kişilik özellikleri de çok dikkat çekicidir. Bu kişiler toplumda kabul gören işlerde çalışmakta ve çalıştıkları işlerde gayet başarılıdırlar. Birçoğu dindar ve düzenli ibadet ayinlerine katılıyor ve muhafazakârlardır.

Seri katillerin birçoğu kurbanına ait bir eşyayı saklamayı sevmektedir. Kurbanlar çoğunlukla kadınlar, çocuklar ve eşcinsellerden oluşmaktadır (Topallı, 2013). Ayrıca seri katiller dıştan bakınca gayet candandırlar; cazibeleri, karizmaları ve dikiş izleri belli olmayan psikolojik kamuflajlarıyla dikkatimizi dağıtarak “gerçek renklerini” – gözlerimizin önünde duran anormalliği- fark etmemizi engeller. Baş döndürücü, hipnotik kişilikleri bizi amansızca içlerine çeker.

Seri katillerin ortak bir özelliği varsa, o da paravanlarının arkasında acımasız bir yırtıcının buz gibi soğuk kalbi çarpıyor olmasına rağmen, kendilerine sıradan insan havası verme konusunda ki dört dörtlük becerileridir.

Bir örnek verecek olursak; olağanüstü başarılı genç bir avukat olan Ted Bundy’in Thames Nehri’ne bakan teras katının balkonunda söylediği üzere: “İçimin derinliklerinde bir seri katil saklanıyor. Fakat ben onu kokainle, Formula 1’le, hayat kadınlarıyla ve lamba altında çapraz sorgularla hoşnut tutuyorum” (Dutton, 2012). Ayrıca seri katil tabiri ilk defa Tend Bundy için kullanılmıştır.

Bir başka durum ise seri katiller “asla ertelemez” ve zamanı saati geldiği anda hedeflerindeki olayı her şeye rağmen ustalıkla gerçekleştirirler ve onlara göre zevk verici ama bize göre korkunç görünen ideallerinden asla vazgeçmezler.

Seri katillerin yedi ölümcül anahtarı vardır; acımasızlık, cazibe, odaklanma, zihinsel sağlamlık, korkusuzluk, farkındalık ve eylemdir (Erkan, 2008). Ayrıca Amerikan asıllı bir seri katil olan Carl Panzram’ın ölüm döşeğinde iken cellâdına söylediği şu son sözleri dikkatimi çekiyor;

“Acele et. Sen etrafta ahmakça dolaşırken, ben bir düzine adamı asardım” (Dutton, 2012). Sözleri ne kadar acımasız olduklarını ve yaşamlarının son anlarına kadar seri katil ruhlarından asla vazgeçmediklerini kanıtlar niteliktedir. Farklı bir seri katil olan Alman asıllı Peter Kurte’nin sözleri de bu bağlamda oldukça dikkat çekicidir:

“Pişman değilim. Yaptığım bütün işler beni utandırsa da, size anlatmalıyım. Geriye dönüp baktığımda bütün detaylar hiç de kötü, can sıkıcı değildi. Tersine bundan hoşlanıyordum” (Dutton, 2012). Sözlerinden de anlaşılacağı üzere, seri katilin işlemiş olduğu cinayetlerden hiçde rahatsız olmadığı, yaptıklarını söylemekten çekinmediği ve bundan zevk aldığını duyar gibiyiz.

Yalnız hiç düşündük mü psikolojik kamuflajları olan bu seri katiller nasıl yakalanıyor? Bir dönem seri katillerin artış göstermesi üzerine ilk defa 1981 yılında Los Angeles polis bölümünün cinayet masası şefi Pierce Brooks seri katilleri daha iyi tanıyabilmek için VI-CAP (Violent Criminal Apprehension Program) adlı bir program geliştirdi.

Gerekli veriler toplandıktan sonra suçlu kişilik profili çıkartılmaktadır. Profil çıkarmanın amacı, seri katilleri bulmaya yönelik kişilik bilgilerini sağlamak, olay yerinin değerlendirilmesi ve bu kişiye ait özelliklerin tanımlanarak yorumlanmasıdır. Bu profilin elde edilmesi için olay yerinden elde edilen bilgilerle bir biyografik taslak oluşturulur ve suçlu profili genel olarak davranış eğilimlerini, demografik karakteristikleri ve kişisel özelliklerin sınıflanmasını içermektedir.

Ayrıca suçlunun çocukluğu ve nasıl yetiştirildiği, gelişimsel bozukluklar ve kişideki mevcut psikiyatrik bozukluklar gibi durumlar suçlu kişinin bulunmasında yardımcı rol oynamaktadır. Tüm bu araştırmaları ve yürütülen çalışmaları klinik psikoloji ve kriminoloji alanları birlikte iş birliği içerisinde yürütmekte ve olayı çözmeye çalışmaktadırlar (Cantürk, 2004).

Bu noktada seri katillerin sosyal etkisinden bahsetmek gerekirse eğer insan korku dolu hislere kapılarak şunu sorgulamak istiyor; böylesine ustaca cinayetler işleyen ve bunu bir alışkanlık haline getiren seri katiller ya bizimde aramızdaysa ve biz bundan habersiz bir şekilde yaşıyorsak. Korkularınızı, düşüncelerinizi ve kalp ritminizin değişimini hisseder gibiyim. Ama korkmayın, o korku dolu hislerinizi bir kenara bırakın çünkü bir seri katilin sizi gelip bulma ihtimali milyonda bir ihtimaldir ve şunu da unutmamak gerekiyor ki, her insanın içinde azda olsa bir seri katil ruhu vardır.

Bir çok insan bunu ruhunun en ücra köşelerinde bastırır ve bunu parça, parça hissettirmeden gün yüzüne çıkarır. Bazıları da bu acımasız ruhu bastırmak yerine gün yüzüne çıkarıp sanata dönüştürmek ister. Tamda bu bağlamda seri katillerin eşi benzeri olmayan o amansız düşüncelerini şu sözle özetlemek istiyorum: “Bir kez öldürmeye karar verdiğin zaman, önce kalbin taşa dönüşür ve hala ellerin istekliyse eğer işte o zaman cinayet sanata dönüşür.” (Murder by Numbers-The Police).

Satırlarıma John MİLTON’un bir sözüyle nokta koymak istiyorum: “Zihin neresi olmak isterse orasıdır; kendi içinde cehennemi cennete, cenneti de cehenneme dönüştürebilir.”


Mersin Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!