İş yoğunluğundan ve şehir hayatının zorluklarından bunalanlar “işi gücü bırakıp bir sahil kasabasına yerleşeceğim” diyerek isyan ediyor. Son dönemde bu istek özellikle kadınlardan daha sık duyuluyor. İş hayatı yanında annelik gibi birçok görevi olan kadınlar kendilerini erkeklerden daha fazla yıpratıyor.

Son birkaç yıldır büyük şehirlerde yaşayan hemen herkesin aklında; her şeyi bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmek var. Bu fikri yaratan ise büyük şehirlerdeki yaşantının dayanılmaz yorgunluğu. Şehir yaşamının insanları son derece manik bir halde yaşamasına neden olduğu bir gerçektir. Doğası gereği daha dingin ve sessiz yaşamak isteyen kadınlar, bu yoğun döngüden daha fazla etkileniyor. İş kadını, kimliği ve doğasındaki annelik duygusuyla birçok şeyi bir arada tutmaya çalışmasıyla kendini erkeklerden daha fazla yıpratıyor.

Yaşam döngüsü içinde çoğu zaman beden ve ruha taşıyabileceğinden, çok daha fazla yük biniyor. Kişi kendine uygun olup olmadığını düşünmeden sadece bir şeylere yetişme telaşı içerisinde çok fazla hareket ediyor. Şehir yaşamı yeterince zorken kadının barındırdığı kimlikler ona bu zor yaşamı, daha da yıpratıcı hale dönüştürüyor. Özellikle kadınlar şehirden kaçıp sahil kasabalarında daha dingin bir hayat sürmeye başlamak istiyorlar.

Hayali bile iyi geliyor

Günlük koşuşturmalar sırasında oluşan yorgunluklar özellikle kadınlarda; derin bir mutsuzluk, bunalma, fiziksel bir hastalıkla vücudun alarm veriyor. Kişi kendini biraz dinlemeye başladığında vücut, yaşamında yavaşlamaya gitmesi gerektiği mesajını veriyor. Birçok insan gelen uyarıları dinleyip radikal bir karar alma yoluna gidiyor, en azından planını kurmaya başlıyor. Yeni yaşam fikri hemen gerçekleşmese bile hayalinin kurulması dahi birçok kadında ufak değişimlere neden olduğu gözlemleniyor.

Doğanın canlılığı ruhu besliyor

Her konuda en mükemmeli yakalamaya çalışan şehirli kadınlar yaşantılarında bakımlı, modern, estetik görünmek zorundadırlar. Bu durumda ruh ve bedenlerinin verdiği tepkilerden çoğu zaman psikolojik bir çöküntüye sahip olduğu görülüyor. Kadınlar yaşantılarında doğanın renklerinin canlılığını, kokusunu ve rahatlığını arıyor. Şehrin durmayan koşuşturmacasından kaçabilmek için kadınlar, kendilerine küçük balkonlar yaratıyorlar. Ancak unutulmamalıdır ki yaşam biçimini değiştirme ve baş edilemeyen duygusal sorunlardan kaçma ihtiyaçları birbirinden farklı şeylerdir.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!