5. Kolesterol
Kolestreol karaciğerde üretilir ve gıdalardan alınır. Kolesterolün kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleşmesi gerekir. Bu birleşime LİPOPROTEİN denir.

6. HDL İyi Kolesterol, LDL kötü kolesterol
Yüksek Yoğunluklu Lipoprotein = HDL: İşlevi, vücuttaki dokulardan karaciğere kolesterol taşımaktır. Halk arasında iyi (huylu) kolesterol adını alır.

Düşük Yoğunluklu Lipoprotein = LDL: İşlevi, kolesterol ve trigliserit moleküllerini hücre ve dokulara taşımaktadır. Halk arasında kötü (huylu) kolesterol diye adlandırılır.

7. Kaçınmak gereken gıdalar ve Et oburlar
Et oburların ağız, diş ve bağırsak yapıları farklıdır. Et oburların kolesterol ve doymuş yağları vücutlarında tutabilecek sınırsız kapasiteleri vardır. Vücutları C vitamini üreterek damarlarının tıkanmasını önler oysa insanlar C vitamini üretemez!

8. Kanser
DNA "Deoksi Ribo Nükleik Asit" isimli bir tür molekül grubunun kısaltılmış ismidir. DNA, hücrenin ortasındaki, kromozom adı verilen 46 tane çok uzun ve çok ince iplikçiğin içindedir. Hücreler vücudumuzun yapıtaşlarıdır. 23 kromozomlu bir sperma hücresi ile 23 kromozomlu bir yumurta hücresi birleşince, canlıyı oluşturan o ilk hücre ortaya çıkmış olur. Bu ilk hücre, DNA'sını kopyalayarak bölünür ve aynı plana sahip iki ayrı hücre oluşur.

9. Nelere Dikkat Etmeliyiz?

10. Amerikan Kanser Enstitüsüne göre kanser nedenleri

11. Serbest Radikaller
Serbest radikaller: Elektronları eşleşmemiş atomik veya moleküler türler. Vücudumuzda güneş ışığı, duman, hava ve çevre kirliliği, stres ve hatta günlük yemek ve nefes alma işlemi sonucunda oluşurlar. Serbest radikallerin bir elektronu eksik olduğu için diğer moleküllerden elektron “çalarlar”. Bu zincirleme reaksiyonun vücudumuzda hücrelere, proteinlere ve DNA’ya hasar verme potansiyeli vardır.
Demirin paslanması ve elma, ayva vb meyve ve sebzelerin kesildikten bir süre sonra kararmaları (Enzimatik esmerleşme), oksijenin zararlı etkilerine örnektir. Vücudumuzda bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların zarar vermesini önler.

12. Serbest Radikaller ve Antioksidanlar (Oksit giderici)

Muhtemelen serbest radikallere karşı en önemli vücut savunması antioksidandır. Antioksidan: Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Serbest radikalleri yok ederek diğer moleküllerin oksitlenmesini yavaşlatma veya önleme yeteneğine sahip bir moleküldür. Bu şekilde antioksidanlar serbest radikallerin hücrelere zarar vermesinin önlenmesine yardım eder. Tanınmış antioksidanlar arasında: C vitamini, E vitamini, karotenoidler ve flavonoidler sayılabilir.

Beta-karoten: A vitamininin bitki şekli. A vitamininin öncülü veya provitamin A adı verilir. Vücut tarafından gerçek A vitaminine (retinol) dönüştürülür. Beta karoten antioksidan olarak işlev görür.

Karotenoidler: Meyve ve sebzelere kırmızı, portakal, turuncu ve sarı renklerini veren, yağda çözünebilen fito besleyicilerdir. Karotenoidler radikal hasarı azaltarak antioksidan olarak işlev görürler. 600’den fazla karotenoid olduğuna inanılmaktadır. En çok tanınanları alfa ve beta karoten, lutein, Likopen ve zeaksantindir.

Fito-besleyici: (Fito = bitki), Bitkilerin kendilerini toksinlerden ve çevresel kirleticilerden korumak için ürettikleri geniş, bitkisel bileşik gruptur.
Flavonoidler: Flavonoidler bitkilerde bulunan suda çözünebilen bir pigmentler sınıfıdır. Çiçeklerde sarı veya kırmızı/mavi pigmentlerin üretilmesi ve mikropların, böceklerin saldırılarına karşı koruma gibi birçok işlev yaparlar. Şimdiye kadar birkaç bin flavonoid saptanmıştır. Bunlar esensiyal besin elemanları değildir fakat bu bileşiklerin çoğu antioksidan olarak hizmet eder veya vücut sağlığının sürdürülmesinde önemli roller oynar.

13. Sigara
14. Hücre Sağlığı
15. Osmozun Yavaşlaması
16. 1950’lerde hastalık oranlarındaki artış
17. Sanayileşme+Kirlilik


Serbest Radikaller yüzünden Osmozun yavaşlaması

18. Sanayileşme+Kirlilik ve Serbest Radikaller

Tahıllara eklenen katkı maddeleri

Hidrojenize etme+Koruyucular+İşlenmiş gıdalar+Trans Yağ asitleri Hücre zarını naylon torba gibi sardı.

Hidrojenize Yağlar: Hidrojenize yağlar, sıvı yağların , sıvı olmalarını sağlayan çoklu bağlarının hidrojenle doyurularak katı hale dönüştürülmüş şeklidir. Bu işlem sırasında trans yağ asitleri de oluşur. Trans yağ asitleri bir grubun adıdır. Bir tek maddenin değil bir grubun adıdır. Sonuç ürünün kompozisyonu uygulanan hidrojenizasyon işleminin koşullarına bağlıdır. Bu yolla elde edilen trans yağlar sentetiktir. Yani doğada bulunmazlar.

Korkarız, yarın aynı akıbet margarin cinsi yağlarla insanlığın başına yeni bir felaket olarak gelecektir. Sigara paketlerinde yazıldığı gibi, Margarin cinsi yağların paketleri üzerinde de “ÇOK ZARARLIDIR” ifadesi yazılacağı gün inşallah iş işten geçmiş olmaz.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!