Genel Cerrahi Uzmanı Op.Dr.Tolga HÜNERÖzellikle Ramazan ayı sonrası Ramazan Bayramı'nda sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterilmesi gerektiği hakkında bilgi verdi. Hüner ;

Ramazan Bayramı'nda sağlıklı, ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Oruç tutan kişiler Ramazan ayı sonrasında daha fazla yeme eğiliminde bulunmaktadır. Ramazanda yavaşlayan metabolizma için, ardından gelen bayram süreci yenilen tatlıların yağ olarak depolandığı riskli bir süreçdir. Oruç tutan bireyler bu dönemde özellikle tatlı ve hamur işleri tüketimini artırmaktadır. Bayramda ikram edilen yağlı börekler, hamur işleri, kavurmalar ve şerbetli Türk usulü tatlıların çoğu zaman adeta birer saatli bomba olduğunu belirten Genel Cerrahi uzmanı Op.Dr. Tolga HÜNER bunların sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara yol açabileceğini, bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.

Ramazan süresince fiziksel aktivitenin kısıtlanması, fazla ve hızlı yemek yenilmesi, bazal metabolizma hızının yavaşlaması ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması vücut ağırlıkların artmasına neden oldu. Vücut yağ oranının arttığı riskli bir dönem geride bırakıldı. Tüm bunlara ek olarak bayram ziyaretlerinde ikram edilecek besinleri de düşünürsek, obezite için davetiye çıkarılmış olmaktadır. Obezitenin komplikasyonları arasında birçok hastalığın akla geldiğini belirten Op.Dr.Tolga HÜNER sindirim sistemi ve safra kesesi hastalıklarının da bunlardan birtanesi olduğunu belirtti.

Bir aylık oruç döneminin ardından bayramda birdenbire ve aşırı yemek yeme eğilimi, yanlış beslenmeye neden olmaktadır. Ramazan sonrasında da katı margarin, tereyağı, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi enerji değeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici değeri bulunmayan yağlı yiyeceklerden kaçınmak gerekmektedir. Yemekler zaten yağ ile pişirilmektedir. Et, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve yağlı tohumların içerisinde de yağ bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; ekmeğe yağ sürmemek, zeytinyağı bile olsa aşırı miktarda kullanmamak ve kızartma, kavurma işlemlerinden kaçınmaktır. Yemekleri haşlama, ızgara, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlamakta yarar vardır.

Obezite safra kesesi taşı oluşumunun majör risk faktörüdür. Normalden orta derecede daha kilolu olmak bile riski arttırır. Bunun sebebi obesitenin safra içeriğindeki safra tuzları miktarını azaltıp kolesterol artmasına yol açmasıdır. Obesitede ayrıca safra kesesi boşalması da yavaşlamıştır.

Safra kesesi taşı olanlarda gıdaların sindirimi etkilenir, özellikle yağlı gıda alımında bazı yakınmalar oluşur. Bu yakınmalar:

-Karında şişkinlik
-Karın ağrısı
-Geğirti
-Gaz
-Hazımsızlık gibi yakınmalardır.

Safra taşları sıklıkla 'safra kesesi atağı' denilen ani oluşan semptomlar yaparlar. Bu ataklar genellikle yağlı yemekleri takip eder, gece uyku esnasında başlayabilir. Tipik bir atakta:

- Karın üst kısmında ani oluşan, devamlı, şiddetli bir ağrı vardır, yarım saat ile saatler boyu sürebilir.
- Sırta, orta kısma veya sağ kürek kemiği altına yayılan ağrı olur.
- Bulantı veya kusma olur.

Özellikle terleme, titreme, ateş, sarılık yakınmaları olan hastaların derhal bir doktora başvurmaları gereklidir.

Safra kesesinde taş olan bazı kişilerde ise hiçbir semptom yoktur, bu kişilere 'asemptomatik' ve bunlardaki safra taşlarına da 'sessiz safra kesesi taşları' denir. Bu taşlar hiçbir belirgin yakınma olmadan uzun yıllar sessiz kalabileceği gibi hiç ummadığımız anlarda ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir.

Safra kesesine ve safrayı ve diğer sindirim enzimlerini karaciğer,safra kesesi ve pankreastan ince barsaklara taşıyan kanallara topluca bilier sistem denir. Safra taşları bu kanallardan herhangi birini tıkayarak normal safra akışını durdurabilirler. Tıkanabilecek bu kanallar safrayı karaciğer dışına taşıyan hepatik kanallar,safra kesesinin kanalı olan sistik kanal veya hepatik ve sistik kanallardan gelen safrayı ince barsaklara taşıyan ana safra kanalı olabilir. Bu kanallarda birikip akamayan safra; safra kesesi, kanallar veya nadiren karaciğer içinde iltahaba yol açabilir. Pankreas kanalı da ana safra kanalı ile birleşerek barsağa açılır. Eğer safra taşı bu kanalı tıkar ise pankreas enzimleri akamaz ve bu kez aşırı ağrılı ve bazen de tehlikeli bir rahatsızlık olan pankreatite yol açabilir. Eğer kanallardan herhangi biri uzun süre tıkalı kalacak olursa safra kesesi, karaciğer ve pankreası etkileyecek oldukca ağır ve bazen ölümcül hasarlar oluşabilir. Bu ciddi problemin belirtiler ateş,sarılık ve devamlı ağrıdır.

Safra kesesi taşlarının tedavisinin cerrahi olduğunu belirten Op.Dr.Tolga HÜNER. Günümüzde yapılan standart ameliyatın laparoskopik (kapalı) safra kesesi ameliyatı olduğunu belirtti.

Kişide safra kesesi olmadığı zaman da normal yaşam sürdürülebilmektedir. Safra kesesinin olmaması diyette bir değişikliği gerektirmez. Safra kesesi alındığında karaciğerin yapmış olduğu safra, safra kesesinde depolanmak yerine direkt olarak kanallarla barsağa akar.
Bayram sevincimize gölge düşürmemek için üç gün sürecek olan bayram süresince yediklerimize dikkat etmemizde fayda vardır. Unutmamalıyız ki; dikkatsiz ve aşırı beslenme gaz, şişkinlik, hazımsızlık, mide bulantısı, mevcut olan safra kesesi hastalıklarımızın alevlenmesi gibi sağlık problemlerine yol açabilir. Özellikle mide ve sindirim sistemi sorunları ile bayramda daha sık karşılaşılmaktadır.


Eskişehir Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!