Sadakatsizlik, bir bireyin ikili bir ilişkide, duygusal ve fiziksel yakınlığın seviyesini düzenleyen kuralları, ilişkinin içinde olmayan kişilerle birlikte ihlal etmesidir. Kıskançlık dediğimiz zaman akla haset dahil birçok kavram gelebilir. Bu yazıda ikili ilişkilerdeki kıskançlıktan bahsedilmektedir. Haset bireyin kendisini başkaları ile karşılaştırdığında konumu diğerlerinden düşükse yaşanması muhtemel bir duygu durumu iken kıskançlık yaşanmasındaki temel güdü, bireyin üçüncü bir kişiyi ilişkiye yönelik bir tehdit olarak algılamasıdır. Kişi partnerinin başka bir kişiye ilgi duyduğu korkusu yaşayarak ilişkinin sonlanacağını ya da partnerini kaybedeceğini düşünmesi sonucu kıskançlık ortaya çıkabilir. Kıskançlık, ilişki için tehdit oluşturan üçüncü bir kişi ya da aldatılma karşısında bireyin ilişkisini sürdürebilmesi amacıyla seçeceği davranışlara yönelik belirsizlik yaşatan özel bir duygudur. Kıskançlığın Tetikleyicileri Romantik kıskançlık, belli bir yatkınlık ile belirli bir başlatıcı olay arasındaki etkileşimin sonucudur ve tetikleyici bir olay yaşanmadığı sürece kıskançlığa yatkınlık kendini göstermeyebilir. Kıskançlığı başlatan olayın düzeyi de kişiden kişiye farklılaşmaktadır. Kıskançlığa yatkın olan kişiler için yanından geçen etkileyici bir yabancıya atılan bakış yeterken, çoğu zaman kıskançlığı başlatan olay eşin gayrimeşru ilişkisinin var olduğunun öğrenilmesi gibi daha ciddi bir durum olmaktadır. Son yıllarda kullanımı giderek artan sosyal paylaşım sitelerinin de kıskançlığı tetikleyen faktörler arasına girmiştir. Romantik kıskançlığa yatkınlık, yaşanılan kültürden, ailesel yapıdan, aile diziliminden, yakın ilişkilerdeki bireysel deneyimlerden etkilenmektedir. Kişinin sahip olduğu bu özelliklere ek olarak, rakip kişinin bireysel özellikleri de rol oynamaktadır. Rakip kişi eş ile ne kadar uyumlu ise tehdidi arttırmaktadır. Kıskançlığı ne tetikliyor? Kişiler, eşleri bir başka kişiye ilgi gösterdiğinde, bir başkası eşlerine ilgi gösterdiğinde, eşleri geçmişte ilişki yaşadığı birisi ile iletişim kurduğunda ve eşin muğlak davranışları karşısında kıskançlık yaşamaktadırlar. Tetikleyici eşin kaybebilmesine yönelik endişe ve korku temelinde ortaya çıkıyor görünmektedir. Kıskançlık durumunda yaşanan korkunun kaynağı kişinin tercih edilen pozisyonunu bir başkasına kaptırma ve yetersiz duruma düşme olasılığıdır ve başka birinin daha fazla tercih edildiği hissi kıskançlığın acı verici doğasına katkıda bulunmaktadır. Kimi zaman kişiler eşlerini iyi niyetli bir şekilde kıskandırma girişiminde bulunabilir. Arkadaşlarla eşi ayrı tutma, arkadaşlarla eşin dahil edilmediği planlar yapma, kendine başkası göndermiş gibi çiçek gönderme, eşin bulması için sahte numaralarla kendini arama, geçmiş ilişkiler hakkında konuşma gibi davranışlar bunlara örnek verilebilir. Bu girişimler ilişkilerinde yetersiz hisseden kişilerin kendilerine olan saygı ve güvenlerini arttırma, ilişkide güç dengesini değiştirme, kontrol sağlama, intikam alma ya da eşlerine hala arzulanır olduklarına dair mesaj verme gibi amaçlara hizmet etmektedir. Kıskançlığın Etkileri Kıskançlık ortaya çıkış şekline ve yaşanması durumunda nasıl başa çıkıldığına bağlı olarak olumlu ya da olumsuz olarak nitelendirilebilir. Kıskançlık kimi zaman kişileri, ilişkilerini tehdit eden durumlara karşı ilişkilerine sahip çıkmak adına harekete geçirebilmektedir tepkisel kıskançlık denilen bu durumun iyi ve ilişki yakınlığı ile doğru orantılı olduğu bulunmuştur. Kıskançlık her zaman ilişki üzerinde olumlu etkiler bırakacak düzeyde yaşanmamaktadır. Kıskançlığın sağlıksız bir boyutta yaşandığında ilişkideki olumsuz faktörlerle doğru orantılıdır ve evlilik sorunları ile boşanma nedenleri arasında önemli bir yere sahip olduğu inkâr edilemez Kıskançlık, ister gerçek ister algılanan bir kayıp tehdidine verilmiş tepki olsun, ortaya çıkışının ardından bilişsel boyutta ilişkiye zarar vermekte ve özgüvende hasara yol açmaktadır. Kıskançlık genellikle kişilerde acı, korku, öfke, üzüntü, haset, keder, küçük düşme, hiddet, nefret, tedirginlik, kendini suçlama, utanç, mahçubiyet, hayal kırıklığı, güvensizlik, kendine acıma, çaresizlik, rakiple kendini kıyaslama, tahihsizlik hissi gibi birçok olumsuz duyguyu uyandırmaktadır. Bu durumda yaşanan duyguları tasnif edecek olursak; • nefret, iğrenme, kızgınlık, hiddet gibi duyguları içeren “öfke”; • kaygı, endişe ve üzüntüyü barındıran “korku”; • depresyon ve çaresizliği kapsayan “keder”; • kırgınlık ve çekememezliği içeren “haset”; • şehvet ve arzuyu barındıran “cinsel uyarım”; • pişmanlık ve utanma gibi duyguların yer aldığı “suçluluk” Bu bilişsel ve duygusal sonuçların yanında kimi zaman kişilerin normalde yapmayacakları davranışları sergilemelerine neden olmaktadır Eşe yönelik istismar edici ve şiddet içeren davranışlar, intihar ya da cinayete kadar varan sonuçlar doğurabilmektedir. Kıskançlık çiftlerin cinsel yaşamı üzerinde de olumsuz etkiler yaratmakta ve çiftler arasındaki uyumsuzluk, cinsel işlev bozukluklukları gibi sorunların ortaya çıkışında rol oynamaktadır. Kıskançlık Durumunda Verilen Tepkiler Kıskançlığa verilen tepkilerin ele alınışı, kıskançlığın normal/patolojik ya da olumlu/olumsuz olarak nitelendirilmesi, tepkilerin yoğunluğuna ve kişilerin durumla nasıl başa çıktığına bağlı olduğundan önemlidir. Kişiler kıskançlığı tetikleyici bir uyaranla karşılaştıklarında üç aşamalı bir ön değerlendirme sürecinden geçmektedirler. Bir rakip ilişkinin var olma potansiyelinin olup olmadığını değerlendirmekte, rakip ilişkisinin gerçekten var olup olmadığını belirlemeye ve rakibin yaratacağı tehdidin boyutunu tahmin etmeye çalışmaktadırlar. Bağlanma kuramının açıklamaya çalıştığı bağlanma stilleri kişinin kıskançlık tepkilerinde en önemli rolü oynamaktadır. Kıskançlığın ifade edilişiyle ilgili iletişimsel tepkiler şu şekilde sıralanmıştır: • engellenmişlik, üzüntü ya da öfke gibi kıskançlıkla ilişkili duyguların sözel olmayan ifadesinden oluşan “olumsuz duygulanımın ifade edilmesi” • duyguları ve endişeleri açığa vurma gibi sorun çözme girişimlerini içeren “bütünleştirici iletişim” • bütünleştirici iletişimin tersine eşe bağırma ya da kaba davranma gibi davranışları içeren “dağıtıcı iletişim”; • konuşmayı kapatma ya da kıskanç duyguların inkarı gibi davranışları kapsayan “kaçınma/inkar”; • eşe soğuk veya kötü bakma ya da olay yerini öfkeyle terketme, eşi görmezden gelme gibi doğrudan olmayan fakat yine de saldırgan davranışları içeren “aktif mesafe koyma” • tehdit etmeyi ya da gerçek anlamda fiziksel şiddet uygulamayı içeren “şiddetli iletişim/tehdit”. • eşi gizlice gözetlemeyi, nerede olduğunu kontrol etmeyi içeren “gözleme/izleme davranışı” • eşe çiçek yollama, kendisini daha çekici hale getirmeye çalışma gibi ilişkiyi geliştirme için tasarlanmış eylemlerden oluşan “telafi edici yenileme stratejileri” • eşin duygusunu manipule etmeye yönelik eylemleri kapsayan “manipulatif girişimler” • rakiple iletişimi ve kişiyi eşden uzak durması için mümkün olduğunca uyarmayı içeren “rakiple irtibat”; • kıskançlığa karşılık olarak kapıları çarpma ve nesneleri fırlatma gibi davranışların sergilendiği “şiddet davranışı”. Kıskançlık durumunda verilen tepkiler, amaca yönelik olarak da değişiklik göstermektedir. Buna göre kıskançlık yaşayan kişinin tepkileri; ilişkiyi devam ettirme, özgüveni sürdürme, eşin kendisiyle ve rakiple olan ilişkisine dair belirsizliği ortadan kaldırma, ilişkiyi tekrar gözden geçirme, intikam aracılığıyla eşitlik sağlama gibi amaçlara ve duyguların yoğunluğuna bağlı olarak farklılaşmaktadır. Kıskançlığın psikiyatrik yönü daha da karmaşıktır. Hekim önce kıskançlığın sanrı veya psikotik bir durum olup olamadığını ayırt etmelidir. Bazı kişilik bozukluklarında kıskançlık önemli bir semptom olmaktadır. İyi bir ruhsal durum muayenesi ile semptom işlenip ayırıcı tanıya gidilmelidir. Sadakatsizlik ve kıskançlık günlük pratikte çok sık rastlanılan bir durum olmasına ragmen titizlikle ele alınması ve en az kayıpla sonuçlanacak şekilde yönetilmesi gereken bir durumdur.


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!