Biz immunoterapi uzmanlarının klasik tıp mensuplarından en büyük farkı iltihaplı eklem romatizması gibi tedavisi henüz kesinleşmemiş hastalıklarda ortaya çıkmaktadır.

Evet iltihaplı eklem romatizmalarından (her tipinden) sonsuza dek kurtulabiliriz. Kalıcı tedavisi mümkündür ve bu bilinenin aksine şu anda klasik tıpta uygulanan yöntemlerle asla olmayacaktır.

Şuanda uygulanan yöntemlere öncelikle göz atacak olursak genelde bu hastalarımıza verilenb tedavileri sıralayarak yazıma başlamak istiyorum:

1- Genelde şiddetli eklem ve yumuşak doku ağrısı ve şişliği için NSAİD dediğimiz ağır ağrı kesiciler ve yüksek doz aspirin , salazoprin ile başlanır…..

2- Daha sonra veya yine en başta ağrı geçirmek için ağır kortizonlu tedavilere geçilir ki doktor da ağrıdan kıvranan hastayı bir an önce rahatlatma peşinde olduğu için çaresiz bu tedavileri hemen tercih eder…..

3- Bunlar tabii ki yeterli olmaz uzun dönemde hastalığı kontrol ettiğini düşündükleri prospektüsünde ‘'bu ilaç öldürür ‘' yazan ilaçlara Metotreksat , kinin grubu ve diğer kanser ilaçlarına geçilir ve yıllar yılı hasta sürünerek ölünceye kadar hiçbir ilerleme kaydedilemeden sadece ağrılar geçirilip bir arpaboyu yol gidilip çok ilerleme kaydedildiği hastaya ve yakınlarına inandırılarak çaresiz bu tedavilere devam edilir…. Çünkü biz hekimlerin tek bildiği genelde budur.

Oysaki birazdan anlatacağım tüm bilgiler tüm romatologlar dahil tıp mensuplarına zamanında öğretilmiş ama sonra unutulmuştur…. Bilimsel olmayan hiçbir yanı yoktur. Hepsi Tıp literatüründe mevcuttur.

Tüm iltihaplı romatizmal hastalıklar bağışıklık sisteminin bozulması ve yanlış çalışması sonucu oluşur.

Bu yanlış çalışma ve bozulmada barsak floramızın bozulmasının katkısı çok büyüktür. Şunu hiç unutmamak lazım gelir. Ölüm barsakta gizlidir. (Çin Atasözü) Barsağımız çok iyi duruma getirilirse bu hastalıkta en önemli adımı atmış sayılırız.

Barsak mantarlarının varlığı özellikle romatizmayla direk ilişkilidir. Tespiti yapılıp mutlaka tedavisi yapılmalıdır.

Vitamin seviyelerimiz, antioksidan kapasitemiz çok önemlidir.

Özellikle D vitamin seviyemiz çok yüksek tutulmalıdır.

Tüm romatizma hastalarında gizli şeker veya şeker hastalığı zaten mevcuttur …. Bir de bu hastalara kortizon vererek tuz biber ekmenin alemi yoktur. Şeker ve unlu mamüller mutlaka dietten çıkarılmalıdır.

Bunlar gibi romatizmal hastalıkların tetikleyicileri vücudumuzda çok net mevcut olup tanınmaları aslında çok kolaydır. Yeter ki bağışıklık sistemimize çok iyi bakalım.

KARACİĞER PANKREAS VE BARSAKLAR ARASI KISA DEVRE

Organlarımızdan sadece karaciğerimiz ve barsaklarımız arasında bir kısadevre hat mevcut olup buna enterohepatik dolaşım (barsak-karaciğer arası dolaşım) adı verilmektedir. Bu çok ilginçtir. Çünkü bu dolaşım kalbi dolaşmadan sadece iki organ arasında gerçekleşmektedir ve bunun anlamı çok ama çok büyüktür.

Karaciğer metabolizmamızın ana organıdır. Ancak direkt barsaktan etkilenir. Barsaklarda herhangibir bozulma kokuşma , kabızlık, şişkinlik, ishal gibi, durumların hepsi bu dolaşım aracılığı ile karaciğere olumsuz etkiler yollar ve karaciğer yağlanması gelişir…….Kolesterolümüz yükselir …. Pankreas etkilenir ..İnsülin direnci gelişir …Böbrekler etkilenir ve hep beraber tansiyonumuz da yükselir…veya düşer ama mutlaka etkilenir.

Bağışıklığımız altüst olmaya başlamıştır artık….İşte biz immunoterapi uzmanları bu kısır döngüleri çok iyi bilerek hastayı bir bütün olarak görüp yaklaştığımız için bu mekanizmaları düzeltici tedaviler ile bağışıklık sisteminin kalıcı olarak düzelmesine yol açar, katkıda bulunuruz.

Vücudumuz o kadar güzel bir bütündür ki asıl kısır döngü alanını bulup düzelttiğinizde tüm vucuttaki bir çok yansıyan sorun ve beraberinde oluşmuş hastalıkların hepsi düzeliverir.


İstanbul Dahiliye - İç Hastalıkları uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!