Yaygın kullanımda kısaca reflü (gastroösofagiyel reflü) diye anılan rahatsızlık mide ile yemek borusu arasındaki kapak sisteminin bozulması sonucu gelişir. Karın içindeki yüksek basınç, mide içeriğini daha düşük basınçlı göğüs boşluğunda bulunan yemek borusuna doğru iter. Normalde bu kapak sistemi taşmayı engeller. Ancak modern çağdaki hızlı ve aşırı yemek yeme, doyma hissi oluşana kadar mideyi aşırı şişirir ve kapak sistemini zorlar. Ayrıca aşırı yağlı gıdalar, çikolata, sigara ve alkol de bu kapak sistemini gevşetir. Bunun sonucunda hemen herkeste aralıklı görülen reflü sayısı ve süresi artar. Oluşan göğüs içinde yanma, ağıza acı su, hatta gıdaların gelmesi gibi rahatsızlık hissi kişide yemek borusunu temizleme gereksinimi doğurur. Bu da su içerek, yutkunarak hatta gıda alarak yemek borusundaki tahriş edici içeriğin tekrar mideye itilmesini sağlar. Ancak yutkunmakla alınan hava ve tükürük, içilen su mideyi daha da şişirir ve kapak sistemini daha da zorlar. Uzun süre devam eden reflü durumunda artık kapak sistemi kalıcı olarak işlevini yitirir.

Reflüye bağlı oluşan ağıza acı su ve gıda gelmesi, sürekli hale gelebilen göğüs arkasında yanma, kronik öksürük, ses kısıklığı kısa dönemde hayat konforunu bozar. Kişi artık yemek yemeye korkar hale gelebilir. Uzun dönemde midenin asitli içeriğinin yemek borusunda yaptığı hasar derinleşir; önce yanma azalır hatta kaybolur. Ancak bu reflünün iyileştiği anlamına gelmez. Özellikle ağıza acı su gelmesi ve öksürüğün devam etmesi bunun bir göstergesidir. Yemek borusundaki hasar uzun dönemde kansere dahi gidebilen değişikliklerin başlangıcıdır.

Hastalığın tanısında en önemli tetkik endoskopidir. Tipik yakınmalarla birlikte yemek borusunda hasar (ösofajit) saptanması tanı koydurucudur. Eğer endoskopi ile yemek borusunda herhangi bir hasar saptanmazsa; tipik yakınmaları olan hastada 24 saat boyunca yemek borusunun mide asidine ne kadar maruz kaldığı özel cihazlar aracılığı ile ölçülür. Eğer asitli mide içeriğinin belli ölçümlere göre yüksek olduğu belirlenirse endoskopi normal bile olsa reflü tanısı doğrulanır.

Reflü tanısı konan hastada ilk tedavi, ilaçlar ile mide asit içeriğinin yakıcı özelliğini gidermektir. Tabii ki yemek tüketme tarzı ve alışkanlıklarının da düzeltilmesi gerekir. Bu önlemlerle hastaların %90'ı rahatlar. 2 aylık ilaç tedavisinden sonra ilaca ara verilir ve hastanın yakınmaları değerlendirilir. İlaçlı tedaviye yanıtsız veya şikayetleri ilaç kesildikten sonra tekrar başlayan hastalarda ameliyat seçenekleri değerlendirilmelidir. Yakınmaları ilaç kesildikten sonra tekrar başlayan hastalarda sürekli (ömür boyu) ilaç tedavisi gerekebilecektir. Bu nedenle 10 yıldan daha uzun süre ilaç kullanımı olabilecek, ek hastalıkları az olan daha genç hastalarda ameliyat kalıcı ve iyi bir seçenektir.

Ameliyat günümüzde kapalı (laparoskopik) yöntemle yapılmaktadır. Basitçe tanımlarsak, ameliyat sırasında midenin tepe noktası yemek borusu etrafına sarılır ve yeni bir kapak sistemi oluşturulur. Her ameliyat gibi bu ameliyatın da kendine ait riskleri ve komplikasyonları bulunmakla birlikte doğru hastalarda, doğru şekilde yapılmış ameliyatlarda başarı %90 dolayındadır.


Adana Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!