Ruhsal sorunların ve davranış bozukluklarının yok edilmesi veya azaltılması amacıyla kullanılan her türlü yönteme psikoterapi denilmektedir.Psikoterapi hem bilim hem de sanat dalıdır. Prof. Dr. Engin Geçtan ve Irwin Yalom, psikoterapi'nin ikili bir dans olduğunu söylerler. Danışanın mutsuzluk yaratan sorunlarını belirlemesine yardımcı olur. Problemlerin üstesinden gelebilmesi için sahip olduğu olanakların farkında olmasını sağlar. Stresle başa çıkmasını sağlarken, olayları farklı açılardan yorumlama ve değerlendirmesini öğretir.Söz konusu olan sorunlarla baş edebilmesi için gerekli olan davranış ve düşünce esnekliğini kazandırır. Gelecekte karşılaşabileceği benzer sorunlarda da kullanabileceği yöntemleri geliştirmesini ve benimsemesini sağlar.
1-Davranışsal Terapide Hipnoz:

İmajinasyon Wolpe tarafından sistematik duyarsızlaştırma tekniğinde başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Hipnozda iken uygulandığında, kısa bir sürede ve inanılmayacak kadar etkin olabilmektedir.
2-Bilişsel Terapide Hipnoz:
Kognitif terapi; problemli duygu ve davranışlara yol açan düşünce kalıplarını tespit etmek ve düzeltmek için çalışır. Bu ekole göre duyguların hemen öncesinde bazı düşünceler oluşmakta ve duygulanımı etkilemektedir. Bu bakımdan olumsuz duyguların ortaya çıkmasına neden olan düşüncelerin belirlenmesi ve bu düşüncelerin altında yatan daha derin düşünceler olan “Şema”ların değiştirilmesi gerekir.
Bu teoriye göre çocukluk çağındaki deneyimler, öğrenme yolu ile bazı temel düşünce ve inanç sistemlerinin oluşmasına neden olur. Bu temel düşünce ve inançlar “Şema” olarak adlandırılır. Aynı şemalar yaşamın ilerleyen döneminde davranışları etkileyerek bilişsel hatalara neden olur.
Bu tip sorunu olan bir danışanın, düşüncelerinde meydana gelen hatalı öğrenimlerini hipnotik transta çözmek ve alternatif çözüm yöntemlerini hipnotik transta öğretmek kısa sürede başarıya ulaşmamıza neden olur. Gelecek olayları imgelemle görmesini sağlayarak, danışanın verdiği motor ve emosyonel yanıtı o anda alarak, değişimi objektif olarak değerlendirmeyi mümkün kılmaktadır.
3-Bilişsel-Davranışsal Terapide Hipnoz:
Bilişsel davranış terapisinde; sağlıksız, negatif inanç ve davranışları tespit etmek ve sağlıklı, pozitif inanç ve davranışlarla değiştirmek için hem kognitif hem de davranış terapilerinin birleşiminden oluşur. Duyguları ya da yaşantıyı ortaya çıkaran olayın veya uyarıcının kendisi değildir, olayın değerlendirme biçimidir. Otomatik düşünceler, uyarıcıların değerlendirilmesi sırasında adeta bir refleks gibi ortaya çıkmaktadır.
Otomatik düşünceler, çocukluktan itibaren oluşmaya başlar ve zaman içinde zenginleşerek yerleşirler. Biz bu tür gerçekçi olmayan düşüncelere öylesine alışmışızdır ki aslında bunu gerçek düşünce zannederiz. Bilişsel terapi, bireyin alışmış olduğu zihinsel çarpıtmaları fark etmesini sağlayarak, gerçekçi ve işlevsel düşünme alışkanlığını yaratmaktır.
Otomatik düşüncelerin gerçekçi bir biçimde değerlendirilip değiştirilmesi hipnozda iken imgelemler kullanılarak duygu ve davranışlarda kalıcılığa neden olmaktadır. Danışanın geçmişte bir olay ya da yaşanan bir süreç nedeniyle geliştirdiği mantıksız düşünce, uyum sağlayan duygu ve davranışların oluşturulmasıyla sonuçlandırılır.
4-Psikoanalitik Terapide Hipnoz:
Psikoanalitik terapilerin amacı bilinçdışında yatan çelişkileri bilinç düzeyine çıkarmak ve çözüme ulaştırmaktır. Analitik terapide şimdiki zamanda yaşanan duygu ve davranışları açıklamak için danışanın geçmişte yaşadığı anıları, olayları ve duyguları incelenir.
Bu terapide, bilinçdışına itilmiş duygular regression ile yeniden ortaya çıkarılarak, danışanın yaşamını geliştirecek değişimleri en kısa zamanda yapması sağlanır. Rüya analizi, hipnoz esnasında anlamlı bir rüya görme telkini ile kolaylaşmaktadır.
5-Psikodinamik Terapide Hipnoz:
Psikoanaliz teorisi üzerine kurulmuştur. Danışanın bilinçdışındaki duygu ve davranışlarını, arzu ve isteklerinin nereden kaynaklandığını ve içinde yaşadığı çatışmaların çözümünü bilinçli hale getirebilmek için çalışır.
Danışanın geçmişini incelemek, inançları ve davranışları ile yüzleştirmek, duygu ve düşüncelerinin farkındalığına varması için kullanılan yöntem yine regression'dur.

HİPNOTERAPİ
Hipnoz kendi başına bir terapi yöntemi değildir. Çeşitli psikoterapi uygulamalarının ekinliğini arttırmak için kullandığımız, çok olumlu katkıları olan yardımcı bir tekniktir. Bilinen tüm psikoterapi yöntemleri hipnoz altında iken daha rahat uygulanır. Psikoterapi'nin etkisini arttırır. Her etkili psikoterapi gizli veya açık telkin vermek zorundadır.
Martha Crampton (1969) zihinsel imajların danışan ile terapötik bağ oluşturulmasında kullanışlı olduğunu belirtir. Çünkü imgeler aracılığı ile danışan sembolik olarak anlamlı deneyimlerini göstermektedir. İmgeler, danışanın kendilik algısını değerlendirmesinde de kullanılır. Pelletier (1979) Ego güçlendirmede kullanır. Davranış terapisinde sistematik duyarsızlaşma tekniğinde kullanılır.
Hipnoterapi, özellikle psikoterapi almaktan korkan ve bu nedenle strese giren danışanlarla daha rahat çalışabilmek içinde kullanılmaktadır. Rüyaları anlamlandırmak için günlerce beklemek zorunda kalmak yerine, anlamlı bir rüya görmesini sağlayarak kullanılabilir. Irwin Yalom, hipnoterapinin regression için ideal olduğunu söylemiştir.
Sağ beyin yarım küresi sezgisel güçlerimiz bilgileri sentezleme, imajinasyon, melodi, yorum ve mecazi anlamlandırmaları işlemlendirmede etkilidir. Sol beyin yarımküresi ise yargılama, anlamlı konuşma, söz dizimi, okuma – yazma, aritmetik, ritim gibi fonksiyonlardan sorumludur.


Mersin Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!