Bir çok diyet programı deneyip başarılı olamıyor musunuz ?

Sürekli başladığınız diyet programlarını yarıda mı bırakıyorsunuz ?

Stres, üzüntü, kaygı, aşırı sevinç gibi durumlarda aklınız hep yemeklerde mi oluyor ?

Kilo verseniz bile bunu bir türlü koruyamıyor musunuz ?

Bu sorunlarınızın çözümü psikolojinize uygun bir diyet yapmaktan geçiyor: PSİKODİYET!

HER BİREY KENDİNE ÖZELDİR

Her birey kendine özeldir. Hepimizin yemek yeme düzeni, uyku saatleri, vücudumuzun çalışma şekli, ruh hali farklıdır. Bu nedenle kilo vermek için oluşturulan tüm süreçler de size özel olmalıdır. İnsan biyopsikososyal bir varlıktır; yani beden, psikoloji ve sosyal koşullar birbirleriyle etkileşim halindedir. Beslenme ve kilo problemleri kişilerin psikolojisini etkilemekte, aynı şekilde kişinin psikolojik durumu da beslenmesini etkilemektedir. Bu nedenle beslenme ve psikoloji aslında iç içedir.

YEME DAVRANIŞI İÇGÜDÜSELDİR

Yeme davranışı sadece fizyolojik açlık sonucu oluşan bir durum değil; duygu, düşünce ve sosyal boyutu olan daha karmaşık bir süreçtir. İçgüdü olan yeme davranışı; özellikle insanda hormonlar, beyin, alışkanlıklar, duygu, düşünce, yaşantılar, beklentiler, doyum ve doyumsuzluklar ve bilinçaltından etkilenir.

Bu nedenle bir kişinin “yemek yeme” davranışını düzenleyebilmek için tüm süreci bütünüyle incelemek gerekir. Yemek yeme davranışının psikolojik, duygusal ve yaşamsal yönünü ele almadan diyet programı başarı sağlayamamaktadır. Bununla birlikte bireyin bedenindeki bir değişiklik psikolojisinde, psikolojisindeki bir değişiklik bedeninde etkisini gösterir.

PSİKODİYET NEDİR ?

Psikodiyet; biyopsikososyal açıdan beden, beyin, ruh ve çevre etkileşimini inceleyen bilimsel diyet programıdır. Psikodiyet içerisinde hem diyet hem de psikoloji alanını barındıran multidisipliner bir programdır. Temel amaçları arasında kilo kaybının sağlanması, verilen kilonun korunması, sağlıklı beden algısının oluşturulması, özgüven geliştirme ve sorun çözme becerileri bulunmaktadır.

DUYGU – DÜŞÜNCE – DAVRANIŞ İLİŞKİSİ

Çoğu zaman yemek yeme eyleminizi neyin başlattığının farkında olmayabilir, kendinizi yemek yerken bulabilirsiniz. Fakat bu yeme davranışının öncesinde başka boyutlar bulunmaktadır.

Örneğin;

Davranışı ilk önce bir uyarıcı başlatır. Bu uyarıcı güzel bir yeme kokusu, yiyecek üzerine konuşmalar gibi dış bir uyaran olabileceği gibi; kişinin boşluk, suçluluk, öfke, yalnızlık gibi duygular iç uyaran olabilir. Bu uyarıcı sonucunda her kişi yeme davranışı göstermez. Yeme davranışı gösterip göstermemek ise düşünce süreçleri ile ilgilidir. Eğer o uyarıcı karşısında “ Bunu yemem lazım”, “Buna karşı koyamam” gibi düşünceler olursa sonuç o yiyeceği yemek olacaktır. “ Buna engel olamıyorum “ “ Yerken çok mutlu oluyorum “ gibi düşüncelerle de yeme davranışı artmakta ve sürmektedir.

Sonuç olarak da bu yeme davranışından dolayı kişi asla başarılı olamayacağı gibi düşünceler ile mutsuzluk, öfke, suçluluk gibi duygular yaşayabilir ve diyetini bırakabilir. Bu sürece engel olabilmek için kişinin düşünce hataları belirlenir.

Düşünme Hatalarını Ortaya Çıkarma

Diyetteyken en sık yapılan 9 düşünce hatası

1. Ya hep ya hiç düşüncesi

“Ya tam diyet yaparım ya da diyetimi bozarım“

“Şu yiyecekten ya hiç yemem ya da yiyeceksem sonuna kadar bitiririm “

2. Olumsuz geleceği önceden görmek

“Bu hafta hiç kilo veremedim, bu hiç kilo veremeyeceğim demektir”

“Bu yiyeceği yemeye karşı koyamadım, ileride de hiçbir yiyeceğe karşı koyamayacağım”

3. Geleceği abartılı olumlu görmek

“Canım çok istedi, azıcık yerim sonra bir daha hiç yemem”

4. Duygusal şartlanma

“Şu anda tatlı bir şeyler yemem şart”

“Kendimi yenilmiş gibi hissediyorum böyle hissetmem başarısız olduğumu gösterir”

5. Aklından geçenleri okumak

“Benim için pişirdiği yemekten yemezsem benim kaba biri olduğumu düşünecek”

6. Kendini kandıran düşünce

“Yerken beni kimse görmezse yedim sayılmaz”

“Ayakta atıştırmaktan bir şey olmaz”

7. Yarar sağlamayan kurallar

“Yiyecek ziyan edemem, tabağımda yiyecek bırakamam”

8. Haklı neden ileri sürmek

“Şu anda çok gerginim bu yiyeceği yemeye hakkım var”

“Bedava olduğu için bu yiyeceği yiyebilirim”

9. Abartılı düşünce

“Bir yiyeceği canım istediğinde buna asla karşı koyamıyorum”

Yanlış düşünce belirlendikten sonra davranış değiştirme, engelleri ortaya çıkarma ve sorun çözme üzerine odaklanılır. Bireylerde olumlu beden algısı geliştirilir. Burada da motivasyon oluşturulur. Motivasyon oluşturmak çok önemlidir çünkü süreç içerisinde takılmalar ve geri dönüşler olduğu zaman ya da bir takım engeller ile karşılaşıldığında kişilerin kendilerini motive eden sebepleri hatırlaması önemlidir.

Son aşamada kilo koruma planını içerir ve hastanın olumlu alışkanlıklarını devam ettirmesi ve kilosunu koruması amaçlanır.

Her birey kendine özeldir. İnsanın beden algısı ruhuna ve zihnine etki etmektedir. Bedeni etkileyen her şey ruhu da etkilemektedir. Bu nedenle tüm bireyler bütün olarak ele alınmalıdır. Kilo verme sürecinde diyetin yanı sıra bazı davranış ve düşünce yapılarında değişmeler de gerekmektedir.


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!