PRP Nedir

Platelet Rich Plasma (PRP), Santrifüj yöntemi kullanılarak kan yapısından elde edilen, büyüme faktörleri” bakımından zengin, trombosit konsantrasyonu yüksek olan plazma uygulamasını ifade etmektedir. Platelet Rich Plasma yani Trombositten zengin plazma, küçük bir miktar kan içerisinde zenginleştirilmiş, yoğunluğu arttırılmış trombositleri ifade eder.

Trombosit: (Platelet) Alyuvar ve akyuvarlardan çok daha küçük yapıdaki, kanın pıhtılaşmasını sağlayan renksiz, hücre pullarına trombosit denir. Ortalama periferik kandaki trombosit miktarının normal değer aralığı her mikro litrede 150.000/µl ile 400.000/µl arasıdır.

PRP için kandaki trombosit, yoğunlaştırılarak 7 kat arttırılmış ve 1.000.000/µl kadar çıkarılmış ve bu yoğunluğun kemik ve yumuşak doku iyileşmesini hızlandırdığı ortaya çıkarılmıştır. PRP’de yoğunlaştırılacak trombositin (pıhtı hücresi) sayısı kesin olmasa bile yapılan çalışmalar “rekombinanat büyüme faktörleri” ile ortaya çıkan iyileşme, yenilenme yönündeki etki için periferik kandaki trombosit miktarının 1 milyondan fazla olması yani normal değerlere göre yaklaşık 7 kat arttırılması gerektiğini göstermiştir.

Trombositler; hücredeki pıhtılaşma rolünün yanında, doku hasarında α-granüllerinden büyüme faktörleri salgılayarak doku onarımında da önemli role sahiptir.

Doku mühendisliği ve moleküler teknoloji alanında yapılan araştırmalar büyüme faktörlerinin yara iyileşmesi, kemik ve yumuşak doku yenilenmesi üzerindeki rollerine daha fazla dikkat çekmiştir.

Büyüme Faktörleri: Hücresel büyüme, çoğalma ve hücresel farklılaşmada uyarıcı yeteneğe sahip doğal maddelerdir. Büyüme Faktörleri doğal biolojik (mediyatör) tetikleyici maddeler olup, yara iyileşmesinde de yer alan hücresel olayları düzenlerler. Yumuşak doku ve kemik iyileşmesinde önemli rol oynayan “büyüme faktörleri” trombositlerin alfa granüllerinden kemokinler ve sitokinlerden oluşan bir grup proteinin ortama salınmasına neden olur. Ortama salınan ve büyüme faktörlerinden oluşan bu kokteyl, dokuların tamir edilmesi ve yenilenmesine (rejenerasyon) sebep olmaktadır.

PRP, 1970’li yılların başında çok bileşimli kan ürünlerinin bir yan ürünü olarak geliştirilmiştir. O yıllardan bu yana Ortopedi, Diş Hekimliği, Damar Cerrahisi ve dermatoloji gibi birçok alanda kullanılmaktaysa da son yapılan araştırmalarla etkinliği ve kullanım alanı genişlemiştir.

Prof. Takakura Nobuyuki ve arkadaşlarının 1996 yılından büyüme faktörlerinden bazılarının (PDGF ve VEGF) kıl oluşumu ve kıl folikül formasyonu için önemli olduğunu belirtmeleri üzerine, PRP’nin saç hastalıklarının ve dökülmesinin tedavisinde etkili olabileceği gündeme gelmiştir.

PRP Nasıl Hazırlanır?

Trombositten zengin plazma, otomatik özel cihazlar kullanılarak hazırlanır. Tam teşhizatlı bir klinikte santifürüj cihazı kullanarak, PRP elde edilmesi mümkündür. Medikal anlamda özel olarak üretilmiş cihaz sayesinde, “sitrat”, “fosfat” ve “dekstroz” karıştırarak pıhtılaşması engellenen kan santrfüj edilir ve hücre ayırma işlemine tabi tutulur.

Yoğunluk derecesine göre total kan 3 temel bileşene ayrıştırılır. Orta yoğunlukta kalan alanda trombosit açısından zenginleştirilmiş plazma yer alır. (Resim: Sentrifüj işlemi tamamlandıktan sonra injeksiyona hazır trombositten zengin plazmanın bulunduğu PRP tüpü) İşlemden geçerek yoğunlaştırılmış trombositler, kullanılan PRP kitine, sentrifüjün hızına ve kullanılan antiloagülana bağlı olarak değişiklik göstermektedir.

Doku yenilemesini tetikleyecek olan büyüme faktörlerinin, aktive olmuş trombositlerden salınımı ilk 10 dakika içinde başlar ve 1 saat içinde tamamlanır. Bu nedenle hazırlanmış PRP konsantrasyonu, 10 dakika içinde gerekli alana uygulanmalıdır.

Son zamanlarda operasyon sırasında kullanılabilen nispeten daha az miktardaki kan örneklerinden basit ve hızlı bir şekilde, prp elde edebilen cihazlar geliştirilmiştir.

Aktive yoğunlaştırılmış trombositin doğru hızda, en uygun şartlarda elde edilmesi ve zamanında kullanılması etki gücünü ve kalitesini değiştirebildiği unutulmamalıdır.

PRP Nasıl Etki Ediyor?
Trombositlerin yara iyileşme ve yenileme sürecinden önemli rol oynadıkları bilinen bir gerçektir. PRP yani trombositten zenginleştirilmiş plazma hızlı bir şekilde bölge ulaşarak, kanı pıhtılaştırır, yara iyileşmesini başlatan ve destekleyen büyüme faktörlerini serbestlerler. Böylece yara iyileşme sürecinde hızlanma, iyileşme meydana gelir. PRP uygulanan bölgede doku yenilenmesi meydana gelir.

Bahsi geçen büyüme faktörlerinin aynı zamanda kıl yapısı ve folikül formasyonunda da önemli etkiler yarattığı, düzelme ve büyüme meydana getirdiği çeşitli araştırmalarla ortaya konmuştur.

Etki ettiği bölgede proteinleri ve büyüme faktörlerini açığa çıkartır.

Yoğunlaştırılmış trombositler iyileşme sürecini başlatır.

Yeni doku oluşturmaları için kök hücrelerine uyarı gönderir.

Hangi büyüme faktörleri açığa çıkartılır?

PDGF: Hücre bölünmesi,

Kök hücre farklılaşması,

Fibroblastların kimyasal olarak uyarılması,

Kıl oluşumu ve formasyonu

TGF: Bağ doku oluşumunun aktive edilmesi

ILGF: Yara iyileşmesi

EGF: Hücre farklılaşması aktivasyonu

Fibrin, fibronektin,vitronektin

PRP Nerelerde Kullanılıyor?

Trombositten zengin otojen ürünlerin tedavi amacı ile kullanılması, güncel bir yaklaşım olarak dikkati çekmektedir. Tıp alanında senelerdir damar cerrahisinden periodonti’ye kadar birçok yerde kullanılmakta olan PRP, son yıllarda yeni kullanım alanlarıyla da dikkat çekmektedir.

PRP’nin kullanım alanlarından bazıları şunlardır;

Yara iyileşmesi

Cilt gençleştirme

Saç Dökülmesi

İnce çizgiler ve kırışıklıklar

Volümetrik doldurma

Alopesi (Saç Kıran)

Saç Ekimi

Stria

Eklem kireçlenmesi

PRP’NİN Avantajları:

PRP toksit değildir
Hastanın kendi kanından yapılır, kimyasal değildir.
Kolay hazırlanır, kolay uygulanır.
Birkaç gün içerisinde vücut tarafından yeniden absorblanır.
Doku sentezini hızlandırır, hızlı iyileşme sağlar.
Alerjik etki yaratma ihtimali yoktur.
Muhtemel infeksiyonlar (Hepatit, HIV, CJD) açısından güvenlidir.
Otolog olduğu için rejeksiyon riski yoktur

PRP otolog bir kan ürünüdür, bu nedenle HIV, hepatit gibi hastalıklara karşı doğal bir bağışıklığa sahiptir.

PRP’NİN SAÇ KÖKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Yaklaşık 30 yıldır tıp dünyasında aktif olarak kullanılan PRP ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda saçlı deride, , saçlarda yıpranma ve kırıklık, saç dökülmesi, cansızlık mat görünüş şikâyeti olan kişilerde başarılı sonuçlar alınmaktadır. İlk olarak 20 yıl önce Prof. Takakura Nobuyuki’nin yaptığı testler ve araştırmalar sonucunda PRP uygulamalarının kıl köklerine etki edebildiği ortaya konmuş, Takikawa M ve arkadaşlarının 2011 yılında yaptığı uygulamalar ile saç büyümesini hızlandırdığı bildirilmiştir.

PRP Saç dökülmesini durdurması yanında, saç köklerini uyararak saç büyümesini aktive eder. Zayıf saç köklerine doğrudan etki eden PRP ince saç tellerinin beslenerek kalınlaşmasına, kıl foliküllerinin iyileşmesine katkı sağlamaktadır.

Saç ekiminden PRP’nin üç farklı uygulama alanı vardır;

Saç köklerinin kalıcılığın sağlamak amacıyla ekim sırasında (PRP destekli FUE).

İyileşmeyi hızlandırmak amacıyla ekim sonrasında yapılan uygulama

Saç ekimi ardından yeni ekilen saç köklerini gençleştirmek ve canlandırmak için düzenli olarak yapılan PRP uygulamaları mevcuttur.

PRP uygulaması genetik ya da bazı hastalıklar sebebiyle “tamamen” dökülmüş olan saçların yeniden çıkmasını sağlamaz, mevcut saçların daha sağlıklı olması, dökülmenin durması, saç kıllarının daha kalın telli ve daha sağlıklı hale gelmesi sağlanır.

İçeriğindeki az miktardaki lökosit, antikor proteolitik enzimler sayesinde fizyolojik antibiyotik görevi görürler. Plazma içeriğinde ayrıca hormonlar, biyotransforme vitaminler ve diğer besinler bulunur.

Saç Ekimi Operasyonlarında PRP Uygulaması

Saç dökülmelerini yavaşlatan, saçı besleyen ve hızlı büyümesini, uzamasını sağlayan PRP’nin bu özelliklerinin yanı sıra, söz konusu cerrahi operasyon olduğunda hızlı iyileştirme ve doku yenileme özellikleri de devreye girer.

Operasyon sonrasında düzenli olarak yapılacak PRP, donör bölgedeki hafif yaraların çok çabuk iyileşmesine, yeni ekilen saç köklerinin hızlı bir şekilde yerel doku ile adaptasyon sağlamasına sebep olur.Cerrahi operasyonlarda trombositten zengin plazma ve ayrıştırma sonunda ortaya çıkan trombositten fakir plazma ile yapılan çalışmalarda diren ve tampon kullanımına daha az ihtiyaç duyulduğu, doğru pıhtılaşma sağlandığı, postoperatif şişkinliği ve ağrıyı azalttığı, yara iyileşmesini hızlandırarak, iyileşme sürecini kısalttığı bildirilmiştir.

PRP Nasıl Uygulanır?

PRP uygulaması kolay ve kısa süre içerisinde gerçekleştirilebilen bir uygulamadır. Uygulamanın yapılacağı kişiden 16-23 ml arasında (ortalama 2-3 tüp) kan alınır, 8 dakika boyunca 3000 devir/dakika santrifüj edilir.

Deri üzerine sürülmesi koşuluyla(topikal) şekilde yapılabildiği gibi, enjeksiyon ile doğrudan deri altına uygulama yapılabilmektedir. Genellikle injeksiyonlar “intraderman” ve “subdermal” şekilde yapılır. Saçlı deri alana uygulamalarda, nappaj ve nokta tekniği kullanılabilmektedir.

Saç ekimi sonrasında PRP için en uygun zaman, yeni ekilen saçların yeni doku ile uyum sağladğı operasyondan sonraki 3. aydır.

PRP uygulamasından maksimum düzeyde yararlanmak için doktorunuz farklı şekilde önermediği sürece, saç ekimi operasyonunun 3. Ayından sonra her hafta 1 uygulama olacak şekilde 4 seans PRP yapılması tavsiye edilmektedir. Genellikle 4. Seanstan sonra trombositler saçlı deride onarım başlatır ve yeni ekilen saçların yenilenme, beslenme ve güçlenmesine katkı sağlar.

PRP uygulamalarında 3 ayda bir kez “koruma tedavisi” önerilmektedir. Koruma tedavisi genellikle 6 seans devam eder.

Unutulmamalıdır ki, PRP katkı sağlayan bir yöntem olmasının yanı sıra,hemen etki edenbir çözüm değildir. PRP’nin kalıcı ve uzun süreli yararlarının görülebilmesi, dokuların yenilenmesi ve tamiri zaman alacaktır.

PRP’nin Yan Etkileri Var mıdır?

PRP uygulamasında kişinin kendi kanından yoğunlaştırılan trombositler kullanıldığı için, kişinin bünyesiyle tam bir uyum içerisindedir, Prp uygulamalarında yan etki görülme riski çok azdır, uygulama PRP’nin deriye enjekte edilmesi şeklinde olduğu için, uygulama sorunlarından kaynaklı bir takım alerji, risk ya da lokal yan etkiler görülebilir.

Bunlar enjeksiyon bölgesinde ekimoz ya da kızarıklık şeklindeki oluşumlar, küçük çaplı oldukları için 1-2 gün içerisinde kaybolurlar.

Uygulama sırasında, uygulanan bölgede gerilme hissi meydana gelmektedir, bu da 1-2 saat içerisinde tamamen kaybolur.

PRP bir tür kök hücre tedavisi midir?

PRP uygulaması ile kök hücre uygulamaları birbiri ile çok karıştırılan, yanlış lanse edilen uygulamalardır. PRP uygulamasında da kök hücreler üzerinde çalışılıyor olsa da PRP bir kök hücre uygulaması değildir.

Dr. YETKİN BAYER


İstanbul Medikal Estetik Sertifikalı Tıp Doktoru uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!