Prematüre doğum
Prematüre doğum

Türkiye’de doğan yüz bebekten 9’u, anne karnındaki normal gelişim süresini tamamlamadan dünyaya geli yor. Doğum anomalisi olmayan prematüre yeni doğan her yüz bebekten 75’i ölüyor. Bu trajik sonucun önlenebilmesi için, ilk yapılması gereken, kaliteli bir gebelik öncesi ve gebelik esnasında tıbbî danışma ve bakım ile bazı risk faktörlerinin elenmesi veya uygun önlemler alınarak riskin en aza indirilmesi. Meselâ, sigaranın kesilmesi, gereksiz kürtajların önlenmesi, anneye ait hastalıkların tıbbî veya cerrahi olarak kontrol altına alınması vb.

Doğumun, gebeliğin 37. haftasından önce gerçekleşmesine erken doğum denmektedir. Türkiye’de doğan her yüz bebekten 9’u erken doğmaktadır. Doğumsal anomaliler dışında, yeni doğan prematüre her yüz bebekten 75’i erken doğum nedeniyle ölmektedir. Kötü sosyo-ekonomik yaşam koşulları, üretken yaş sınırının çok altında veya üstünde gebe kalmak, sigara içmek ve doğum öncesinde yeterli tıbbî destek alamamak, bu trajik sonucun en önemli nedenleri arasındadır. 1950’li yıllardan bu yana erken doğum oranında herhangi bir değişiklik olmaması çok düşündürücüdür.

Erken doğumun nedenleri

Tüm erken doğum vakalarının yaklaşık üçte birinde gebelikte gelişen anneye veya bebeğe ait komplikasyonlar sorumludur.

Erken doğum vakalarının geri kalan üçte birinden ise erken membran rüptürü sorumludur. Bu başlık altında toplanan membran rüptürleri, açıklayıcı neden saptanamadığı için “kendiliğinden” olarak kabul edilir, ancak bu vakaların çoğuna belirti vermeyen enfeksiyonların neden olduğu düşünülmektedir.

Erken doğum riski olan hastalara yaklaşım

Erken doğum ciddi yenidoğan ölüm nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni doğanda akciğer, kalp, bağırsak hastalıkları, öldürücü enfeksiyonlar ve beyin kanaması gibi çok ciddi ve tedavisi çok karmaşık problemlerin yol açtığı prematüre doğumların, en önde gelen yeni doğan ölüm nedeni olduğunu bir kere daha önemle hatırlatmamız gerekir. İlk aşamada, kaliteli bir gebelik öncesi ve gebelik esnasında tıbbî danışma ve bakım ile bazı risk faktörlerinin elenmesi veya uygun önlemler alınarak riskin en aza indirilmesi (meselâ, sigaranın kesilmesi, serklaj operasyonları, gereksiz kürtajların önlenmesi, anneye ait hastalıkların tıbbî veya cerrahi olarak kontrol altına alınması) prematüre doğum tedavisi veya prematüre bebeğin bakımından çok daha kolay, daha az masraflı ve daha başarılı olacağı için tedavide ilk aşamada düşünülmelidir.

Tüm bunlara rağmen prematüre doğum tehdidi ile karşımıza gelen hastada çok kısa bir zaman içinde gebeliğin sürdürülmesinin yararı ölçülmelidir. Gebeliğin devamının anne yaşamını tehlikeye sokacağı veya doğacak bebeğin sağlığına bir yarar getirmeyeceği durumlarda, en uygun kurallar çerçevesinde doğum sağlanmalı, aksi halde erken başlamış doğum sancılarının durdurulması için tedaviye hemen başlanmalıdır.

Tedavi amacıyla kullanılan ilaçları üç grupta toplayabiliriz:

1) Tokolitik ilaçlar: Rahmin erken başlamış kasılmalarını durdurmak amacıyla kullanılan ilaçlardır. Mutlaka hastane şartlarında ve ciddi gözetim altında kullanılması gerekir.

2) Antibiyotikler: Enfeksiyonların, erken doğumdan sorumlu olduğu durumlarda tercih edilir.

3) Glukokortikoidler: Gebeliğin 28-32. haftaları arasında kullanılan betametazon veya deksametazon, prematüre yeni doğanlarda görülen komplikasyonları ciddi olarak azaltmaktadır.

Tüm bu önlemlere rağmen, doğumun önlenemediği hastalarda doğum biçimi tamamen obstetrik kurallara uygun olarak, bebeğin mümkün olan en az travmaya maruz kalacak şekilde doğurtulması ve bu tarz doğumların bu bebeklerin bakımında yeterli deneyim ve teknolojik donanıma sahip hastanelerde yaptırılması yeni doğan kayıplarını önlemek kadar sağlıklı bir bebek için de çok önemlidir.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!