Çocuklar büyürken her yaşa özgü sosyalleşmelerden bahsedebiliriz. 1 yaşındaki bebeğin çevresindeki kişileri ayırt edebilmesi, kendini ifade etmeye çalışması sosyalleşme olarak adlandırılırken, 2,5 yaşındaki bir çocuğun parkta kaydıraktan kayarken diğer çocuklarla göz temasında bulunması, onlarla konuşmaya çalışması, elindeki oyuncağını vermesi-alması da sosyalleşmenin bir evresidir. Bu evreler aileler tarafından ne kadar desteklenirse ve geri bildirimlerle beslenirse çocukta öz güven ona paralel olarak gelişim gösterecektir.

En etkin ve fark yaratan sosyalleşme ilkokula başladıktan sonra olmaktadır. Çünkü çocuk gerçek anlamada ilk kez aileden ayrılmakta ve kendi yaş grubundan bir çocuklarla aynı sosyal mekanı paylaşmaktadır. Bu arada da ciddi anlamada ilk kez dış otorite ile tanışmaktadır. Tüm bunlar çocuk için hem yeni, hem heyecan uyandırıcı hem de hata yapmamalıyım duygusunu yaşatan ilklerdir. Elbette bunların temelleri ilk olarak aile içinde atılıyor, şanslı olan çocuklarda ise okul öncesi eğitim ile pekiştirilmektedir.

Günümüzde büyük kentlerdeki apartman içindeki yaşamlar, alışveriş merkezlerine sıkıştırılmış sosyal etkinlikler, çekirdek aile olarak yaşamın artması, büyükanne, büyükbaba vs. kavramlarının çekirdek aile içindeki yerinin fiziksel olarak biraz uzaklaşmış olması, komşuluk yaşantılarının azalmış olması, teknolojinin ilerlemesi ile internet ve sosyal paylaşım ağlarının artması ile sosyalleşmenin, facebook gibi sanal yapı içinde gerçekleşmesi, çocukları ve gençlerin sosyalleşmelerine kısıtlama getirmektedir. Buna paralel olarak günümüzde aileler tüm bunların farkında olup, ne yapabiliriz sorusuna cevap olarak , kreş eğitimine ağırlık vermektedirler.

Okul öncesi eğitimde çocuklarımızda bilişsel yapılanmada, dil gelişiminde, motor becerilerinde, sosyalleşmelerinde olumlu katkıları bulunmaktadır. Ailede tek çocuk olarak büyüyen bir çocuk için yuvada diğerleri ile oyuncağını paylaşmak, kızdığını doğru bir şekilde ifade etmek-vurmak yerine “sana kızgınım şu sebepten” diyebilmek- barışmayı öğrenmek, kendi aile yapısının dışında başka aile yapısından çocuklar ile tanışıp, sürekli iletişimde kalarak, farklı yapı ve kültürdeki diğerlerini olduğu gibi kabul edebilme becerisini kazanmak, ne istediğini tam olarak anlatabilmek, neyi ne zaman yapma ve ifade etme becerisi kazanmak okul öncesi eğitimin çocuklarımızın sosyalleşmesinde bulunduğu katkılardan bir kaçıdır.

Çocuklarda yaş faktörü çok önemlidir. 0-1 yaş aralında 1 aylık fark bile iki bebek arasında dikkat çekerken yaşın artması ile beraber bu dikkat çekme özelliği de azalmaktadır. 4 yaşındaki bir çocuk kendi dünyasında oyun yaratmayı daha çok tercih ederken 6 yaşındaki bir çocuk daha çok arkadaşları ile oyun kurarak oynamayı tercih edecektir. Buradan da şunu söylemek mümkün. Aynı yaş grubundaki çocuklar bir arada daha etkin bir şekilde sosyalleşebilmektedirler. Bu çocukların ilgi alanları ve gelişim evreleri birbirine benzer olacağı için birbirleri ile paylaşımları artacaktır.


Buradan ailelere şunu söylemek daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Çocuklarınızı kendi yaşına yakın çocuklarla arkadaş ortamında bulundurmaya , yada arkadaş seçimlerinde buna dikkat etmelerine yardımcı olunuz. Çünkü çocuklar aynı duygu ve düşünceyi paylaşamıyorlarsa mekanı ve de mekanın sunduğu imkanları da paylaşmayacaklardır. Kısacası sosyalleşmeyeceklerdir. Böylece çocuklarınızın duygusal alanlarında daha sağlıklı gelişmelerine de destek vermiş olacaksınız. Çünkü, farklı yaş grubundan çocukların arkadaş olması, onların duygusal açıdan yorulmalarına, kendi yaşlarına duygusal ve bilişsel yetilerini yaşayamamalarına, diğer yaşa özentiye sebep olabilmektedir. Altı yaşındaki, iki kız çocuğu beraber evcilik oynamayı tercih edecek, ve oyunun her safhasında beraber hareket edebilecekken, bu oyunu 3 ve 6 yaşında iki kızın oynadığını düşünürsek, üç yaşındaki kızımız oyuncaklara daha çok sahip olmak isteyecek , onlarla tek başına oynamak isteyecek yada oyuncakları merak edeceği için söküp takmayı tercih edecektir. Her ne kadar bu ikili iletişim uzaktan bir sosyalleşme gibi görünse de temelde çok da sağlıklı, işe yarar bir etkileşim değildir.

Özet olarak diyebiliriz ki; günümüzün çocukları için sosyalleşme her ne kadar ailede başlasa da bu zayıf kalmakta, şanslı olup, imkanları olan ailelerin çocukları okul öncesi eğitimden faydalanabilmektedirler. Bunun yanında çocuklarda sosyalleşmede önemli olan aynı- yakın yaş grubundaki çocukların arkadaş olmalarını sağlamak gerekiyor. Yaş arttıkça da sosyalleşme ne yazık ki sosyal paylaşım siteleri içinde sınırlı kalmakta ve duygusal travmaların hakim olduğu gençlerimiz toplum içinde kendilerine uyum, denge unsurları aramaktadırlar.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!