Obsesif Kompulsif İnançlar

Obsesif kompulsif bozukluk yani takıntılarla seyreden psikiyatrik bozuklukla iligili daha önce çeşitli yazılar yazmıştım. Obsesif kompulsif bozukluk ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu tanısı olmadan düşünce yapısı olarak obsesif kompulsif düşünce yapısını çok görmekteyiz. Bu düşünce yapılarını tanımlamak oldukça güç. Her hastada farklı bir temel inanış ve bu inanışlara özgün düşünce yapısı gelişmektedir. Bunlar çocukluk çağında yapılandığı için kişilik-karakter ve mizaç gelişimi ile de yakından ilgili olduğunu düşünmekteyim. Biliş (kognisyon) öğrenme süreçleri ile zihnimizde edindiğimiz düşünme sürecidir. 1980 lerden sonra Metakognisyon (Üstbiliş) kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Metakognisyon, düşünme süreçlerinin ve inançlarının değerlendirilmesi, düzenlenmesi ve izlenmesi olarak tanımlanabilir. Obsesif Kompulsif Bozuklukta metakognitif terapi olarak ortaya çıkan terapi şekilleri mevcuttur. İşte yukarda saydığım bu obsesif kompulsif düşünce yapısı üzerine kafa yoran bir grup obsesyon ve kompulsiyonlarla ilişkili inanışların ana alanlarını belirleme ve tanımlama amacıyla 1997 yılında biraraya gelmiştir. “Obsesif Kompulsif Kognisyonları Çalışma Grubu (Obsessive Compulsive Cognitions Working Group, OCCWG)” OKB’de 6 inanç alanının önemli olabileceği hakkında ortak görüş bildirmiştir.

Bunlar: Abartılmış sorumluluk, düşüncelere aşırı önem verme, düşüncelerin kontrol edilmesinin önemiyle aşırı ilgilenmek, abartılmış tehdit algısı, belirsizliğe tahammülsüzlük, mükemmeliyetçiliktir.

Bu inançlar sadece OKB de değil yaygın anksiyete bozukluğu, agorafobili veya agorafobisiz panik bozukluğu, sosyal fobi gibi bozukluklarda da görülmektedir.

Düşünce-eylem kaynaşması: Kişinin kötü bir düşünceye sahip olmasının kötü bir sonuca neden olabileceği inancıdır. “Hayra yormak” deyimi buradan gelmektedir. Trafikte başına birşey geleceğinden korkan kişi bunu düşünürse başına geleceğinden korkup düşünmek istemez ve düşünceyi durdurmaya çalışır. Sonrasında bunu başaramazsa trafiğe çıkmaktan kaçınmaya başlar. Düşünce eylem karışması başka türde de olabilir. Buna örnek olarak toplumda ahlaki kurallara aykırı birşey düşünüldüğü zaman onu yapmış olmak kadar sıkıntı yaşanmasıdır.

Abartılmış sorumluluk: Bir kişinin olumsuz sonuçları önleme veya neden olma gücüne sahip olduğuna dair abartılmış inançtır. Giriştiği bir işte elinde olan veya olmayan her türlü değişken hakkında sorumluluk duyar. Sonraki aşama olumsuz sonucu önlemek için sürekli uyanık halde olma ve hertürlü gelişmeden emin olma arzusunun oluşmasıdır.

Düşüncelerin kontrol edilebilmesi üzerine inançlar: Bir kişinin düşüncelerini ve imajlarını kontrol etmesi mümkündür inancıdır. Düşünceleri kontrol etme üzerine arzu veya gereksinim duyulur. Nasıl kalbimizin görevi kanı pompalamak, midemizin görevi besinleri sindirmekse zihnimizin görevide düşünce üretmektir.

Mükemmelliyetçilik: Her sorunun mükemmel bir çözümü vardır, hangi bir şeyi hatasız ve mükkemmel yapmak mümkündür, küçük hatalar bile ciddi sonuçlar doğurur. Mükemmeliyetçilik yoğun kontrol ve inisiyatif verememe şekline dönüşür.

Abartılmış tehdit algısı: Olası zararın şiddetinin ya da ihtimalinin abartılı tahminidir. Işleri birkaç gün iyi gitmeyen bir esnafın bu durumu batacağı yönünde yorumlaması buna örnek verilebilir.

Belirsizliğe tahammülsüzlük: En önemsediğim inançlardan biri budur. Tamamen emin olma gereksinimi, kesin olma gerekliliği, belirsiz durumlarda işlev göstermede zorluk, beklenmeyen değişimlerle başa çıkamama şeklindedir. Örneğin yoğun trafikte yola çıkıpta randevusuna yetişip yetişmeyeceği belirsiz olan kişi yoğun kaygı yaşar bu kaygı bazen agresyona dönüşür. Obsesif kompulsif düşünce yapısına ait olan bu inanışları mevcut bilimsel literatüre göre yorumlamaya çalıştım. Şahsi kanaatim bu inanışların revizyona ihtiyacı olduğu yönündedir. Bazı bilim adamları bu inanışların bazılarını birleştirip-gruplayıp 3 veya 4 maddeye indirmiştir.

Dr. Sabri Burhanoğlu


İstanbul Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!