Obsesif kompulsif bozukluk (okb) nedir?
Obsesif kompulsif bozukluk (okb) nedir?

Düşünmek istemediğiniz halde tekrar tekrar zihninize gelen düşünceleriniz varsa ya da aynı şeyi tekrar tekrar yapıyor ve yapmaktan kendinizi alamıyorsanız obsesif kompülsif bozukluğunuz olabilir.

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kimi zaman istenmeden gelen ve uygunsuz olarak yaşanan ve belir­gin kaygı ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemlerin olmasıdır. Bu düşünce takıntılarının getirdiği sıkıntıyı azaltmak için tekrar tekrar bazı hareketleri yapma ve bunları yapmaktan kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlarda (örn. el yıkama, düzene koyma, kontrol etme) ya da zihinsel eylemlerde (örn. dua etme, sayı sayma, birtakım sözcük­leri sessiz bir biçimde söyleyip durma) bulunma şeklinde ortaya çıkan bir ruhsal bozukluktur.

Bu takıntılar (obsesyonlar) ya da zorlantılar (kompulsiyonIar) belirgin bir sıkıntıya neden olur, zamanın boşa harcanmasına yol açar (günde 1 saatten daha uzun zaman alırlar) ya da kişinin olağan günlük işlerini, işle ilgili (ya da eğitimle ilgili) işlevselliğini ya da olağan toplumsal etkinliklerini ya da ilişkilerini önemli ölçüde bozar.

OKB’nin Belirtileri Nelerdir?

Obsesyon (takıntı-saplantı): Devamlılık gösteren, tekrar tekrar zihninize giren istenmeyen düşünceler, hayaller, istekler veya sık sık ortaya çıkan rahatsız edici endişelerdir. Siz özellikle istemeden hatta bazı durumlarda özellikle aklınıza gelmemesi için uğraşmanıza rağmen aklınıza kendiliğinden gelirler veya belli durumlar ve ortamlarda kendiliğinden ortaya çıkarlar ve sıklıkla sıkıntıya neden olurlar. Örneğin: bulaşma oldu mu?, ... kir var mı? Acaba kapıyı kapattım mı? ütünün fişini çektim mi? ... zarar verebilir miyim?, farkında olmadan … yapmış olabilir miyim?, hata yaptım mı?, eksiklik var mı? ... istedim mi? .... istiyor muyum? Cinsellik, kazaya ya da bir kötü olaya neden olma ve dini konularda şüphe, hayal veya düşünceler.

Bu takıntılar, istenmedik ve uygunsuz bir nitelik taşımalarından ötürü, benliğe yabancı (ego-distonik) olarak ad­landırılırlar. Bu terim, takıntının kişiye yabancı geldiğini, kendi denetiminde ortaya çıkmadığını ve kişinin sahip olmak isteyeceği bir düşünce olmadığını ­gösterir. Ancak yine de, kişi bu takıntıların kendi zihninin bir ürünü olduğunu ve dışarıdan kendisine yüklenmiş olmadığını bilir.

Obsesyon (takıntısı-saplantı) adını verdiğimiz bu endişelerin içeriği kişiden kişiye değişmekle beraber ana temalar şunlardır:

Kirlilik bulaşması (kirlenme veya hastalık bulaşması düşüncesi),

Yineleyen kuşkular (kapıyı kapatıp kapatma­dığı gibi),

Birtakım nesnelerin belirli bir düzende olma­sına gereksinme (nesnelerin düzensiz ya da bakımsız olmasından yoğun bir sıkıntı duy­ma gibi),

Saldırganlık veya kazaya yol açma (etrafa zarar verici bir şeyler yapma gibi)

Cinsellik (cinsel olarak yasak utandırıcı bir şey düşünme, isteme, hayal etme)

Dini konulardır (ayıp ya da günah bir şey düşünme, isteme, hayal etme).

Bazı kişilerde akla gelen düşünce istek veya hayallerin bizzat kendisi, yani akla gelmesi bile sıkıntı verici, korkutucu veya utandırıcıdır. Bu düşüncelerin, istek, hayal ve endişelerin aklınıza gelmesi size sorumluluk da yükler; aklına böyle bir şey gelmiş olması nedeniyle önlem almadıkça içiniz rahat etmez. Giderek bütün hayatınız endişeleri düşünme, temizleme veya kontrol etme ile geçmeye başlar.

Zorlantılar (Kompulsiyon) veya ritüeller: Çoğu kere aşırı veya mantıksız bulmanıza rağmen yapmaktan kendinizi alamadığınız tekrarlayıcı davranışlar. Böyle yapmanın amacı kaygıdan ya da sıkıntıdan korunmak ya da bunları azaltmaktır. Çoğu kez kişi, takıntıya eşlik eden sıkıntıyı azalt­mak için, belirli bir kompulsiyonu yerine getirmeye doğru itildiğini duyumsar. Ancak bunlar giderek bütün vaktini işgal etmeye başlar.

En sık karşılaşılan kompulsiyonlar şunlardır:

Davranışsal işlemler: El yıkama, silme, kapıyı kontrol etme, musluğu kontrol etme, dönüp tekrar bakma, başkasına sorma, aynı düşünce veya istek akla gelmeden hareketi tekrar yapma veya belli sayıda bazı hareketleri tekrarlama, bir sıraya koyma veya bir düzene koymadır.

Zihinsel işlemler: Sayı sayma, dua etme, tersini söyleme, rahatlatıcı kelimeler tekrarlama, konuyu zihinde tekrar canlandırarak inceleme, konu üzerinde düşünerek analiz etme, soruya cevap bulmaya çalışma gibi

Obsesif Kompulsif Bozukluğu Olan Bireylerin Ortak Özellikleri

1. Endişeler ve Takıntılar (Obsesyonlar) kötü bir şeyler olacağı kaygısıyla ilgilidir: Takıntılara hemen daima eşlik eden sıkıntı size ya da sevdiklerinize gelecek bir zarardan korkmakla ilgilidir. Örneğin kapıyı pencereyi kontrol eden bir hastada “kapıyı pencereyi kontrol ediyorum çünkü açık kalırsa birisi girip çocuklarımı öldürebilir, paramızı çalabilir. Eğer bu olursa benim hatam olur ve suçlanmayı hak ederim.” şeklinde ya da yıkanma kompülsiyonu (zorlantısı) olan bir hastada “eğer temizlenmezsem hastalanabilirim, çocuklarıma hastalık bulaştırabilirim” şeklinde düşünceler ve korkular olabilir.

2. Kişinin takıntısının akıldışı olduğunu bildiği anlar olur: Belirtiler olmadığı anlarda çoğu obsesif birey takıntılarının gereksiz olduğunu bilir. Endişeler başladığında ise bunu unutabilir ve takıntılarından dolayı çok korkuya kapılabilir.

3. Takıntılara direnmeye ya da bunları unutmaya çalışmak sadece durumu daha da kötüleştirir: Takıntı şeklindeki düşünceler ve hayaller çok fazla sıkıntı verdiği için kişi bunlardan şiddetle kurtulmak ister. Ama ne yazık ki bu mücadele unutulmak istenilen düşünceyi canlı tutar. Kişi ne kadar çok mücadele ederse o düşünceyi zihninden atması da o kadar zorlaşır. Düşünce takıntılarının sürmesini sağlayan şeyler:

Takıntıdan korkmak.

Aktif biçimde unutmaya çalışmak.

Hatırlatan durumlardan kaçmak.

Hiç bir zaman takıntı olmamasını amaçlamak.

Takıntıların ilerde de tekrarlayabileceği endişesini taşımak.

4. Zorlantılar geçici bir rahatlama sağlar: Takıntının yarattığı şiddetli sıkıntıyla kişi kendisini rahatlatacak bir şeyler arar ve sonuçta yaptığı bazı eylemlerle rahatlar. Örneğin kirlilik takıntısı olan birinin elini yıkayarak rahatlaması gibi. Ama bu etki geçicidir. Bir süre sonra yeniden sıkıntı başlar.

5. Tekrarlayan eylemler (ritüeller) genellikle özel bir sırada gerçekleştirilir: Zorlantı davranışları belli bir sıra dahilinde kurala uygun gerçekleştirilirse sıkıntıyı azaltır. Eğer bu kural bozulursa yeni baştan aynı sırayla tekrar gerçekleştirilirler. Kirlilik takıntısı olan bireyin yıkama esnasında belli bir sayıda yıkıyorsa yıkama sırasında yaptığı bir işlemi hatırlayamazsa işi tekrar baştan başlatması gibi.

6. Kişi zorlantılara da direnmeye çalışır: Zorlantı şeklindeki hareketler kişiyi geçici olarak rahatlatsa da bunları tam yapmanın zorluğu ve aldıkları zaman yüzünden kişi bunlara direnmeye çalışabilir ya da bunların zahmeti nedeniyle bunlara başvurmasına yol açacak nesne ve durumlardan kaçabilir. Temizlenme ritüellerinin sıkıntısı nedeniyle kişinin ayda bir banyo yapması, haftada bir büyük abdeste çıkması gibi.

7. Kişi bir takım koruyucu davranışlar için başkalarından da yardım alır: Temiz mi kirli mi diye birine sorma, yıkarken başkasına da izletme, kendisi yerine temizlemeyi ya da kontrolü birine yaptırma gibi. Bu hem kaçınmaya hem de sorumluluğu paylaşarak biraz rahatlamayı sağlar.

OKB Alt tipleri Nelerdir?

OKB’deki çeşitli obsesyonlar ve kompulsiyonlar nedeniyle değerlendirme ve tedavi kolaylığı açısından yaşanan belirtilere göre OKB alttiplere ayrılabilir, bazen bir hastada birden fazla belirti grubu olabildiği gibi bazen de yıllar içinde belirtiler birinden diğerine değişebilir. Belirti türlerine göre başlıca alttipler:

Yıkayıcı–temizleyiciler: Kişide kirlilik bulaşma obsesyonu ve yıkanma temizlenme kompülsiyonu vardır

Kontrolcüler: Birey yaptığı veya yapmadığı bir şeyle ilgili şüpheye kapılır ve bunun verdiği sıkıntıyla tekrar tekrar kontrol eder (Kapı, pencere, elektrikli ev aletleri, doğalgaz, araba, eşya, konuştuğu konular, okuduğu yazılar, doldurduğu formları kontrol).

Toplayıcı- biriktiriciler: Gereksiz nesneleri toplar sonra da atamazlar

Düzenleyici-sıralayıcılar: Çevredeki nesnelerin belli bir düzende durması, simetri, eşyalarda eksiklik, leke, çizik olmamasına gereksinim duyarlar

Tekrarlayıcılar: Bu kişilerin aklına kötü veya istemedikleri bir düşünce gelir ardından bunu etkisizleştirmek için belli eylemleri, sözleri veya düşünceleri tekrarlarlar Örneğin yakın birinin ölümünü önlemek için giyinip soyunmak, aklına kötü bir şey geldiği için aynı şeyi bu düşünce olmadan yapmak gibi

Düşünce takıntıları, saf obsesyonlar ve endişe: Anksiyete yaratan düşünce ve imgeler (obsesyonlara) akla gelir ardından bununla ilgili olarak etkisizleştirme çabası başlar. Örneğin eşcinsel olduğu düşüncesi aklına gelen bir kişinin bunun üzerinde düşünmesi, analiz etmesi, konuyu araştırması insanlara bunu sorması gibi. Bazen gündelik sıradan olaylarla ilgili akla sıkıntı yaratan olumsuz bir düşünce gelir ardından buna karşıt iç tartışma gelişir ve bu konu saatlerce sürer.

OKB Neden Olur?

Birçok insan kendilerinde OKB’ nin nasıl geliştiğini merak ederler. Bununla ilgili birçok bilimsel varsayım ortaya atılmış olup, OKB’ yi tek bir nedenle açıklayamayacağımız görüşü en çok kabul gören varsayım olmuştur. Bu etkenler sırasıyla kişinin kalıtımının da etkisiyle şekillenen beyin özellikleri, içinde bulunduğu ortam koşulları ve yaşadığı olaylar, kişilik özellikleri ve düşünme biçimi, davranış tepkileri ve duygusal özellikleridir. Bunlardan bazıları kimi hastalarda diğerlerine göre daha ön planda olmakla beraber, gelişimin nasıl olduğuna ilişkin tatmin edici bir kuram yoktur. OKB si olan bireylerin yapılan beyin incelemelerinde beyinde, beynin orbitofrontal kortex ve caudate nukleus adı verilen bölgelerde aktivite artışı olduğu saptanmıştır (Şekil 2).

Bu bölgelerden caudat nukleus düşüncelerin sınırlanmasında rol oynar. Saptanan bu biyolojik değişiklikler OKB de hem bir neden hem de bir sonuç olabilir.

Günümüzde OKB nin doktorsitesi.com/psikoloji" class="articleCrossLink">psikolojik nedenleriyle ilgili temel açıklama biçimi bilişsel davranışçı modele dayalıdır. Davranışçı model, çocukluk dönemindeki yaşantılarla oluşan bazı koşullanmaların (örneğin kirlilikle ilgili ailenin olumsuz tepkileri -kirlendiğinde kızılması- ve titiz davranışları, buna karşılık yıkanma, silme davranışlarının beğenilmesi, desteklenmesi) OKB gelişiminde etkili olduğunu öne sürer. Bu koşullanmaların etkisiyle normalde herhangi bir özellik taşımayan ve dolayısıyla da sıkıntı doğurma gücü olmayan bazı uyaranlar (örneğin evin zemini, kapı kolu vb) ve durumlara (örneğin kirlilik, bulaşma) karşı öğrenilmiş bir korku ve kaçınma davranışı gelişir. Ayrıca birey kompülsiyonlara başvurdukça kısa süreli ve geçici olarak rahatladığı için kompülsiyonlar (yıkanma, temizlenme, kontrol vb gibi) yerleşik hale gelir.

Bunun yanı sıra çocukluk döneminin bazı düşünsel özelliklerinin ve o dönemde oluşan bazı inançların yetişkinlikte de sürdürülmesi (“bir eylemle ilgili düşünmek onu yapmak gibidir”, “kendine ya da başkasına gelebilecek bir zararı önleyememek (ya da önlemeye çalışmamak) o zarara neden olmak demektir”, “sorumluluk bir olayın olasılığının az olmasıyla azalmaz”, “Kişi düşüncelerini kontrol edebilmelidir –etmelidir” gibi inançlar) bir diğer etkendir.

OKB ne sıklıkta görülür?

Çoğu obsesif hastanın bu durumunu saklayıp doktora başvurmaması nedeniyle eskiden nadir görülen bir rahatsızlık olduğu zannedilirken yapılan toplum çalışmaları en sık görülen ruhsal rahatsızlıklardan birisi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Görülme sıklığı %1-3 arasında değişir, bunun anlamı Türkiye’de 1,5-2,5 milyon kişide bu rahatsızlığın olmasıdır. Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülür. Birinci derecede biyolojik akrabalarında böyle bir hastalık bulunanlarda daha sık görülür. Bu rahatsızlık belirtileri size çok garip gelse de yaygın bir durumdur ve deli olduğunuz ya da delireceğiniz anlamına gelmez.

OKB ne zaman başlar?

Genellikle ergenlik ya da genç erişkinlik dönem­lerinde başlarsa da, çocukluk döneminde başladığı da olur. Erkeklerde daha çok 6-15 yaşları arasında, kadınlarda daha çok 20-29 yaşları arasında başlar.

OKB’ye eşlik edebilen başka psikiyatrik bozukluklar var mı?

Obsesif-kompulsif bozukluk, majör depresiyona, diğer kaygı bozukluklarına, yeme boz­ukluklarına ve kimi kişilik bozukluklarına (obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu, çekingen kişilik bozukluğu­, bağımlı kişilik bozukluğu) eşlik edebilir.

Bu hastalığın gidişatı nasıldır?

Çoğu kez, yavaş yavaş gelişir. Çoğu kişide, alevle­nip yatışan, süreğen bir gidiş gösterir; hastalığın alevlenmeleri yaşamdaki zorlanmalarla ilişkili olabi­lir. Bu kişilerin yaklaşık % 15'inde toplumsal ve iş­le ilgili işlevsellikte, giderek ilerleyen bir düşme görülür. Yaklaşık % 5'inin, dönemler arasında hiç belirtisinin olmadığı ya da çok az belirtisinin olduğu, yineleyici dönemlerle giden bir hastalığı vardır.

OKB tedavisi nasıl yapılır?

Bu rahatsızlığı olan bireylerin bilmeleri gereken en önemli nokta bu rahatsızlığın etkili tedavileri olduğudur. Gerek ilaç tedavisiyle gerekse Bilişsel-Davranışçı tedavi adını verdiğimiz psikoterapi yöntemiyle yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

İlaç tedavisi:

Obsesif-kompulsif bozukluğun tedavisinde kulla­nılan başlıca ilaçlar antidepresan ilaçlardır. Bu ilaçların etkisinin az olduğu veya etkisiz olduğu durumlarda ise başka kaygı giderici veya antipsikotik denilen ilaçlar da kullanılabilir. İlaç tedavilerinde hastaların %60-70’inde yaklaşık 2-3 aylık bir süreçte belirtilerde %30’dan fazla azalma ortaya çıkmaktadır. Bu ilaçların bir psikiyatri uzmanın takibi ve tedavisi altında kullanılması önerilmektedir.

Psikoterapi:

Obsesif-kompulsif bozukluğun tedavisinde etkinliği kanıtlanmış ve başarı ile uygulanabilen psikoterapi yöntemi Bilişsel-Davranışçı Psikoterapidir. Bu terapide Obsesif-kompulsif bozuklukta sıklıkla karşılaşılan düşünsel çarpıtmaları değiştirmeye ve yapmaya zorlanılan törensel davranışlar gibi eylemleri ortadan kaldırmaya yönelik uygulanan “karşı karşıya gelme ve tepkiyi önleme” yöntemi kullanılır. Bilişsel davranışçı terapi ile de tedavi sürecini tamamlayanlarda yaklaşık %85’e varan oranda hasta düzelebilmektedir.

Bu hastalığın tedavisinde etkinliği ve başarı şansını arttırmak için çoğunlukla ilaç tedavisi ve psikoterapinin birlikte uygulanması en doğru seçenek olacaktır. Bundan dolayı Obsesif-kompulsif bozukluğun tedavisi hem psikiyatrik ilaç tedavisini iyi bilen, hem de psikoterapi eğitimi almış bir uzman tarafından yapılmasının uygun olacağını ve tedavide başarı şansını arttıracağını söylemek mümkündür.


Bursa Psikiyatri uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!