Obezi kişilerin karşı karşıya kaldığı 3 tip risk faktörü vardır. Risklerin bazıları obezitenin kendisinden kaynaklanır. Bir kısmı ise obezite ile birlikte olan hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Bir kısım risk faktörleri ise obezite ile nedensel ilişkisi olmadığı halde obezite olduğu için kontrol altına alınamayan ve tedavi edilemeyen olaylar ile ilgilidir.

Obeziteden Kaynaklanan Hastalıklar

Obezite Hipovantilasyon Sendromu

Pickwick sendromu da denen bu durum doğrudan artmış yağ kitlesi ile de ilgilidir. Toraksı çevreleyen yağ dokusunun kalınlaşması göğüs duvarının kompliansını önler. Solunum bozulması CO2 retansiyonuna, kronik respiratuar Asidoza ve CO2 narkozuna yol açar. Bu sendromun tipik bulgusu somnolans halidir. Bu hastalar araba kullanırken sıklıkla uyuklarlar. Böylece yalnız kendileri için değil, genel popülasyon içinde mortalite ve morbiditeyi arttırırlar. Pick wick sendromu morbid şişmanlığın çok tipik bir sonucu olmakla birlikte, nadir görülen bir komplikasyondur.

Dejeneratif Kemik Hastalıkları

Morbid obezitenin en sık görülen direkt sonucu budur.Hemen bütün hastalarda, ağırlık binen eklemlerde osteoartrit semptomları vardır. 50-60 yaşlara ulaşan hastalarda sakat bırakan bozukluklar gelişebilir. Protezlerin hızla bozulması nedeniyle yapay eklem replasmanı şansı yoktur.

Deri Enfeksiyonları

Aşırı kilo ile doğrudan ilişkili bir diğer problem Alt karın ve üst uyluk bölgesi gibi sarkan deri kıvrımlarında kronik mantar enfeksiyonlarının gelişmesidir. Bazı hastalarda bu çok kötü kokuya neden olur ve bunlarda zaten fazla olan sosyal adaptasyon güçlüğünü daha çok arttırır.

Hiatus Hernisi

Artan karın içi basıncı hiatus hernisine neden olabilir. Bu açıdan sistemli olarak araştırdığımız zaman hastaların çoğunda gastroözofageal reflü semptomları saptanır.

Stress İnkontinansı

Mültiparite ve obezite sıklıkla stres inkontinansıyla birliktedir. Bir kez gelişirse şişmanlık nedeniyle cerrahların çoğu düzeltici operasyona yanaşmazlar.

Obezite İle İlgili Hastalıklar

Diyabet: Diyabet obezite ilişkisi iyi incelenmelidir. Tip 2 diyabette kanda dolaşan insülin miktarı artmıştır. Diyabet, büyümüş yağ hücrelerinde insülin reseptör sayısının azalması ve daha sonra insülin direncine neden olmasından kaynaklanır. Bu hastalarda insülin verilmesi gereken noktaya gelindiğinde, kan şekeri kontrol için verilecek dozlar hayli yüksek olmak zorundadır. Buna rağmen obezite ile ilgili diyabet tip1 de denilen juvenil diyabete göre çok daha iyi bir prognoza sahiptir. Keto asidozis, böbrek hastalıkları, damar hastalıkları ve körlük gibi komplikasyonlar daha az görülür. Kilo verildiği taktirde hızlıca cevap alınır. Obeziteyle ilgili diyabetiklilerde, birkaç istisna dışında, çoğu kez kilo düşürme ameliyatlarıyla insülin ihtiyacı oratadan kalkar. Tipik vakalarda diyabet başlamadan önce en az 20 yıldır devam eden şişmanlık anemnezi vardır.

Hipertansiyon: Malign hipertansiyon şişman hastalarda normal popülasyona oranla fazla görülmekle birlikte, obeziteyle beraber asıl sıklık gösteren şekil orta derecede hipertansiyondur. Bu kombinasyon aterosklerotik kalp hastalığından ölüm ihtimalini de arttırmaktadır. Erkeklerde daha sık görülür. Zenci ve beyaz kadınlarda yüksek kan basıncı oranı sırayla %36 ve %32 dir. Zenci ve beyaz erkekler içinse %36 ve %39 oranları saptanmıştır. Diyet veya cerrahi girişimle sağlanan zayıflama kan basıncında kesin bir düşüşe neden olmuştur. Hipertansiyon zayıflama olayına diyabet kadar dramatik cevap vermemektedir. Diastolik basıncın normale düşmesi için yaklaşık 6ay-1yıl arasında zaman geçmesi gerekmektedir. Ayrıca bu aşırı kiloların ancak yarısının verilmesi gibi belirgin bir zayıflama ile mümkündür.

Kolelityaz: Safranın litojenisitesinde artış olduğu için morbid obez insanlarda genel nüfusa oranla daha çok kolelityaz şansı vardır. Zayıflama ameliyatları uygulanan hastaların %34’ ünde daha önce kolesistektomi geçirme veya zayıflama ameliyatı esnasında safra taşı saptama ihtimali vardır.

Kalp Hastalıkları: Koroner kalp hastalıklarında önemli bir risk faktörünün aşırı kilo olduğu bilinmektedir. Hipertansiyon, yaş, sigara, hiperlipidemi ve diyabet gibi faktörler de düşünüldüğü zaman obezitenin etkisini tam olarak değerlendirmek zorlaşmaktadır. Fakat esas olan şey bu faktörlerin tümünün kendi aralarında karşılıklı ilişki içerisinde olmasıdır. Süper obez hastalarda spesifik bir pulmoner veya kardiak lezyon saptanmaksızın bir konjestif kalp yetmezliği oluştuğu bilinmektedir. Bu olay muhtemelen aşırı biriken yağ dokusu kitlesi ile ilgili olarak kalp yükünün artışından kaynaklanmaktadır. Kilo kaybından sonra tam bir iyileşme görülür. Genel olarak morbid obez insanlarda, 40 yaşın altında Angina, myokard infarktüsü ve ani ölüm gibi problemlerin sık olduğu görülmektedir.

Tromboembolik Hastalıklar: Obezitenin venöz tromboembolizme yol açtığı bilinen bir durumdur ve özellikle Pick Wick sendromlu hastalarda bu olay sıktır. 799 hastalık serimizde %1 oranında şiddetli postflebit sendromu saptanmıştır. Aşırı şişman hastalar, zayıflamak amacıyla veya başka bir nedenle ameliyat edildikleri zaman pulmoner emboliye bağlı ani ölüm riski büyük bir tehlike oluşturur. MASON’ a göre zayıflatma ameliyatlarından sonra %2 oranında pulmoner emboliden kaynaklanan ölüm beklenmektedir.

Karaciğer Yağlanması: Obeziteyle hepatik steatozis ilişkisi eskiden beri bilinmekle beraber bu olay obezitenin zararsız bir görüntüsü olarak değerlendirilmiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalar yağlı karaciğerin yağlı hepatite, yağlı fibrozise ve yağlı siroza dönüşebileceğini göstermiştir.

Endokrin Bozuklukları: Obez kadınlarda amenore veya menometroraji gibi endokrin bozukluklar görülebilir. Buna hirsutizm ve paradoksal olarak küçük meme varlığı eşlik edebilir. Başarılı bir zayıflatma işleminden sonra mensler düzenli bir hal alır ve çoğu kez o zamana dek gerçekleşmeyen hamile kalma olayı da oluşabilir. Hirsutizm zayıflama işleminden sonra belirgin bir gerileme göstermemektedir.


Kırklareli Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!