Obezite nedir?

En kolay ifade ile fazla kilolu olmaktır. Yetişkin erkelerde toplam vücut ağırlığının %25, kadınlarda ise %30 'undan fazlasının yağ olması durumuna obezite denir.Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, kullanılmayan enerji vücutta yağ olarak depalanmaktadır ve obezite oluşmaktadır. Ne yazık ki günümüzde yaşam koşulları bizi daha kısıtlı, kapalı ortamlarda daha az hareket yaptığımız bir duruma getirdi ve bu da enerji harcamamamıza sebep oldu. Doğal olarak da obezite çağımızın en büyük sağlık sorunlarından birine dönüştü.

Türkiye Sağlık Bakanlığı 2010 verilerine göre:

Türkiye'de obezite sıklığı

Erkeklerde %20,5

Kadınlarda %41,0

Toplamda %30,3

Toplamda fazla kilolu olanlar %34,6, fazla kilolu ve şişman olanlar %64,9, çok şişmam olanlar ise %2,9 olarak bulunmuştur.

Hangi hastalara obezite cerrahisi operasyonları önerilir?

2001 Obesity Surgery Toplantısında hangi hastaya hangi operasyonun uygulanacağı ve ameliyatın teknik basamakları standartize edilmeye çalışılmıştır ve halen daha birçok çalışma ve toplantılar ile bu çaba devam etmektedir. Genel olarak baktığımızda hangi hastaların opere edilmesi gerektiğini şu şekilde özetleyebiliriz:

Beden kitle endeksi(bmı) 40 ve üzerinde ise, diyetle kilo veremiyor ise cerrahi uygundur.

Beden kitle endeksi 35 üzerinde ve obeziteye bağlı bozukluklardan bir ya da daha fazlasını taşıyorsa (diyabet, tansiyon, vasküler hastalıklar, eklem rahatsızlıkları,vs...) obezite cerrahisi uygundur.

Obezite tedavisinde, Amerika Sağlık Birliği'nin 2005 yılında yayınladığı fikir birliği belgesine göre cerrahi tedavi, kalıcı kilo kaybı için önerilen tek yöntemdir.

Hastalar operasyona karar verdiğinde nelere dikkat etmelidir?

Ameliyatı yapan cerrah ve hastane bu operasyon için gerekli altyapıyı ve deneyimi muhakkak sağlamalıdır.

Hasta operasyon sonrası herzaman doktoruna ve diyetisyenine ulaşılabilmelidir. Unutmayalım ki bu operasyonlardan sonra yaşanan ciddi sıkıntılar genellikle sorun henüz erken dönemde iken hastanın doktoruna ulaşamayıp problemin ileri seviyeye geçmesinden kaynaklanmaktadır. Ayrıca operasyon sonrası kilo verme programında hasta diyetisyenine de herzaman ulaşabilmeli ve diyetisyen de hastasını belli aralıklarla kontrol etmelidir. Sonuçta obezite cerrahisi ve sonrası, bir ekip işidir.

Obezite cerrahisinde kaç çeşit operasyon vardır?

Bir çok operasyon tekniği bulunmakla birlikte bilimsel olarak kabul görenler içinde 2 tür ön plana çıkmaktadır. Bunlar '' laparoskopik sleve gastrektomi (kapalı tüp mide operasyonu)'' ve ''laparoskopik mini gastrik by-pass'' dır. Ancak tabiki bunların dışında da birçok teknik bulunduğunu da belirtmek gerekir.

Tüp mide operasyonu nedir?

Bu operasyon, obezite cerrahisi içinde en çok uygulanan yöntemdir. Midenin yemeklerle en çok büyüyen kısmının çıkarılması ile midenin küçültülmesi işlemdir. Operasyon sonrası mide tüp şeklini aldığından bu ismi almıştır. Midenin geri kalan kısmı çok esnek olmadığından küçük bir porsiyon ile mide dolar ve tokluk hissi oluşur.

Ayrıca çıkarılan midenin içinde kalmış olan fundus kısmı, bizim acıkmamıza sebep olan GRELİN hormonunu yapan hücrelerin en çok olduğu kısımdır. Fundusun çıkması da acıkma hissinin çok azalmasına sebep olur.

Tüm bunların neticesinde, AŞIRI YEMEK YEMEYİ ENGELLER.

Sadece mideyi küçülterek yemek yemeyi engelleyen bir prosedürdür. Emilimi bozmadığından vitamin, mineral, protein eksikliği oluşturma ihtimali, oranı diğer prosedürlerden çok azdır.

Mide kelepçesi, mide balonu uygualamalarına göre çok daha fazla kilo verdirir ve bu uygulamalarla yeteri kadar kilo verememiş hastalara da uygulanabilir.

Süper obez hastalarda birinci basamak operasyon olarak da uygulanır.

Tüp mide operasyonunun avantajları nelerdir?

Gıda emilimini bozmaz. Sadece gıda alım miktarını azaltır. Buna bağlı olarak kilo verdirirken ciddi vitamin, mineral eksikliğine sebep olmaz.

1 yıllık sürede fazla kiloların %70 kadarını verdirir.

2 yıllık sürede yandaş hastalıkların (diyabet, hipertansiyon, eklem rahatsızlıkları:) %60-80 oranında kaybolmasını sağlar.

Operasyon kapalı olarak yapılır ve ciddi bir kozmetik cilt sorunu yaratmaz.

Hastanede kalış süresi ortalama 3 gündür ve genellikle 7-10 gün içinde normal işine dönebilir.

Karın içi yabancı cisim yoktur(mide bandı gibi) ve bunlara bağlı sorunlarda doğal olarak yoktur.

Diğer prosedürlere göre nispeten daha basit ve operasyon süresi daha kısa bir operasyondur. Buna bağlı olarak anestezi süresi daha kısadır ve anestezi komplikasyonları daha azdır.

Gastrik by-pass operasyonundaki gibi barsaklarla ilgili bir müdahale olmadığından buna bağlı sorunlar da bu operasyonda yoktur.

Tüm bu sebeplerden dolayı sleeve gastrektomi dünyada ve Türkiye'de en çok yapılan obezite operasyonudur!!

Tüp mide operasyonunun dezavantajları nelerdir?

Gastrik by-pass operasyonuna göre biraz daha az kilo verdirir.

Hasta özellikle 2. seneden sonra kendini yemek için zorlar ise midede genişleme olabilir ve yeniden kilo alabilir!!

Çikolata, milk-shake, kola gibi gıdalar çok tüketilirse yetersiz kilo verme görülebilir ve bu hastalar sonradan yeniden gastrik by-pass operasyonuna aday olabilirler.

Midede bir dikiş hattı oluştuğıundan bunaran bir kaçak riski meydana getirir.

Obezite operasyonları risklimidir?

Tüm Obezite operasyonlarında diğer tüm cerrahi operasyonlar gibi az ya da çok risk vardır. Bu risk hiçbirzaman sıfır değildir. Hastanın yaşı, yandaş hastalıkları, kilosu, operasyon çeşidi, vs.. gibi durumlar risk üzerine etkilidir. Ancak teknolojik gelişmelerin ışığında yeni üretilen cihazlar ve bu operasyonlar üzerinde cerrahların deneyiminin artması risk oranını oldukça aşağı gelmesine sebep oldu. Laparoskopik sleeve gastrektomi için bu risk < %1'dir. Mortalite oranı ise çok daha düşüktür (%0.25).

Kaçak olursa ne olur?

Hastada operasyon sonrası takiplerde bazı bulgular olması (çarpıntı, ateş, karın ağrısı, yara yerlerinde iltihap ve akıntı, vs...) bize mide dikiş hatttından kaçak olabileceğini gösterir.

Bu durumda hastaya BT çekilir veya dikkatli bir endoskopik işlem ile ya da her ikisi de yapılıp kaçak ortaya konup, derecesine karar verilir.

Genellikle kaçak küçük olur ve bu durumda apsenin ve kaçağın olduğu alana dren konup uygun antibiyotik tedavisi yapılarak hasta tedavi edilebilir.

Kaçak alanı daha büyük ise yeniden laparoskopik olarak veya açık teknikle kaçak alanı onarılabileceği gibi bu iş için özel üretilmiş tüpler mideye yerleştirilerek kaçak alanı kapatılabilir.

Sonuç olarak hasta sorunu olduğunda bize ulaştığı takdirde tedavi oranı çok yüksektir. Mortalite oranı ise çok düşüktür (%0.25)

Kaçak dışında ne gibi sorunlar görülebilir?

En sık görülen sorun kanamadır.

Derin ven trombozu ve buna bağlı sorunlar görülebilir

Aşırı mide darlığına bağlı sorunlar (yutamama, bulantı,vs...)

Reflü

Yara yeri enfeksiyonu


Kocaeli Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!