Obezite ve beslenme
Obezite ve beslenme

Vücut ağırlığımızın bileşenleri kemik, kas dokusu, organlar, vücut sıvıları ve adipoz dokudur. Bu bileşenlerde büyümeye, üreme fonksiyonlarının gelişimine, yaşlanmaya ve egzersize bağlı olarak değişim meydana gelir. Bu değişimlerde ise nöronal, hormonal ve kimyasal mekanizmalar etkindir.

Obezite, boy uzunluğuna göre vücut yağ oranı fazlalığıdır. Vücudumuzda iki türlü yağ dokumuz vardır. Bunlar; elzem yağlar ve depo yağlar olmak üzere ikiye ayrılır. “Elzem” yağlar, vücudun normal fizyolojik görevleri için, küçük miktarlarda; kemik iliği, kalp, akciğer, karaciğer, dalak, böbrek, kaslar, sinir sisteminde depolanmıştır (erkeklerde %3, kadınlarda %12). “Depo” yağlar ise trigliserid formunda adipoz dokuda depolanmıştır. Bu yağlar deri altında ve iç organların çevresinde depolanmıştır (erkeklerde %8-24, kadınlarda %21-35). Kilo kaybedildiği dönemlerde kaybedilmesi beklenen yağ dokusu depo yağlardır. Hızlı ve hatalı zayıflama programlarında total vücut ağırlığında azalma oluyor gibi gözükse de esasında kayıp doku sıklıkla kas dokusundan ve vücut sıvılarından gerçekleşir. Sağlıklı ve bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanmış beslenme programlarında ise kayıp büyük oranda yağ dokusundan gerçekleşir. Hedefiniz sağlıklı kilo kaybı ise, bir beslenme uzmanından tamamen sizin kan bulgularınıza, tıbbi öykünüze, beslenme alışkanlıklarınıza ve yaşam şeklinize uygun yardım almalı ve takip programına girmeniz önerilir.

Obezite ömrünüzü kısaltır!

Obezite kişinin sağlığını, yaşam kalitesini ve ömrünü etkileyebilen bir sağlık problemidir. Yapılan çalışmalarda sadece obez olan ve başka hiçbir sağlık problemi olmayan bir bireyin yaşamından obezitenin 5 yıl çaldığı; bununla birlikte obeziteye ek olarak sigara ve alkol kullanan, yetersiz sebze ve meyve tüketen, yetersiz fiziksel aktivite yapan, doymuş yağlardan zengin beslenen bir bireyin ise yaşamının beklenenden 27,1 yıl kısaldığı saptanmıştır. Obezite doğru beslenme alışkanlıklarının kazanılması ile kontrol altına alınabilecek bir sağlık problemidir. Bir beslenme uzmanı tarafından beslenme alışkanlıklarınız değerlendirilmeli, hatalı olanlar ayırt edilmeli ve doğru tekniklerle davranış değişikliğine gidilmelidir. Unutulmamalıdır ki,aile üyeleri, sadece genleri paylaşmazlar, aynı zamanda obeziteye katkıda bulunan beslenme alışkanlıklarını ve yaşam tarzını da paylaşmaktadırlar. Sizin kendinize yapacağınız bu anlamdaki doğru yatırım, aynı zamanda çocuğunuza da yaptığınız yatırımdır. Çünkü, şişman bir çocuğun şişman bir yetişkin olma olasılığı; anne ve babası normal ağırlıkta ise %10, ebeveynlerden biri şişman ise %40, her iki ebeveyn de şişman ise %80'dir. Çocuklarımız bizim geleceğimizdir.

Obezite varlığında birçok kronik hastalığın görülme ve oluşma sıklığı artabilir!

Obezite enerji alımı ile harcaması arasındaki dengenin bozulması ile sonuçlanan ve sıklıkla enerji yoğunluğu ve yağı fazla besinlerin aşırı alımına bağlı olan bir durumdur. Enerji alımındaki artışın nedeni yetişkinlerde ev dışında beslenmenin artması, porsiyon büyüklüğü, şekerle tatlandırılmış içeceklerin tüketimi ve atıştırma olarak gösterilmiştir.

· Bir bireyin Beden Kitle İndeksi 1 kg/m2 arttığında Koroner-arter hastalığı riskinin 3,6 kat arttığı,

· Obez olan orta yaş bireylerin %30'unda metabolik sendrom geliştiği,

· Beden Kitle İndeksi 25 kg/m2'nin üzerinde olan (diğer bir deyişle hafif şişman ve şişman olan) bireylerde hipertansiyon riskinin 5 kat arttığı,

· Obez bireylerde beslenme ile işkili kanserler olan meme, prostat, kolon, endometrium ve özefagus kanserlerinin görülme sıklığının arttığı; obezitenin sigara içmeyen bireylerde tüm kanserlerin %10'undan sorumlu olduğu,

· Tip II Diabet (erişkin tipi şeker hastalığı) hastalarının %90'ında Beden Kitle İndeksi değerinin 23 kg/m2'nin üzerinde olduğu,

· Safra kesesi hastalıkları riskinin Beden Kitle İndeksi 32 kg/m2'nin üzerinde olan bireylerde 3 kat, Beden Kitle İndeksi 45 kg/m2'nin üzerinde olan bireylerde 7 kat arttığı,

· Boyun çevresi erkeklerde 43 cm'nin, kadınlarda 40,5 cm'nin üzerinde olan bireylerde uyku apnesi görülme sıklığının arttığı,

· Obezitenin kadın infertilitesinin %6'sından sorumlu olduğu, obez kadınların amenoreye yatkın olabildiği,

· Obez kadınlarda hamilelik komplikasyonlarının artabildiği, obeziteye bağlı olarak anne ve çocuk morbiditesinde artış gözlenebildiği, konjenital malformasyonların ve doğum komplikasyonlarının artabildiği,

· Kendine güven eksikliği, beden imgesi bozukluğu, yaşam kalitesinde azalma, daha az sosyalleşme gibi psikolojik bozuklukların daha sık gözlendiği,

· Obezite ile ilişkili olarak tüm nedenlere bağlı ölümlerin %50 arttığı, kardiyovasküler kalp hastalıklarına bağ


Ankara Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!