Tıp dünyasının baş döndücü bir hızla ilerlemesi çağımızın en yaygın hastalığı obezite konusunda da büyük yenilikleri beraberinde getirdi.

Esasında kilo azaltma ameliyatları elli yılı aşkın süredir cerrahlar tarafından çeşitli şekillerde uygulanıyor. Uzun yıllar boyunca açık cerrahi uygulanması ameliyat sırasında ve sonrasında çeşitli olumsuzluklar gelişmesine neden olmuş ve obezite cerrahisinin ilerlemesini nispeten yavaşlatmıştır.

Basit sayılabilecek operasyonlar bile morbid obez kişilerde normal kilolu insanlara göre çok daha fazla risk oluşturur. Bu nedenle obezite cerrahisi cerrahların laparoskopik yani kapalı ameliyatlardaki tecrübelerinin artmasını beklemek zorunda kalmıştır.

obezite cerrahisi seçenekler

Günümüzde obezite cerrahisi seçenekleri laparoskopik cerrahi ile ayrılmaz bir bütündür. Yani laparoskopi tecrübesi olmayan bir cerrah bu işe soyunmamalıdır. Hastalar ise hekim seçerken doktorunun geçmiş tecrübelerini dikkatle incelemelidirler.

İnternetteki bilgi kirliliğine ameliyat yöntemlerinin çokluğu da eklenince ameliyat yöntemi seçiminde sıklıkla kafa karışıklığı oluşmakta. Bu nedenle konusunda uzman bir hekimle mümkünse yüz yüze görüşerek ameliyat şekline karar verilmelidir.

Obezite ve metabolik cerrahi tedavisinde birçok cerrahi yöntem ve bunların modifikasyonu -yani biraz değiştirilmiş şekilde uygulanması- söz konusudur. Ben bilgi amaçlı olarak ve çok fazla kafa karıştırmadan belli başlı olanlarından bahsetmek istiyorum.

Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide)

Laparoskopik tüp mide ameliyat süresinin kısa olması (ortalama 40 dk.) ve etkin kilo kaybı sağlaması nedeniyle hasta memnuniyetinin oldukça yüksek olduğu bir operasyondur.

Komplikasyon oranı diğer yöntemlerden daha düşüktür. Son dönemlerde obezite cerrahisi seçenekleri arasında ilk basamak tedavi olarak uygulanmakta ve popülaritesi gittikçe artmaktadır.

Sindirim sistemi fizyolojisinde hiçbir yapı değiştirilmez yalnızca mide hacminin azaltılmasına dayanır. Genişlemiş midenin yaklaşık % 80 kadarı kapalı yöntemle çıkarılır ve mide ince bir tüp haline getirilerek ortalama bir barsak çapı kadar küçültülmüş olur.

Ameliyatın laparoskopik yolla uygulanması geleneksel ameliyat yöntemlerine ait yüksek yara yeri problemleri, kesi yeri fıtıkları, ameliyat sonrası ağrı ve emboli gibi sorunları büyük oranda ortadan kaldırır. Günlük hayata dönüşü en hızlı olan operasyondur.

Tüp mide sadece hacim kısıtlayan bir ameliyattır. Hastalar küçülmüş yeni mideleri sayesinde düşük porsiyonlar tüketip hızla tokluk hissine ulaşırlar.

Ameliyat sonrası hasta uyumu tam olduğunda oldukça başarılı ve kalıcı sonuçlar alınır. Hastaların diyet programlarına uyum göstermeleri tedavi başarısında en önemli faktördür.

Tüp mide ameliyatının hiçbir emilim kısıtlayıcı etkisi yoktur. Ancak yeterli miktarda gıda alınmaması durumunda vitamin ve mineral eksiklikleri görülebilir. Bu nedenle ameliyat sonrası kişi doktorunun öngördüğü takip programın dikkatle uymalıdır.

SADI-S (Loop Duodenal switch)

Bu yöntem vücut kitle indeksi çok yüksek olan süper obez hastalara birinci basamak olarak yada tüp mide uygulanmış fakat yeterli kilo verimine ulaşamayan kişilere tamamlayıcı operasyon olarak uygulanabilmektedir.

Tüp mide ameliyatına ek olarak ince barsakların yarısının by pass edilmesi şeklinde uygulanır. Bu şekilde küçülmüş mide nedeniyle gıda alımı azaltılırken aynı zamanda ince barsaklardan emilim de önemli ölçüde azaltılmış olur.

SADI-S diyabet kontrolü ve kalıcı kilo verimi açısından en etkili yöntemlerden biridir. Emilimin ciddi oranda azalmasına bağlı vitamin, mineral ve özelikle yüksek protein alımına özen göstermek oldukça önemlidir. Ameliyat sonrası bir yıl kadar süren ishal hastaların en çok bildirdiği şikayettir.

Bu operasyon gerek cerrahi zorlukları gerekse uzun dönem ciddi takip gerektirmesi nedeniyle konusunda ileri düzeyde uzman bir ekip tarafından uygulanmalıdır. Yüksek emilim bozucu etkileri nedeniyle çok daha az tercih edilmektedir.

Gastrik Baypas (Mide baypası)

Gastrik by-pass gıda alınımını kısıtlarken aynı zamanda alınan gıdanın emilimini bozar. Kombine ameliyatların halen en sık uygulanan tipidir.

Bu operasyonda mide üst bölümü yaklaşık 30-50 cc kadar küçültülür. İkinci aşamada bu küçük mide poşuna ince barsakların bir kısmı by-pass edilecek şekilde getirilip birleştirilir.

Bu yöntemle midenin neredeyse % 95’ lik bölümü devre dışı bırakılır, hastalar çok daha küçük porsiyonlar ile hızlı bir şekilde doyma hissine ulaşırlar. Aynı zamanda alınan besinlerin emilimi engellenir.

Ameliyat, emilim kısıtlayıcı etkiye sahip olduğundan vitamin ve mineral eksiklikler yapması beklenmektedir. Ömür boyu gerekli vitamin ve mineral desteği alınması gerekecektir.

Diğer Yöntemler

Daha az tercih edilen diğer operasyonlar arasında mini gastrik bypass, ayarlanabilir gastrik band, gastrik plikasyon (mide katlama), biliopankreatik diversiyon, klasik duodenal switch sayılabilir.

Bu operasyonların tümü laparoskopik olarak uygulanabilmektedir fakat bilimsel olarak birbirilerine üstünlüğü saptanamamıştır. Bu nedenle artık daha az tercih edilmektedirler.


İzmir Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!