Normal adet döngüsü ve gebelik başlangıcı
Normal adet döngüsü ve gebelik başlangıcı

Normal Adet Döngüsü ve Gebelik Başlangıcı

Görülen ilk adet kanamasından (MENARŞ) son adet kanamasına (MENOPOZ) kadar her ay tekrarlanan, beyin ve yumurtalık arasında gerçekleşen hormonal değişiklikler ve rahimden adet kanaması ile karakterize, özellikle genital sistem olmak üzere tüm organizmayı etkileyen siklik değişikliklere adet döngüsü ve ya menstrüel siklus denir.

Kısaca hormonların etkisi ile üreme organlarının her ay geçirdiği değişikliklerdir. Bu değişiklikler sıklıkla adet kanaması nadiren doktorsitesi.com/gebelik" class="articleCrossLink">gebelik ile sonlanır. Normal bir adetin başlangıcından diğer adetin başlangıcına kadar geçen süre (1 siklus) ortalama 28 gündür. Bu süre, 7 gün eksik veya fazla olabilir, 21-35 gün arasında seyredebilir. Adet kanaması yaklaşık 5 gün sürer. Bu kişiden kişiye değişmekle birlikte bazılarında 2 gün bazılarında ise 8 güne kadar uzayabilir. Bir adet döneminde kaybedilen kan miktarı ise yaklaşık 30ml (20-80ml) kadardır. Adet kanamasının ilk günü siklusun da ilk günüdür. Buna son adet tarihi denir. Adetler üreme çağı boyunca gebelik ve emzirme dönemleri dışında her ay düzenli olarak olmakta ve menopozla birlikte sona ermektedir.

Kadında Yaşam Dönemleri

Kadın hayatı, yaşam boyunca fizyolojik olarak bazı farklı dönemler gösterir. Hormonal, bedensel ve ruhsal değişikliklere göre kadın yaşamını 5 döneme ayırmak mümkündür.

Bu Dönemler:

  • Çocukluk dönemi,
  • Puberte ve Ergenlik dönemi,
  • Üreme dönemi (Reprodüktif dönem),
  • Menopoz (Klimakterik dönem)
  • Yaşlılık dönemidir.

Anne karnındaki fetüste başlayan hormonal (endokrin) aktivite, gebelik süresince anneden fetüse geçen hormonlar ile gerçekleşir. Doğum sonrasında Yenidoğan bebeğin vücudunda hızla azalan gebelik hormonlarının etkisiyle bazen kız bebeklerinde vajinadan az miktarda kanama olabilir. Aynı etki mekanizması yenidoğan kız çocuğunun meme başlarında süte benzer bir salgı gelmesine neden olabilir. Sonrasında puberte dönemine kadar inaktif olarak kalır.

Puberte dönemi ile aktiviteye başlayan hormonal sistem, menopoza kadar bu aktivitesini sürdürür. Bu aktif dönem kadın yaşamının en uzun dönemini oluşturarak reprodüktif dönem adını alır.

Menopozla birlikte artık hormonal aktivite yavaşlar, adet kanamaları seyrekleşir ve sonrasında adetten kesilir. Yaşlılık döneminde ise hormonal aktivite tamamen biter.

ADET GÖRME MEKANİZMASI

Adet döngüsü sırasında oluşan vücutta olan hormonal ve fiziksel değişikleri daha kolay anlayabilmek için döngüyü anatomik olarak sınıflandırmak daha doğrudur. Adet siklusu beyin-yumurtalıklar-rahim sistemi tarafından kontrol edilen karmaşık bir döngüdür.

Beyinde gerçekleşen olaylar

""Adet kanamasının başladığı gün döngünün 1. günü olarak kabul edilir. Her adet döngüsünün ilk günlerinde beyinde hipotalamustan salgılanan GnRH adlı hormon, hipofiz bezinden follikül stimüle edici hormon (FSH) salgısını uyarmaya başlar. FSH'nın hedefi adından anlaşılacağı gibi yumurtalıklar içinde bulunan folliküllerdir ve birçok follikülün büyümesini sağlar. Uyarılan folliküler büyürken follikül içinde bulunan granüloza hücreleri de östrojen adı verilen kadınlık hormonunu salgılamaya başlarlar. Günler geçip folliküler büyüdükçe kandaki östrojen miktarı da artar.

Artan bu östrojenin 2 görevi vardır. İlk görevi hipofizi etkileyerek artık daha fazla FSH üretmesini engellemektir. Yani hipofiz bir tür termostat görevi görür. Östrojen yükseldikçe beyin yeteri kadar follikülün büyümeye başladığını anlar ve FSH üretimini azaltır.


Östrojenin diğer görevi de rahimin içini döşeyen ve endometrium adı verilen zar tabakasını kalınlaştırmaktır. Bu zar tabakasının görevi bir gebelik olduğunda embriyonun yerleşmesi için yataklık etmektir. Östrojen artıp endometrium kalınlaştıkça kanama da azalır ve sonunda adet kanaması tamamen kesilir.

Başlangıçta birçok follikül büyümeye devam ederken bunlardan bir tanesi seçilerek baskın hale gelir. Baskın follikül büyümeye devam ederken diğer büyümeye başlayan follikülerde büyüme durur. Follikül olgunlaştıkça giderek içi sıvı dolu ufak bir kese haline gelir.

Yumurtalıkta gerçekleşen olaylar

Yumurta gelişip, yaklaşık olarak 16-20 milimetre çapına eriştiğinde östrojen hormonu da kanda maksimum seviyeye ulaşır ve bu da LH seviyesinin giderek daha da artmasına neden olur. LH pikinden (LH'ın en yüksek seviyeye ulaştığı an) 12 saat sonra follikül zarı çatlar ve içindeki yumurta hücresi serbestleşerek fallop tüpünün içine girer. Bu olaya yumurtlama (Ovülasyon) adı verilmektedir. Adet periyodu 28 gün olan bir kadında yaklaşık 14. güne denk gelir.

Adet periyodunun iki dönemi vardır. Yumurtlamadan önceki döneme overlerde folliküller gelişmekte olduğu için "folliküler faz" ya da endometrium kalınlaştığı için "proliferatif faz" adı verilir. Ovülasyon sonrası dönem ise "luteal faz" ya da "sekretuar faz" olarak adlandırılır.

Follikül çatladıktan sonra çatlama olduğu yerde corpus luteum (sarı cisim) adı verilen bir yapı oluşur. Bu yapı östrojen hormonuna ek olarak progesteron hormonu da üretmeye başlar. Gebelik oluşmazsa bu yapının işlevi 14 günde biter. Gebelik oluştuğunda ise gebelik ürününü "desteklemek" için bu yapı yaklaşık 10. haftaya kadar progesteron salgılamaya devam eder.

Rahimde gerçekleşen olaylar

Corpus luteumun ömrü siklus kaç gün olursa olsun her kadında 14 gündür. Bu süreye yaklaştıkça corpus luteumun progesteron salgısı giderek azalır ve kandaki progesteron iyice azaldığında endometrium tabakası desteğini kaybederek "dökülmeye" başlar. İşte bu dökülme kanamayla birlikte olduğundan adet kanaması adını alır.

Corpus luteumun ömrünün 14 gün olmasından dolayı yumurtlama sonrası dönem sabittir. Adet siklusunun süresini belirleyen ovülasyon öncesi süredir. Yani değişken olan folliküler fazdır. 30 günde bir adet gören bir kadında yumurtlama 16. güne denk gelmektedir.

""

Gebelik Oluşumu (Döllenme)

Yumurtlamadan önceki periyodun ilk döneminde östrojen, yumurtlamadan sonraki ikinci dönemde progesteron adlı hormon rahim içindeki dokuların, döllenmiş yumurtanın yuvalanmasına uygun hale gelmesini sağlar.

Yumurtlama sonrası kadın yumurta hücresi (oosit)ile erkekten gelen sperm (erkek yumurta hücresi) fallop tüpünde karşılaşır. Tüpe kadar pek çok sperm gelebilmesine rağmen şartlar uygunsa ancak bir tanesi yumurtanın zarını geçerek içeri girer. Yumurtanın etrafındaki zara Zona pellucida adı verilir. Bu zar içeri giren ilk spermden sonra başka bir spermin içeri girişine izin vermez. Döllenme spermin içeri girmesi ile başlar ve sperm genetik materyali (çekirdek) ile oosit genetik materyalinin birleşmesi ile devam eder. Bu birleşme sonucu döllenmiş yumurta (Zigot) oluşur. Böylece döllenme (fertilizasyon) tamamlanır. Bu süreç yaklaşık 24 saat sürer.

Oluşan tek hücreli zigot döllenmeden 1,5-2 gün sonra bölünmeye başlar. İçerdiği hücre sayısı 16'ya ulaştığında Morula adını alır. Bu çoğalma devam ederken bir yandan da tüp içindeki yolculuğuna devam eder.4. günde rahim içine ulaşır. Rahime geldiğinde blastokist olarak adlandırılır. Rahim içinde uygun bir bulduğunda buraya yerleşir. Bu olaya implantasyon (yerleşme) denir. İmplantasyon sonrası beta HCG adlı hormon salgılanır ve böylece hücreler daha hızla çoğalarak embriyo oluşumunu başlatırlar.

""

Eğer yumurtlama sonrası gebelik gerçekleşirse corpus luteumun ömrü uzar ve progesteron salgılamaya devam eder. Böylece gebelik oluştuğunda porgesteron salgısı azalmadığından endometriumda "dökülme" yani adet kanaması gerçekleşmez. Corpus luteum progesteron desteğini, bu görevi gelişmekte olan plesanta devralana kadar devam ettirir.

Döllenme sırasında bebeğin cinsiyeti belirlenir. Eğer sperm X kromozomu taşıyor ise bebek kız, Y kromozomu taşıyor ise erkek olacaktır. Kadının cinsiyet üzerinde hiçbir rolü yoktur. Bebeğin cinsiyetini belirleyen babadır.


İzmir Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!