Neden boşanmalar bu kadar çok !!!???
Neden boşanmalar bu kadar çok !!!???

NEDEN BOŞANMALAR BU KADAR ÇOK?

Aşağıda sözü geçen iki çeşit kişilik bozukluğu toplumda çok, o yuzden!

1)- Histirionik kişilik bozukluğu:

Kişilik bozuklukları uzun dönemli, şiddetli ve dirençli düşünce ve davranış kalıplarıyla karakterize olmuş zihinsel bozukluklar sınıfıdır. Bir durumun kişilik bozukluğu olarak tanı alabilmesi için sosyal yaşantı üzerinde oldukça kısıtlayıcı bir davranış düzeni olması gerekmektedir.
Histrionik kişilik bozukluğu tanısı, hayatlarında sürekli aşırı dramatik davranarak dikkat çekmeye çalışan insanlar için kullanılmaktadır. Histerik kişilik tanımlamasıyla da karşılaşmak mümkündür ancak Histrionik kişilik bozukluğuna Histeri rahatsızlığından farklı yaklaşmak gereklidir. Latincede tiyatro oyuncusu anlamına gelen Histrionik tabiri Hipokrat'ın 2400 yıl önce tanı koyduğu Histeri rahatsızlığından farklıdır.

Tanı Koydurucu Özellikler:
Temelde DSM 4 de yer aldığı gibi Histrionik kişilik bozukluğu tanısı koyulabilmesi için, aşağıdakilerden en az 5 inin olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir örüntü;
1-İlgi odağı olmadığı durumlarda rahatsız olma
2-Başkalarıyla iletişimin çoğu zaman uygunsuz bir şekilde, cinsel yönden baştan çıkarıcı davranışlarla belirli olması
3-Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular sergileme
4-İlgiyi çekmek için fiziksel görünümü kullanma
5-Aşırı düzeyde başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimi olması
6-Gösteriş yapma, yapmacık davranma ve duygularını aşırı bir abartı ile gösterme
7-Telkine yatkın olma, kolay etkilenme
8-İlişkilerin olduğundan daha yakın olması gerektiğine inanma.

Histrionik kişilik bozukluğunun toplum içerisinde ‘İlgi Arsızlığı' olarak adlandırıldığını da görebiliriz. Bu kişiler, diğerleri üzerinde duygusal ve olumlu izlenimler bırakma çabasındadırlar. Başkalarını etkilemek ve övgü almak, hastalık için kilit noktadır. Günlük yaşantılarında dikkatleri üzerlerine toplama isteği ile hareket ederler, ilgi görmemek onlar için bir yıkımdır. Kendilerine güvenleri, onayın sürekliliğiyle ilişkilidir. Histrioniklerin dikkatleri üzerlerine çekerek ilgi görmek, iltifat almak için başvurdukları yöntemler belirgindir. İletişim esnasında en belirgin olan özellikleri, olayları dramatize ederek acınası bir durumdaymış gibi gözükmek, tepki ve mimiklerini abartılı şekilde ortaya koymak, konuşmalarında sık sık dramatik vurgular yapmaktır.

Temeldeki inançları aslında çekici bir birey olmadıkları, mutlu olmak için diğerlerinin beğenisine ihtiyaçlarının olduğu, hayran olunmaya haklarının olduğu, hatta insanların da aslında kendilerine hayran olmak için var olduğu, zevklerini engellemeye kimsenin hakkının olmadığı fikirleri üzerine temellenmiştir. Kendi geliştirdikleri şartlı inançları ise, insanları etkilemezlerse bir hiç olacakları, diğerlerini eğlendirmezlerse dışlanacakları ve yardım görmeyecekleri fikirlerine dayanmaktadır.
Histrioniklerin iç dünyalarının oluşmadığı düşünülmektedir. Hastalar sürekli çevrelerindekilerden ilgi ve kabul görmek amaçlı yaşadıkları için, kendi tercih ve isteklerini sürekli bastırmaktadırlar. Bu şekilde geçmiş yaşantılara dair bir belleklerinin olmadığını söyleyebiliriz. Kendilerini yaşadıkları ilişkilere ve kişiler üzerinde bıraktıkları izlenimlere göre tanımlarlar. Yani başkaları olmadan onlar da bir hiçtir; öyle ki ilgi odağı olmadıklarında çevresindekileri kendilerine odaklamak için olmamış sahte olaylardan, yaşantılardan bahsederler, gösteri amaçlı davranışlar sergilerler. Aniden yalancı iç görü kazanabilirler, ancak kalıcı bir etkisi yoktur, gelip geçicidir. Bilişsel olarak unutmaya, bastırmaya yatkındırlar, bu sebeple duyguları, düşünceleri, inançları sıklıkla değişir. Bu gelip geçici yaşantıları esnasında kolaylıkla yalan söyleyebilirler.
İnsanlarla ilişkileri sığdır, iyi geçinseler dahi derinlik ve süreklilik yoktur. Tekdüzelik, sürekli aynı olay ve kişiler histrionikler için dayanılmazdır. Sevgileri çok yüzeysel olmasına rağmen, henüz tanıştıkları bir kişiye fazlaca güvenip onların telkinleri doğrultusunda hareket edebilirler. Yeni karşılaştıkları birisiyle aniden çok samimi olabilirler, aynı anda karşılarındaki kişiye kur yapar konumuna dahi gelebilirler. Etki altında kalmaları kolaydır.
Yaşamlarını kendi başlarına sürdürmek için gerekli temel yetenekleri edinemedikleri gibi, sırf görünüşleriyle takdir, kabul görmeye çalışırlar. Bu yüzden rekabetçilik yaşamlarına çok uzak bir kavramdır. Diğerlerinin düşüncelerini irdelemeden kabul edebilirler, çünkü stres altındayken gerçeği tek başlarına irdeleme yetenekleri çok zayıftır.
Konuşmalarında sürekli sevilip sevilmediklerini sorup terk edilemeyecekleri anlamında sözler arayışındadırlar.
Genel olarak tavırlarının bir tiyatro sahnesindeymiş gibi olduğunu söyleyebiliriz. Abartılı olarak duygusal tepkiler ve mimik hareketlerinde bulunurlar, öyle ki toplum içinde bu şekilde davranarak yakınlarını utandırırlar, tepkileri tutarsız ve aniden değişebilir olduğu için çevrelerindekiler tarafından yadırganırlar. Örneğin aniden gelişen ağlama veya öfke nöbetleri, aşırı çocuksu sevinç tepkileri gözlenebilir. Gereksiz isteklerde bulunabilen, huysuzca davranan kişilerdirler, hareketlerinin tek amacı ilgi ve dikkati kendi üzerlerine çekmektir. Aslında yaşantılarında, çevrelerindeki ilgi çekmek üzere bir araç gibi kullanırlar. Kıyafet ve aksesuar alışverişi, makyaj yapma gibi konularda gereğinden fazla zaman ve para harcayabilirler, çok fazla kullanmadıkları kıyafetle dolu bir gardırop buna açık bir örnektir.
Bu rahatsızlığın söz konusu olması Histrioniklerin cinsel anlamda baştan çıkarıcı, kışkırtıcı, flörtçü kişiler olduğunu da açığa vurmaktadır. Histrionikler cinsel çekiciliklerini, dikkat çekip ilgi görmek için bir araç haline getirmektedirler. Erken yaşlarda, cazibenin başkaları üzerinde denetim sağlamakta, ihtiyaçlarını giderme konusunda işlevselliğini keşfederler. Engellenme ve reddedilmeye bu konuda da dayanamazlar. Histrionikler için duygu sömürüsü hastalık için nasıl bir temel unsursa, cinsel kışkırtıcılıklarını kullanmaları da aynı şekilde bir temel unsurdur. Devamlı olarak değişim, şatafat, canlılık peşindedirler. Kendilerini ön plana çıkaran, isteklerini ön plana çıkaran, samimi olmayan, isteklerini yaptırmaya zorlayıcı tutumları, olaylara genel olarak yaklaşım tarzları olduğu için çevreleri tarafından reddedilebilirler. Bu durum histrionikler için büyük bir bunalımdır. Sürekli şeylerden, aynılıktan hiç haz etmezler, büyük bir hevesle başladıkları işleri heyecanları geçtiği için yarıda bırakabilirler. İşi bitirmenin gerekliliği ya da sonucun yaratacağı mutluluk tekrar istek uyandırıcı bir unsur değildir.
Histrionik kişilik bozukluk tanısı ile Borderline(sınır) kişilik bozukluğu tanısının aynı hastalara konulma ihtimali daha yüksektir. Yapılan araştırmalara göre ise bireylerde, Panik bozuklukla beraber en fazla Histrionik kişilik bozukluğu; Obsesif-kompulsif bozuklukla beraberse en fazla Borderline kişilik bozukluğu görülmektedir.

2)- Borderline sınırda kişilik bozukluğu:

Borderline kişilik bozukluğunda kişi kendisini güzel, başarılı hissederken birden değişkenlik göstererek kendisini çok önemsiz biri olarak algılayabilir. Borderline Kişilik Bozukluğu, genç erişkinlik döneminde başlayan, kişilerle olan ilişkilerde, kendilik algısında ve duygulanımda tutarsızlıklar ve ani dürtüsel davranışlarla karakterize bir durumdur. Aşağıdakilerden 5'ini taşıyan kişilerde görülür.

1- Gerçek ya da hayali bir terk edilmeden kaçınmak için çılgınca çaba harcamak
2- Karşısındakileri aşırı büyütüp, göklere çıkarma ve aşırı değersizleştirip, gözden düşürerek, yerin dibine sokma gibi başkalarına aşırı değer, değersizlik verme ile giden tutarsız ilişkiler.
3- Kimlik karmaşası denilen kendini algılayışında, önem verilen kültürel- ahlaki değer anlayışında değişkenlikler.
4- Kendine zarar verme olasılığı fazla olan, iki ya da daha çok durumda sonunu düşünmeden, aniden yapılan eylemler (aniden çok para harcama, madde kullanımı, hızlı ve tehlikeli araç kullanma, birden aşırı yemek yeme, önceden düşünülmeyen uygunsuz cinsel davranışlar).
5- Yineleyen bir şekilde intihar girişimleri, intihar tehditleri, kendi kendine zarar verme (bıçak, jilet vs. ile kendi cildini kesme, sigara ile kafayı yakma).
6- Duygu durumunda aşırı tepkililiğe bağlı olarak sürekli duygusal değişkenlik hali (saatler içinde değişen sürelerde birbirini izleyen öfkelilik, üzüntü, kaygı, sevinç dönemleri)
7- Kişinin kendisini sürekli olarak boşlukta hissetmesi.
8- Öfkeye hakim olamama (sık sık kavgalara karışma, yüksek sesle hakaret, çığlık atma).
9- Stresle ilişkili, gelip geçici, kendine kötülük yapılacağı düşünceleri ya da dissosiyatif belirtiler.

Mükemmellikle değersizlik arasında ani geçişler

Borderline Kişilik Bozukluğu üç ana nokta üzerindeki sorunlara odaklanır: Kişiler arası ilişkilerde, benlik algısında ve duygulanımdaki değişkenlik ve belirgin dürtüsellik. Öncelikle kendisine ilişkin algıları değişkenlik gösterir. Kendisini güzel, başarılı biri gibi hissederken birden değişkenlik göstererek kendisini çok önemsiz biri olarak algılayabilir. Bu değişkenlik insanları algılamasına da yansır. İlişkide olduğu kişi kendisi için dünyanın en harika insanıyken, bir anda çok kötü bir insan haline gelebilir. Bu nedenle ilişkileri yoğun ve fırtınalıdır, iyi kötü arasında dalgalanmalar çok belirgindir. Yalnızlığa tahammülleri çok azdır, bu kişiler doldurulamaz bir boşluk hissi yaşarlar. Hep birilerinin varlığına gereksinim duyarlar. İlişki kurduğu insana taparcasına bağlanır, onun sevgisini kazanabilmek için yoğun çaba harcar, karşılığını alamadığını düşündüğünde taptıkları kişi nefret ettikleri kişiye hızlıca dönüşür.

Güven duyguları çok kırılgandır

Bu kişilerin kendilerine güven duyguları çok kırılgan olduğu için insanlar tarafından kabul edilmeye ya da reddedilmeye karşı aşırı derecede hassastırlar. Ayrılık ya da istenenin olmaması durumlarında yoğun öfke ve diğer belirtiler yaşanır. Bu kişilere karşı öfkelerini net bir şekilde sergiler, sonrasında bundan dolayı suçluluk, pişmanlık, utanç duyguları yaşar ve kendilerini değersiz, zayıf, kötü hissetmeleri pekişir.
Borderline Kişilik Bozukluğu olanlar, aşırı terk edilme korkusu yaşarlar. Terk edilme duygusunun yarattığı panikle devamlı mücadele ederler. Bunu engellemek için tehdit etme, intihar girişiminde bulunma gibi yollara başvurabilirler. Dürtüsel cinsel ilişkiler, sık partner değişimi sıklıkla görülebilir. Öfkelerini kontrol etmede zorluk yaşarlar.

Depresyona meyillidirler

Borderline kişilik bozukluğu olan kişilerde depresyon sıkça görülür. Duygulanımdaki iniş çıkışlar yani ruh halinde sürekli değişimlerin olması Borderline Kişilik Bozukluğu'nun bir duygudurum bozukluğu (Bipolar bozukluk yani manik depresif bozukluk) sınıfında mı değerlendirilmesi gerektiği sorusunu gündeme getirmiştir. Psikiyatride ICD-10 sınıflamasında duygusal olarak değişken kişilik bozukluğu adı tercih edilmiştir.


İstanbul Nöroloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!