Günümüzde Menapoz

Her kadının bildiği bir kelime.
Her kadının biraz korku, biraz merakla beklediği gün.
Menopoz...
Kimi kadının biraz birşeyler bildiği, kiminin çok yanlış şeyler bildiği bir konu.
Toplumumuzun yarısından fazlası kadın. Özellikle ileri yaşlarda kadın oranı erkeklere göre çok daha fazla.
Menopoz...
40 yaşına yaklaşan her kadını ilgilendirmeye başlayan bir sorun. Her kadının doğru olarak birşeyler öğrenmek istediği bir konu menopoz.
Menopoz kadının yaşamında önemli bir kilometre taşıdır. Adet kanamalarının son defa gözlemlediği bir andır. Menopoz kelime olarak sadece bir anı ifade etsede anlam olarak bu son adetten sonraki zamanı kapsar. Diğer deyişle kadının son defa adet gördüğü andan ölümüne kadar geçen bir süreyi anlatan bir terimdir menopoz.
Genel olarak 40 yaşından ölüme kadar olan geniş bir zaman dilimi söz konusudur. Hemen hemen bir kadının yaşamının yarısının geçtiği bir dönem.
Bu kadar uzun bir dönemin anlamı üzerinde biraz tartışmak gerkiyor.

KADINLARIMIZIN DOĞRU BİLGİYE ERİŞMELERİ SON DERECE GÜÇ

Teknoloji geliştikçe, bilim ilerledikçe insanın yaşamı uzamaya devam ediyor. Her geçen yıl dünyada 50 yaşını geçen kadınların oranı artmakta. 1900 yılında doğan bir kadının ortalama yaşam şansı 48 yıldı. Hastalıklarının ve ölümlerin çoğuda mikrobik hastalıklardan olacaktı. Ama 1900 yılında 65 yaşında olsaydı daha 12 yıl yaşama şansı vardı. 1990 da doğan bir kadının ise ortalama 79 yaşına kadar yaşam şansı vardır. Eğer 65. yaşını 1990 da kutlamışsa daha 20 yıla yakın yaşayacak demektir.
Ülkemizde 2000 yıllarında 50 yaşın üzerindeki kadın sayısının 7-8 milyon civarında olacağı tahmin ediliyor.Bu kadınların yüzde %90'ı son adetlerini görmüş olacaklar. Toplumumuzda bir kadın yaklaşık 20 yıl kadar adet görmeden yaşamaktadır. Kadınlar bu dönemleri hakkında ne kadar bilgi alabiliyorlar. Bilgiye erişmek isteseler bile ne kadar erişebiliyorlar.
Çok az...
Ülkemizde konu üzerine yazılmış.bilgi verici ne kadar az yayın var. Merak edilsede aransada bir bütün halinde anlaşılır bilgi bulmak hemen hemen olanaksız.

GÜNÜMÜZDE KADINLARIN MENOPOZA YAKLAŞIMI

Kırsal kesimde çoğu kadın adet görmemeyi memnuniyetle karşılar. Gebe kalma riski bitmekte, kanamaların getirdiği sıkıntılar sona ermektedir. Menopoza girmiştir. İnsanımıza has bir tevekkülle kaderine razı olur. Bu dönem onun için artık yaşlanmanın başladığı bir dönemdir.
Ancak günümüzde gittikçe bilinçlenen şehir kadını için menopoza yaklaşım farklılıklar göstermektedir. Kadınımız olaya sahip çıkmaya başlamıştır.
Aslında kadınlar yıllarca menopoz olayını kendi başlarına çözümlemeye çalıştılar. Olayın gizli kalması gerekiyordu. Ne kocaları, ne anneleri ne de kızları bu olayı fazla bilmemeliydi. Bu kadının özel yaşamıydı.
Aslında bazıları vücutlarında neler olup bittiğini bilmek istiyorlardı. Ama bu konuda soru sorma yazılı olmıyan emirlerle yasaklanmıştı. Bir tek anlam yükleniyordu. Yaşlanmaktasınız.

DÜNYADA MENOPOZ TARTIŞMASI ZIT İKİ UÇ ARASINDA SALLANIYOR

Şimdilerde bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Tüm dünya da kadın toplumu daha eğitimli hale geliyor, medyanın artan ve yaygınlaşan gücü sayesinde. Önceki yıllardan çok farklı durum. Biz hekimler eskileri oyaladığımız gibi oyalayamayız yeni orta yaş neslini. Yenilikler ve çareler koymak zorundayız orta yere.
Kitaplar yazılıyor, TV lerde proğramlar yapılıyor, Internette tartışma kutuları açılıyor. Uğruna paneller düzenleniyor.
Tüm bu tartışmalar çatışmalı iki uç etrafında dolaşıyor duruyor. Menopoz tedavi gerektiren bir hastalık mı? Yoksa normal yolu olan doğal bir geçiş mi? Bazı kadınlar yas tutuyor, kaybolan yumurtalık çalışmalarına, bazıları ise gayet memnunlar her ay bez kullanmak derdinden kurtuldukları için. Bazı hekimler hormon tedavisine hayat iksiri olarak bakıyorlar, bazıları ise kanser olasılığına karşı menopozu ilaçlandırmaktan uzak duruyorlar.

İMAJ ÇAĞI MENOPOZ KADININI KURTARIYOR...

Ödüllendirilen gençlik oluyor zamanımızda. Genç olmak tek başına meziyet oluyor birçok konuda. Genç görünmek herkesin çabası oluyor bu nedenle. İmaj ön plana çıkıyor toplumda. Gençlik imajı öne geçiyor. Bu ortamda bir kadın, hele toplumsal etkinliği olan bir kadın nasıl olurda menopoz sorunlarını etrafı ile tartışabilir? En azından ne konuşacağından, ne kadar konuşacağından emin değildir. Herhalde kadınların çoğu hala gizlilik içinde yaşamakta menopozal kaygılarını. Menopozu konuşmak hatta düşünmek dahi istemiyor kadınlar, menopoza girmek diye bir kavramın olmasını istemiyorlar. Yaşlanmak yok, menopoz yok olmalı. Daima kadın ve genç kalınmalı.
Aman dikkat herkes böyle düşünmüyor. Özellikle feministler tamamen yanlış yönlendirebiliyor kadınları. Uzman olmıyanlar felsefik görüşlerini tıbbi kavramlarla karıştırıyorlar. Güvensizlik biraz da hekim yaklaşımının farklı olmasından ileri geliyor. Menopoz çalışmalarını sadece ilaç sektörü destekliyor ve paralandırıyor. Sağlık kuruluşları kadınları tanımıyor bile. Böyle olunca da acaba diyebiliyor insan. Hep sonuçların gülen yüzleri mi tıp kamuoyuna sunuluyor?

MENOPOZ KADINI BOZUK BİR MAKİNA MIDIR?

Menopoz normal bir olay mıdır? Yoksa bir hastalık mıdır?... Tıp camiasında uzun yıllar menopozun bir hastalık olduğu görüşü hakim olmuştur. Menopoz estrojen eksikliğinin neden olduğu bir hastalık olarak düşünülmüştür. Bu görüş kadınlara belli bir yaştan sonra eksikli ve tamir edilmesi gereken bir makine gözü ile bakılmasına neden olmuştur. Erkeklerin hakim olduğu bir dünyada kadınlar hakkında da karar veren erkekler olmuştur. Erkeklere göre kadın her zaman eksiklidir. Hormon bağımlıdır. Hormonu eksildiği takdirde kemikleri çürümeye başlar, damarları yağlarla kaplanır, kadınlığı yok olur görüşü hep hakim olmuştur.
Neden böye düşünülmüştür?
Nedeni basit. Kadınları çok yakından ilgilendiren bu dönem ile ilgili araştırmaları hep erkekler yapmıştır. Son yıllarda kadınlarla ilgili kurulan vakıflar kadın sağlığını ilgilendiren araştırmaların kadın araştırıcılar tarafından yapılmasını desteklemeye başlamıştır. Örneğin bu vakıfların en önemlilerinden biri olan The Woman's Healt Initiative (WHI) 628 milyon dolar bütçeli bir araştırma başlatmıştır. Bu araştırma 50-79 yaş arasındaki 160 bin kadını içermektedir. Çalışmanın amacı menopoz sonrası dönemde karşılaşılacak tüm düşkünlükleri azaltma yönünde yeni çareler bulunmasını sağlamaktır. Çalışmalrın sonuçları ancak 2006 yılında alınabilecektir.
Ancak bu araştırmaların bazı önemli yansımaları başlamıştır bile. Örneğin kadınlarla erkeklerin aynı hastalığa yanıtları bile farklı olduğu ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu farklılığı kendi üzerinde gözlemleyen kadın araştırıcılar ortaya çıkarmıştır. Çünkü yıllarca araştırmalar hep erkekler üzerinde ve erkeklerin hastalıklarına çare bulmaya yönelik olmuştur. Kesin olan bir şey vardır. O da menopozun bir biyolojik olay olduğudur. Ancak bir kadın daima fiziksel ve duygusal sağlığının koşulları gözönüne alınarak değerlendirilmelidir. Ayrıca kültürel ve sosyal çevresi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bir durumun hastalık olabilmesi için hormon eksikliği ile hastalık belirtileri arasında kesin bir ilişki gösterilmelidir. Bugüne kadar çok az belirti de böyle bir ilişki tam olarak gösterilmiştir. Böyle bir kanıt olmadan da kadını düşkün gösterme çabası ancak sosyal eğilimlerle açıklanabilir.
Kadın hakları savunucuları menopozda kadının eksikli, sakat ya da hastalıklı olduğu fikrine karşı durmaktadır. Bu dönem kadın hayatının normal bir sürecidir ve çok az bir sıkıntı ile üstesinden gelinebilir görüşü hakimdir.

MENOPOZ KADINI İLAÇ ÜRETİCİLERİ İÇİN BÜYÜK PAZAR...

Bir düşünün. 40 yaşına yaklaşan her kadın potansiyel müşteri. Hemde ölene kadar müşteri. Pazarın ve kazancın büyüklüğü her türlü yatırımı yaptıracak güçte. Bu nedenle her kadını ve populasyonun yarısını hedef kitle olarak gören ilaç firmaları kadın doğum uzmanları üzerinde yoğun bir baskı kurmuştur. Hergün yeni bir ilaç ve bulgu ile hekimlerin karşısına çıkmaktadır. Her yıl sadece menopozu ilgilendiren toplantılar Ülkemizde de yapılır hale gelmiştir. Bu aktiviteler hekimlerimizin menopoza daha başka gözle bakmasını sağlamıştır. Hekimler, özellikle kadın doğum uzmanları, menopoza giren kadını daha fazla ilgi alanına almıştır.

MEDYA PAZARI BÜYÜTÜYOR...

Son yılarda toplumumuzun iletişim olanaklarında çok belirgin değişiklikler olmuştur. Özel televizyon kanalları hızla artmıştır. Kadın sağlığını ilgilendiren birçok dergi çıkmaya başlamıştır. Bu medya aygıtları değişik açılardan kadın sağlığını irdelemekte ve kadınımızı bilinçlendirmeye çalışmaktadır. Ancak bu makaleler bölük pörçük bilgilerle doludur. Olaya bir bütün olarak yaklaşamamaktadır.
Menopoza yaklaşan kadının kafasında birçok soru işareti var. Kendi sağlığı ile ilgili anlayabileceği, başvurabileceği kaynak ülkemizde son derece sınırlı. Menopozun ne olduğu, ne gibi riskler taşıdığı, neler yapılması gerektiği hakkında toplu bir bilgiye erişmesi zor.

ADET GÖRME İLE İLGİLİ İNANÇLAR

Adet görme, üreme ve menopoz olayları ile ilgili eskiden beri olan ilginç inançlar günümüzde de birçok toplulukta devam etmektedir. Örneğin bir kadın adetli iken ineklerin sütünün kesilmesine ve meyva ağaçlarının kurumasına neden olur. Ortaçağda kadınlar adet gördükleri için işkenceye uğramış veya yakılmışlar, menopozda görülen ruhsal değişiklikler nedeniyle de koğuşlara kapatılmışlardır.
Mitoloji ve kocakarı inanışları bilim sayesinde ortadan kalkmıştır. Mı acaba? Şimdi de bilimsel mitler ortada dolaşmakta mıdır? Bilimsel inanışlara göre menopoz normal bir olay değildir. Bir yanlış inanışın yerini daha kuvvetli yeni bir inanış mı yer almaktadır?

SON ON YILDAKİ EĞİLİM...

Menopoz bir hastalıktır ve mutlaka ilaçla desteklenmelidir inanışı tüm kamuoyunu etkisi altına almış durumdadır. Eğer hormon verilmezse kemikler erir, kalp hastalıkları artar korkusu hakim kılınmıştır. Yine, meme ve yumurtalık kanseri gelişir korkusu ile rahim ameliyatı geçiren kadınlarda yumurtalıklar erken dönemde alınmaya başlanmıştır.

FEMİNEN FOREVER

Menopozun estrojen eksikliği hastalığı olduğu fikri 1960 larda New-Yorklu bir hekim olan Robert Wilson tarafından yaygınlaştırılmıştır. O'na göre bir kadın estrojen almazsa kalan yaşamını çürüyen bir canlı olarak geçirecekti. Bu görüş o kadar güçlü idi ki 1970 lerde estrojen en çok satılan 5 ilaçtan biri olmuştu. 50 yaşın üstündeki kadınların 3 de biri estrojeni düzenli olarak almakta idiler. Ancak O'nun savunmaları, estrojenin uterus kanserini arttırdığı farkedildikten sonra erimeye başladı. Estrojen satışları 1975-80 arası %40 azaldı. Estrojen tedavisinin gözden geçirilmesi gereği doğdu ve progesteronun eklenmesi ile estrojen tedavisi tedavi edilmeye başlandı. Amaç estrojenin kansere neden olan hücreleri hızlı çoğaltıcı etkisini azaltmaya yönelikti. Böylece estrojen yerine koyma tedavisinin yerini hormon yerine koyma tedavisi aldı.
Bundan 15-20 yıl önce jinekologuna ateş basması, ruhsal sıkıntılar gibi menopozal belirtilerle giden kadın sadece sakinleştirici bir kaç söz dinler, bir iki sakinleştirici ilaç alır ve yine kendi sorunları ile başbaşa kalırdı. Ama kitabın diğer bölümlerin de de geniş bir şekilde anlatıldığı gibi artık yaklaşım çok değişti. Hormon karşıtı hekim sayısı hızla azaldı. Kamuoyu bu konuda görüşlerini çok değiştirdi.
Kimler, nasıl bu değişimi sağladı? Biraz bu değişimin öyküsünden bahsetmek yararlı olacak...

MENOPOZ DERNEKLERİ VE KONGRELERİ

Bugün için tüm gelişmiş ülkelerde menopozla ilgili dernekler mevcut. Bu derneklerin üye olduğu uluslararası menopoz topluluğu (International Menopause Society) her yıl toplanıp menopoz konusundaki gelişmeleri tartışıyor ve tüm dünyanın hekimlerine yol gösteriyor. Australya'da ilk menopoz kliniği ta 1971'de kurulmuş. 25 yıllık geçmişine rağmen Australya'daki menopozdaki kadınların ancak %20 sinin hormon kullandığı sanılıyor. Ancak bu oran dünya'daki en yüksek oranlardan biri. Bizim bu oranı yakalamamız için en az 20-25 sene geçmesi gerecek gibi. Şu anda bu topluluğun 62 ülkeden 634 üyesi mevcut.
Bu uluslararası menopoz topluluğu sadece menopoza olan ilgiyi göstermemekte aynı zamanda menopoza olan ilgiyi beslemektedir. Sadece kadın doğumdan değil tüm tıp dallarından hekimler bu topluluğun çalışmalarına katılmaktadır.
Maturitas isimli uluslararası dergisi ile çalışmaları yayınlamakta, her 3 yılda bir tüm ülke araştırcılarının katıldığı konferanslar düzenlemektedir.

TIP DÜNYASI MENOPOZU TARTIŞIYOR

Değişik konular tartışılıyor artık menopoz gündeminde . Örneğin ilginç bir tartışma konusu-ki bizide yakından ilgilendiriyor- değişik kültürlerde yaşayan kadınların beslenme alışkanlıklarının menopozun vücut üzerine olan etkilerini ne şekilde etkileyeceğini araştırmak. Bitkilerde estrojen üretmekte. Hangi bitkide ya da sebzede ne kadar estrojen olduğunu bilmek menopozda beslenme konusunu gündemin üst sıralarına çıkaracak gibi. Özellikle turp, havuç gibi kök bitkiler ve soya fasulyesinde bu bitkisel estrojenler fazla miktarda bulunuyor. Japolar bu besinleri bol miktarda tüketmekte. Bu nedenle Japon kadınları menopozda Batı ülkelerine göre çok daha az ateş basması ve sıkıntı yaşamaktadır. Bu sınıfa bizim ülkemiz özellikle kırsal kesim kadınlarımız da girmektedir. Tabi bu konuda daha yapılacak çok araştırma var. En kritk sorulardan biri "Acaba diyetteki estrojenler kemik erimesini ve kalp hastalıklarını önleyebilir mi?" olacaktır.
Ayrıca estrojen kullanamıyan kadınlar için alternatif tedaviler konusu tartışılacak. Ayrıca değişik estrojen ve progesteron karışımlarını içeren ilaçların kalp üzerine olan etki farklılıkları araştırılmakta.
Yine üzerinde araştırmalar süren çok ilginç bir konuda menopozda erkek hormonlarının kullanımı ile ilgili. Özellikle menopozdan sonra yaşam kalitesinden memnun olmıyan kadınlar için oldukça olumlu katkıları olduğu belirtiliyor. Ayrıca yumurtalıkların androjen yaptığı bilinmekte. Bu nedenle özellikle yumurtalıkları ameliyatla alınmış kadınların androjene gereksinimi olabilir. Aynı cilde yapıştırılan estrojen bantları gibi testosteron bantlarıda artık piyasaya çıkmak üzere. Tabi sadece kadınlar için değil birazda erkekler için gerekiyor bu bantlar.
En önemli sıkıntılardan biri de hanımların tedaviye gösterdikleri uyum. Çoğu kadın için hergün ilaç almak sıkıntılı olmakta. Psikolojik olarak kendilerini iyileşmez bir hastalığı varmış gibi hissedebilmekteler. Bu nedenle vücuda yerleştirilen ve çok uzun süre ilaç salan sistemler üzerinde yoğun çalışmalar yapılmakta. Şu anda bir pirinç tanesi büyüklüğünde estrojen parçalarının cilt altına enjekte edilmesi üzerinde duruluyor.

Op.Dr.Orhan Doğan


Antalya Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!