Yaş ilerledikçe vücutta kalsiyum ve diğer besinler eskisi kadar etkin bir şekilde emilemez ve menopozda kalsiyum ihtiyacı artar. Bunun sebebi vücuttaki östrojen oranının düşmesidir. Östrojen hormonu kemiklerdeki kalsiyum oranını dengeler. Menopoza giren kadındaki östrojen hormonunun düşüşü, vücuttaki kalsiyum ihtiyacını artırır.


Bu sebeple kalsiyum tüketimine özellikle itina gösterilmelidir. Menopoz dönemindeki bir kadın günde 1000-1500 mg civarında kalsiyum almalıdır. İhtiyaç duyulan kalsiyumun alınmaması, kemik yıkımını hızlandırır, kemik erimesi oluşur ve kemikler kolay kırılır hale gelir. Kalsiyumun vücutta kullanılabilmesi için D vitaminine ihtiyaç vardır. En iyi D vitamini kaynağı da güneştir. Bu sebeple hanımlara tavsiyem; güneşli havalarda bol bol yürüyüş yapmaları ve D vitamini bakımından zengin yumurta, karaciğer, balık ve süt ürünlerini bol bol tüketmeleridir. Sodyum, idrar yolu ile vücuttaki kalsiyumun atılımına neden olan en önemli faktörlerden biridir. Bu sebeple sodyumun yüksek oranda bulunduğu tuzu menopoza girmiş hanımlar için önermiyorum.


Gerek menopoz, gerekse hayatımızın diğer evrelerinde tuz tüketimine sınırlama getirmek hem genel sağlığımızı hem de kemik sağlığımızı korumamıza yardımcı olacaktır. Aynı şekilde sigara ve alkol kullanımı da menopozla birlikte asgariye indirilmelidir. Çünkü sigara ve alkol kullanımı da kemiklerde kalsiyum kaybına neden olmaktadır. Menopoz cinselliğin sonu mu? Yoksa yeni bir başlangıç mı? Menopozda cinsellik konusuna gelecek olursak…


Menopozla birlikte kadının cinselliğe olan ilgisinde bir azalma olacağı düşünülür; ancak bu menopozdan ziyade kadının içine girdiği psikolojik durumdan kaynaklanır. Kadın menopozla birlikte vücudunun değişeceği ve kadınlık fonksiyonlarının biteceğine inandırır kendini.


Cinsel çekiciliğinin kalmadığını düşünür, buna paralel olarak cinselliğe olan ilgisini de yitirmeye başlar. Aslında düşünülenin aksine menopoz; kadın cinselliğinde yeni bir dönemin başlangıcıdır. Gebelik riskinin sıfıra indiğini de hesaba katarsak, cinsellikte özgürlük dönemi de diyebiliriz menopoz dönemine. Menopoz döneminde en sık karşılaşılan şikayetler, ağrılı cinsel birleşme (disparuni), vajinal ıslanmanın azlığı, orgazma ulaşmada zorluk, genital duyarlılığın azalması, istekte azalma gibi durumlardır. Bu şikayetlerin en önemli sebebi, hormon seviyelerindeki değişikliktir. Özellikle ıslanma ve duyarlılık azalması durumları östrojen hormonundaki eksikliğin sonucudur.


Aynı şekilde cinsel istek ve orgazmdaki azalma da testosteron düzeylerinin düşük olması ile yakından alakadır. Menopoz döneminde hormon tedavilerinin önemini önceki yazılarımda da belirtmiştim. İlerleyen menopoz dönemine rağmen herhangi bir hormon tedavisi görmemiş kadınların cinsel organlarında, östrojen eksikliğine bağlı bazı değişiklikler (atrofik değişiklikler) meydana gelebilmektedir. Bu değişiklikler vajinada kuruluk, vajen mukozasında incelme ve bununla alakalı olarak ağrılı cinsel ilişki olarak kendini gösterir. Bu gibi durumlarda uygulanan hormon yerine koyma tedavileri ile şikayetlerin azalması mümkündür.


Menopozda azalan cinsel isteği geri kazandırmak amaçlı bazı tedavi basamakları uygulanabilir;


- Psikolojik destek - Vajen kuruluğunu gidermek için uygun krem ya da ilaç tedavisi - Cinsel isteksizliği tetikleyebilecek diğer hastalıkların tespiti ve tedavisi - Cinsel isteği güçlendirici ilaçlar - Testosteron hormonu yerine koyma Asıl sorun erkeklerde çıkıyor genellikle, başarısız olma korkusu, yaşa ve varsa yüksek tansiyona bağlı olarak ortaya çıkan damar sertliği penisi de etkiler; sertleşme sıklığı azalır ve süresi kısalır. Eşi tarafından beğenilmeme düşüncesi, menopozu bir hastalık, kadınlığın sonu diye algılamaları, eşlerine zarar verme korkusu onları etkiler.


Eğer sertleşmede aşırı bozukluklar varsa çeşitli tedavi seçenekleriyle bu durum da giderilebilir. Sevgili beyefendiler, korkmayınız eşinizle birlikte olunuz, menopoz bir hastalık değildir. Menopoz sonrası hormon yerine koyma tedavisi uygulanıyorsa, daha önce bahsettiğimiz önlemler alınıyorsa, erkek de sağlığına dikkat ediyor ve yaşa bağlı değişimlerin gerektirdiği önlemleri uygun bir şekilde alıyor ise, pek çok çift bu dönemi ikinci balayı olarak nitelemekte ve cinselliklerini sağlıklı bir şekilde sürdürmektedirler.

Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!