Yaşla beraber özellikle yüz bölgesinde oluşan kırışıklıklarda ve fotoyaşlanmada uzun yıllardır lazer tedavisi kullanılmaktadır. Ancak bu lazer sistemlerinin ablatif özelliğinden dolayı yüksek skar oluşturma riski bulunmaktaydı. Günümüzde aralıklı atımlı, yüksek güce sahip, hızlı tarama özelliği olan CO2 lazerlerin ve Er:YAG lazerlerin geliştirilmesiyle ablatif deri yenileme işlemi çok daha hassas ve etkili bir şekilde yapılmaktadır.

Ablatif lazerlerle yapılan deri yenileme işlemlerinin uzun sürede düzelmesi yüksek komplikasyon oranı non-ablatif lazerlerin ve fraksiyonel lazerlerin geliştirilmesine yol açmıştır. Non-ablatif lazerler epidermiste herhangi bir hasara yol açmaksızın dermiste termal hasar oluşturarak kırışıklıkları ve fotohasarlanmayı düzeltirler. Fraksiyonel lazerler aralarında sağlam deri kalacak şekilde eşit aralıklarla mikroskopik kolonlar şeklinde termal hasar oluşturmaktadır. Bu yeni sistem sayesinde fraksiyonel lazerler non-ablatif lazerlerden daha etkin olurken, uygulanan bölgede ablatif lazerlere oranla daha hızlı bir iyileşme sağlamaktadır.

Fraksiyonel Lazer

Günümüzde en sık kullanılan ablatif fraksiyonel lazerler 2940 nm Er:YAG lazer ve 10600 nm CO2 lazerdir.

Ablatif Deri Yenilenmesi

Ablatif deri yenileme işlemlerinde CO2 lazer 80’li yıllardan beri özellikle fotohasarlanmanın tedavisinde kullanılmaktadır. Çok etkili bir ablasyon yapmasına karşın termal hasar ve skar oluşturma riski oldukça yüksekti. Lazer sistemlerindeki gelişmelerle birlikte ablasyon için su molokülünü kromofor olarak seçen ablatif lazerlerde selektif termoliz yöntemleri geliştirilmiştir. Termal hasar derinliğini 100-150 μm indirmek için, atım süresi 1 ms’nin altına indirilmiş ve doku buharlatırması için gerekli enerjinin bu süre zarfına verilmesi sağlanmıştır. Bu gelişmeler ışığında kısa atımlı, yüksek pik gücüne sahip CO2 lazerler, rapidly scanned devamlı atımlı CO2 lazerler ve Er:YAG lazerler geliştirilmiştir.

Ablatif lazer ile deri yenileme işlemi birçok amaçla kullanılmış olmasına karşın en önemli iki endikasyonu fotoyaşlanma ve skar oluşumlarıdır. Fotoyaşlanma sonucu oluşan kırışıklıklar, lekeler, damarlanmalar, iyi huylu deri tümörleri ablatif deri yenileme işlemine yüksek oranda yanıt vermektedir. Ablatif lazerler özellikle akne, travma ve cerrahi işlemler sonrasına oluşan skarların tedavisinde etkilidir. Tedavi sonrasına en sık izlenen komplikasyonlar eritem, dispigmentasyon, akneiform erüpsiyon, enfeksiyon ve skar oluşumudur. Eritem oluşmu Er:YAG lazer işlemlerinden 1 ay sonra, CO2 lazer işlemlerinden ise 2 ay sonra düzelmektedir. Pigmentasyon bozuklukları ise beyaz leke yada koyu leke olarak kendini göstermektedir. Koyulaşma; daha çok koyu deriye sahip bireylerde yaz aylarında uygulanan tedavilerde izlenmektedir. Skar oluşumu riski ablatif deri yenilenmesinde azdır. Bu riski doğru hasta seçimi, uygun lazer parametrelerinin kullanılması ve doğru bir yara bakımıyla en aza indirilebilir.

Karbon Dioksit Lazer

Karbondioksit lazer 10600 nm dalga boyuna sahiptir ve dokudda su tarafından güçlü bir şekilde absorbe edilmektedir. Bu nedenle etkinlik derinliği dokudaki su miktarina bağlıdır.

Er:YAG Lazer

Karbon dioksit lazerlerden sonra ablatif işlemler için geliştirilen lazer sistemi 2940 nm dalga boyuna sahip olan Er:YAG lazerlerdir. CO2 lazerlere oranla 16 kat daha fazla absorbe olur. Er:YAG lazerlerin CO2 lazer ile yakın etkinliğe sahip olduğu düşünülse de bir çok karşılaştırmalı çalışmada CO2 lazerin daha üstün olduğu gösterilmiştir. Çalışmalar ince çizgi ve kırışıklıklarda benzer etkilere sahip olduklarını ancak orta ve derin kırışıklıklarda CO2 lazerin üstün olduğunu göstermektedir. CO2 lazerle uygulanan etkinlik sonrasında geride kalan termal hasarlı dokunu kollajen kontraksiyonunun izlendiği yara iyileşmesinin yeniden düzenleme bölümünü uyardığı bildirilmektedir. Er:YAG lazer ayrıca yaşlılık lekesi, ben, gebelik lekesi, güneş lekesi, gözkapağı yağ torbalanmaları, sihil, akne skarı tedavisinde de kullanılmaktadır.


Ankara Dermatoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!