Kum terapisi
Kum terapisi

Deneyimli kum terapistlerinin de onayladığı üzere, kum terapisinin hem danışanlar hem de danışmanlar açısından bir çok faydası bulunmaktadır.

Kum terapisi, diğer dışavurumsal ve projektif tedavi yöntemlerinde de olduğu gibi danışanlara ulaşabilmek için önemli terapotik araçlardan biridir.

Neden Kum Terapisi?

1. Kum terapisi söze dökülmeyen duygusal sorunların ifade edilmesine yardımcı olur. Oyun çocukluğun dilidir. Aynı zamanda sözel ifadeyi kullanamayan ya da sözle anlatım isteği bulunmayan her yaştan danışanın dilininde "oyun" olduğunu söyleyebiliriz. Kum terapisi, danışanın kendisini ifade edebilmesi açısından güvenli bir terapotik araçtır.

Bu bağlamda "oyun; dilse, figürler de kelimelerdir". Aynen boş bir tuvalin sanatçıya ifade alanı sağlaması gibi, kum havuzu / tepsisi de danışanın duygusal ifadesi için bir platform sunar. Üstelik danışanın herhangi bir sanatsal ya da yaratıcı yetiye sahip olması da gerekmez çünkü bu araç değerlendirme içermeyen bir yaşantı sağlar.

Kendi kendine bir yönlendirme sağlayan kum oyunu süreci, danışanların tam anlamıyla kendileri gibi olabilmelerine olanak verir. Duyarlı ve kabullenici bir ilişki içeren kum terapisi aracılığıyla çocuklar ve aileler tüm kişiliklerini ifade edebilme yeteneğine sahip olurlar.

Bu sayede danışanlar, sözel anlatımla ifade edilemeyecek yeni olanakları göz önüne alabilirler. Böylece kendi ifade güçlüklerini büyük ölçüde geliştirmiş olurlar. Bütün bu özellikleri sebebiyle kum oyunu terapisi bilinçdışının sembolleştirilmesinin daha ötesinde bir süreçtir. Bu tür bir terapi tam anlamıyla danışanın kendisini ifade ve keşfetme sürecini içerir.

2. Kum terapisinin kendine has kinestetik bir özelliği bulunur. Kum terapisi, sözkonusu duyusal deneyimi sağlamakla birlikte hepimizin (yalnızca danışanlarımızın değil) ihtiyaç duyduğu kinestetik deneyimlere ilişkin gereksinimi karşılar. En temel bağlanma ihtiyaçlarının bir uzantısı olan bu esas gereklilik, ilişki ve deneyim aracılığıyla karşılanır. Kum terapisi, danışanlara sözkonusu şu iki unsuru da sunar; Kuma dokunma ve kumla oynama.

Dokunsal deneyimin kendisi terapötik bir yaşantıdır. Parmaklarını kumda gezindirmekten başka bir şey yapmayan sözel iletişime kapalı danışanların daha sonra en derin konularda konuşma yetisi kazanmış danışanlara dönüştüğünü çoğu kez görmüşüzdür. Sanki kumla yaşanan duyusal deneyim kişinin dilinin çözülmesine yol açar.

Gerçek niyet ya da amaç dilin çözülmesini sağlamak olmasa da bu durum aslında terapötik bir yan faydadır. Kumla oynamak ve figürlerin yerini değiştirmek hem güvenlidir, hem de kinestetik açıdan memnun edici bir faaliyettir. Bu durum özellikle önceki duyusal deneyimlerini olumsuz geçiren danışanlar için geçerlidir.

3. Kum terapisi danışanlar için gerekli terapötik mesafenin yaratılmasını sağlar. Duygusal kriz yaşayan danışanlar ya da aileler, acılarını genellikle kelimelerle ifade edemezler; ancak kum oyunu gibi projektif bir araçla ifade yolu bulabilirler. Travmaya uğramış bir danışan acısının doğrudan kelimelerle ifade etmektense kum terapisinin figürleri aracılığıyla çok daha kolay “konuşabilir.''

Aracın tutarlılığı ile terapistin danışanın süreçten geçmesini sağlaması konusundaki tutarlılığı danışanın terapötik mesafesinin derecesini tesis eden bir yer oluşturur. Kum terapisinden geçen çocuklar, yetişkin ve aileler sembolizasyon ve yüceltme aracılığıyla duygusal boşalma yaşar. Bu durum kum oyunu ve figürlere yönelik bir yansıtma yaşanmasıyla gerçekleşir.

4. Kum terapisinin sağladığı terapötik mesafe, duygusal boşalmanın (dışa vurumun) meydana gelmesi için güvenli bir alan sunar. Travma yaşamış çocuklar ve aileleri, duygularını dışa vurabilecekleri terapötik bir ortam ihtiyacındadırlar. Böylesi bir ortamda bastırılmış yaşantılar ortaya çıkabilir ve hafifleyebilir. Travma tedavisinde hayati bir unsur olan duygusal boşalma bu sayede kolaylaştırılmış bir ifade yolu bulmuş olur.

5. Ailelerinde dahil edildiği kum oyunu terapisi gerçek anlamda kapsayıcı bir deneyimdir. Kum oyunu terapisi her bir aile üyesi için eşit bir oyun alanı sunar.

Bu bağlamda herkesin kendisini ifade edebilmesi için kişilere olanak sağlar. Keith ve Whitaker (1981) isimli araştırmacılar oyun terapisi müdahalelerinin ailenin tedavi edilmesi sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek “gerçek bir aile terapisi bu sözel olmayan seviyede gerçekleşir” ifadesiyle yöntemin önemini belirtmeye çalışmışlardır. Örneğin bir çocuğa ailedeki iletişim örüntülerini sözlerle detaylandırıp anlatmasını istemek çocuk için korkutucu olabilir. Aynı şekilde kendini yalnız ya da güçsüz hisseden bir aile ferdi için de bu durum korkutucu olabilir.

Daha basit bir şekilde anlatacak olursak şu şekilde ifade edebiliriz. Özellikle bir yabancının gözleri önünde “ailenin kirli çamaşırlarını ortaya dökmek ve havalandırmak” bir tabudur. Aile üyelerinden sorunlar hakkında “konuşmamaları beklenir”.

Belki bunu kum oyununun figürleri gerçekleştirebilir! Neden olmasın? Çocukları için aile seansında bunaltıcı olan tipik aile heykelleştirme çalışmasının aynısını kum havuzunda çok kolay bir biçimde yapmak mümkündür. Kukla oyununda olduğu gibi kum oyunu terapisi “belirleme sürecine yardım eden gerçek olmayan ve tehdit edici olmayan bir atmosfer yaratır; böylelikle karakterler aracılığıyla duygusal durumların ve kişiler arası ilişkilerin yansıtılmasını teşvik eder”.

6. Kum terapisi doğal olarak danışanın güvenli alanı yaratmayı teşvik eden, sınır ve kısıtları sağlar. Bu sınır ve kısıtlar terapötik ilişkiyi tanımladığı gibi diğer ilişkileri de tanımlar. Sweeney (1997) bu konuyu şu şekilde izah etmiştir: “Sınırları olmayan bir ilişki, ilişki sayılmaz. Gerçekleşemeyen bir bağlantı kurma girişimidir ve bu atılım da yapılandırılmamış bir özelliğe sahiptir. Bu girişimin gerçekleşememesinin sebebi ise ilgili kişilerin dahil olmayla ilgili belirgin kurallarının bulunmamasıdır. Kısıtları ya da sınırları olmayan bir dünya güvenli değildir; çocuklar da kendilerini güvende hissetmedikleri yerde büyüyemezler”.

Kum terapisi, sürecinin özenli yapısı ve kum terapistinin dikkatli bir biçimde seçilmiş araçları, danışana öyle bir sınır sunar ki bu sınır gelişim için gerekli olan güven hissiyatını sağlar. Kum havuzunun büyüklüğü, figürlerin büyüklüğü, terapi odasının ortamı, terapistin yönlendirmesi ve yönergeleri gibi tüm unsurlar danışan için gerekli sınırları ve kısıtları sağlar.

Bu sınırlar gerekli ve tasarlanmış olsalar da ifade açısından özgürlüğü destekler. Kum oyunu terapisinin yapısına ait bu sınırlar aynı zamanda terapötik sürece bir odak noktası katar. Sınırların getirdiği güvenliği desteklemesinin yanı sıra ele alınacak terapiye ait meselelere odaklanması için danışana yardımcı olur ve onu destekler.

7. Kum terapisi, terapötik metaforların ortaya çıkması için benzersiz bir ortam sağlamaktadır. Metafor ve psikoterapiye ilişkin çalışma sayısı gittikçe artmaktadır. Ancak bu çalışmaların çoğu sözel metaforlar üzerinde durmaktadır. Siegelman (1990) metaforlarla ilgili şu görüşü ortaya koymuştur: “metaforlar soyut olanla somut olanı özel bir biçimde bir araya getirir; böylelikle bilinen ve hissedilenden, bilinmeyen ve sembolik alana geçmemizi sağlarlar…

Metaforlar bu bir araya getirme sürecini öyle bir biçimde gerçekleştirir ki ortaya çıkan süreç doğrultusunda bütünleştirici bir içgörüye yol açan güçlü bir his oluşturmuş olur”. Metaforlar terapi açısından gerçekten çok büyük bir güce sahiptir. Terapideki en güçlü metaforlar ise danışanların kendilerinin bizzat oluşturduklarıdır. Kum terapisi bu durumun oluşması için eksiksiz bir ortam sağlar. Kum ve figürler danışanların kendi terapötik metaforlarını ifade edebilmeleri için ideal unsurlardır.

Terapötik metaforların ortaya çıktığı ortamda metaforları doğal olarak terapötik yorumlama izler. Ancak bu noktada yorumlama konusuyla ilgili Kalff’ın (1980) uyarasını tekrarlamamız gerekebilir. Bu bağlamda en önemli yorum danışanın yorumudur. Ayrıca şunu da eklemeliyiz: Kum havuzlarının yorumlanması iyileşme sürecinde gerekli bir şart değildir.

Genellikle yorum yaptığımız zaman bu yorumu danışanın değil, kendi zihin süreçlerimize ve deneyimlerimize dayalı yaptığımızı unutmamız gerekir. Bir danışanın deneyimine ilişkin ifadesini yorumladığımız zaman bu yorumun paylaşılması danışanın yararına olmalıdır, kesinlikle terapistin ihtiyacını karşılamaya yönelik olmamalıdır. İşte bu bağlamada böylesi bir hatırlatma yararlıdır.

8. Kum terapisi danışan direnciyle baş etme konusunda etkilidir. Çocuklar genellikle kendilerinden bahsetmezler. Bunun yanında ailedeki herkesin terapiye gelme konusunda istekli olduklarını söyleyemeyiz.

Korkutucu olmamasının yanında kapsayıcı nitelikleri sayesinde kum terapisi, gönülsüz danışanların dikkatini çekebilir ve çok konuşmayan tutuk aile ferdini işin içine dahil edebilir. Bu bağlamda oyun çocuk için doğal bir iletişim aracı olduğu için çocuk danışanların kendilerini oyun aracılığıyla ifade edebilmesine olanak sunulur.

9. Kum terapisi, zayıf sözel yetilere sahip bir danışan için gerekli ve etkili bir iletişim aracı sunar. Çocuklara sözel olmayan terapötik bir araç sağlamasının gelişimsel öneminden de öte çeşitli sebepler yüzünden sözel iletişim yetenekleri gelişmemiş her yaştan danışanla karşılaşmak mümkündür. Sözel iletişim becerileri zayıf olan kişiler linguistik açıdan gelişim boyutunda gecikme ya da eksikliğe sahip olabilirler. Bazıları sosyal ya da ilişkiler açısından zorluk yaşarlar.

Diğer taraftan bazı kişilerin fizyolojik sorunları olabilir. Bu zorlukların altında başka sebepler de yatabilir. İngilizceyi ikinci dil olarak kullanan danışanları da bu gruba dahil edebiliriz. İki dili de konuşabilen danışanlar, danışmanlık süreçlerinde kendilerini ana dilleriyle ifade etmeyi tercih ederler. Kum oyunu, derinde yatan sorunların ve kişisel meselelerin ortak ve sembolik bir dille ifade edilmesini mümkün kılar.

Aynen emekleme çağındaki bir çocuğun çaresizce bir şey istediği, ancak bu isteği anne ya da babasına anlatamadığı gibi, herhangi bir birey de ihtiyaçlarını etkili bir biçimde ifade edemediğinde benzer bir engellenme ve hayal kırıklığı yaşar. Emekleme çağındaki çocuk istediği şeyi ya da ihtiyacını ifade edemediği için öfke nöbeti geçirir. Böylesi bir durumda çocukla ebeveyn arasında canlı bir ilişki sorunu ortaya çıkar. Aynı biçimde birçok türde yaşanan ilişkiyle alakalı zorluklar ailede kişiler istediklerini veya ihtiyaçlarını söze dökemedikleri zaman da ortaya çıkar. Kum oyunu terapi süreci, ihtiyaçların ya da isteklerin ifade edilmesinin söze dayalı olmasını gerektirmeyen bir ortam (alan) yaratır. Sebebi ne olursa olsun sözel yetileri gelişmemiş bir danışan kum oyunu terapisinde rahatlayabileceği bir yer bulmuş olur. Bu yerde ifade sözel kesinliğe bağlı değildir; aracın serbest olmasına dayalıdır.

10. Kum terapisi savunma olarak kullanılan karşıt tepki oluşturma, düşünselleştirme,rasyonalize etme sürecinin üstesinden gelebilir. Gelişimsel boyuta bağlı olarak bilişsel bir seviyede etkili bir iletişim kuramayan ancak dili aktif olarak kullanan bir danışan için kum oyunu terapisi kişinin sahip olduğu gerçek ve doğal iletişim aracı vasıtasıyla iletişim kurabileceği bir ortam sağlar.

11. Kum terapisi bireylerin, çiftlerin, ailelerin ya da danışan gruplarının kontrol hissetmelerini sağlar. Kriz ve travmanın en öncelikli sonuçlarından biri olayların içinde kişilerin kontrollerini kaybetmeleri durumudur.

Duygusal, psikolojik, hatta fizyolojik kontrol kaybı, krizin ve çatışmanın en çok sıkıntı yaratan ikincil sonuçlarındandır. Kriz durumu içerisinde bulunan bireyler ve aileler, kontrolü kaybetmiş olmanın getirdiği engellenmeyi, hayal kırıklığını ve korkuyu yaşar. Kişisel ya da aileyi dahil eden ve kişileri yetersiz kılan bir travmanın ardından danışanlar için hedeflenen önemli bir amaç , onların güçlenmelerini sağlamak olmalıdır.

Kum terapisinin kendi kendini yönlendirici süreci, sonucu danışana dönecek olan kontrol edilebilecek bir yer yaratır. Kişisel kontrolü elde etmek ve buna ulaşmak isteyen danışan için kum oyunu terapisi sınırları oluşturmakla birlikte bunun yapılabilmesi özgürlüğünü de sunar. Sorumluluk almaktan kaçınan girişimlerde bulunan bir danışan için kum oyunu terapi süreci, danışanın süreç için sorumluluk almasını ve sürecin kontrolünü eline geçirmesini sağlar. Eğer bir terapinin amacı kişilerin daha gelişmiş bir içten denetim odağı kazanmalarını sağlamak ise, o zaman kum oyunu terapisi bu amaca yönelik etkili bir araç olacaktır.

12. Kum terapisi aktarımla ilgili yaşanan zorlukların üzerine etkili bir biçimde gidebilir. İfadeye yönelik bir ortamın bulunması alternatif bir aktarım objesi yaratmaktadır. Lowenfeld (1979), kumun üzerinde oluşturulan dünyalarda, danışan ve terapist arasında yaşanan bir aktarımdan ziyade, danışanla kum havuzu arasında bir aktarımın oluştuğunu ileri sürmüştür.

Bu konuda Weinrib (1983) ise kum havuzunun genellikle bağımsız bir nesne haline dönüştüğünü, böylelikle danışanın terapistten ziyade kum havuzundan imgeler alabileceğini ifade etmiştir. Aktarımla ilgili bir kişinin kuramsal görüşünden bağımsız olarak kum oyunu terapisi, aktarımla ilgili konuların ele alınmasında gerektiği ölçüde güvenli bir araç teşkil eder. Kum havuzu ve figürler aktarım nesneleri haline gelebilir ya da aktarımla ilgili konuların güvenli bir biçimde ele alındığı bir araç haline dönüşebilir.

13. Son olarak kum terapisi sayesinde daha derin intrapsişik konulara daha kapsamlı ve daha hızlı bir biçimde ulaşmak mümkün hale gelir. Altta yatan duygusal meseleler ve bilinçdışında bulunan çatışmalara ulaşmak her danışman açısından zorlayıcı bir durumdur.
Kapsamlı bir liste olmasa da kum oyunu terapisinin sunulan nitelikleri derin ve karmaşık intrapsişik konulara güvenli bir biçimde yaklaşıldığı bir ortam oluşturulmasını mümkün kılar. Birçok danışan değişim için motivasyona sahiptir.

Terapide bulunmaları bu isteğin bir yansımasıdır. Aynı zamanda bu danışanların birçoğu daha önceden incinmiş egolarına yönelik bir zorluk yaşamaları durumunda kendilerini sıkı bir biçimde savunma içerisine girerler. Kum oyunu terapisi, ego kontrolleri ve diğer savunma türlerini azaltmada; ayrıca kendini açma konusunda daha yüksek seviyelere ulaşılmasının sağlanmasında faydalıdır. Buna karşılık kişilerarası ve kişinin kendisiyle ilgili alternatifleri değerlendirme konusunda ileri bir olanak da sağlar.

Bonnie Badenoch (2008) kum terapisi ve beyin ile ilgili daha geniş bir perspektif sunmuştur. Badenoch, kum havuzunu kullanmanın sağ beyindeki limbik süreçleri uyandırdığını ve düzenlendiğini; böylelikle sağ beyinde dikey entegrasyonu teşvik ettiğini belirtmiştir. Böylece yeni nöral yol “şablonları” gelişmekte, kişinin işlev göstermesini engelleyen acı hatıralar etkili bir biçimde beyinde yeniden düzenlenmekte ve şekillenmektedir.

Badenoch’un da belirttiği üzere kuma dokunmak beyin faaliyetlerini harekete geçirir. Prefrontal kortekse giden duyumsamalar dokunsal girdiyi anlamlı kılar. Badenoch’a göre kum havuzunun oluşturulması sırasında danışman ve danışan sağ beyin rezonansı aracılığıyla birbirleriyle uyumlu kalırlar. Ayrıca “bir danışan kendisine acı veren deneyimleri hatırladığında kendisine empati ve nezaketle yaklaşılırsa yeni sinapslar bu bilgiyi beyin boyunca taşır ve kan akışı daha rahatlatıcı yollara yönelik olarak değişir”. Kum havuzu ya da dünya oluşturulduğunda içeriğinin tartışılması ise sol beyinle sağ beynin entegrasyonunu sağlar. Hikâyenin içerisine kelimeleri ekleme süreci sol beyinde cereyan eder; diğer taraftan hikâyeye hayalleri, görüntüleri ve hisleri eklemek ise sağ beyinle ilintilidir. Bu durum da aslında korpus kallosumun (yani sağ beyin ile sol beyin yarımkürelerini birleştiren dokunun) gelişmesini sağlar.

Böylece kum havuzu deneyiminin duygusal içeriğinin de daha geniş çapta düzenlenmesi sağlanmış olur. Badenoch, kumu kullanmadan bile figürlerin sembol olarak kullanılmasının, aynı zamanda içeriğe sözlü sohbetin katılmasının bu çift taraflı entegrasyonu uyaracağını (canlandıracağını), böylece düzenleme deneyiminin de gelişeceğini belirtmiştir.


Samsun Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!