Narsizm günümüzde oldukça sık karşılaşılan bir kişilik bozukluğudur. Kişilerde hem bireysel anlamda ruhsal problemlere hem de ilişkisel sorunlara yol açmaktadır. Bu bozukluğu önemli kılan diğer husus ise kişinin kendisinin durumunu fark edememesi ve de tedavisinin güç bir süreç olmasıdır. Kısacası narsizm günümüzdeki yüksek orandaki yaygınlığı, kişiye ve çevresindekilere pekçok açıdan zarar vermesi gibi nedenlerden dolayı üzerinde önemle durulması gereken bir konudur.Pek çok otorite tarafından ‘Çağın Vebası’ olarak nitelendirilen narsizme biraz yakından bakalım.

1-Narsizm nedir, nasıl oluşur?

Narsizm kendini diğer insanlardan üstün görmekle, diğerlerini önemsememek/aşağılamak ve empati kuramamakla karakterize bir kişilik bozukluğudur. Tüm kişilik bozukluklar gibi narsizminde oluşmasını sağlayan pek çok faktör vardır. Yapılan araştırmalara göre narsizmin oluşma nedenleri; genetik faktörler, kültürel etkiler, anne-baba tutumları ve çocukluk yaşantıları olarak belirlenmiştir. Son dönemde bu listeye medya etkisini de eklemekte fayda görüyorum. Zira medya aracılığıyla iletilen narsistik mesajlarda en az anne-baba kadar çocukları etkilemektedir.

Narsizmin izleri çocukluk yıllarına dayanır ancak erişkinliğin erken dönemlerinde belirgin hale gelir. Yaygınlığına bakıldığında erkeklerin kadınlara göre daha yüksek oranda narsistik yapılanmada oldukları görülmektedir. Özellikle bizim toplumumuzda erkeklere atfedilen tüm güçlülüğün ve liderlik rolünün erkeklerde narsizmi beslediği düşünülmektedir. Diğer yandan son dönemde bu rolden(erkek egemen toplum yapısı son yıllarda değişmektedir) kadınlarda pay almakta ve kadınlarda da narsizm artış göstermektedir.

2- Narsistik kişilerin özellikleri nelerdir?

Narsizmde çok temel bazı kişilik özellikleri göze çarpmaktadır. İlk olarak, kişi kendisinin başkalarından çok daha önemli olduğu duygusu içindedir. Herşeye hakkı olduğunu düşünür ve başkalarının beklentilerini, isteklerini, koyulmuş kuralları hiçe sayar. Kendini beğenmiş, küstahça bir tutum içindedir. Becerilerini, başarılarını, yaşam hikayelerini çok fazla abartmaya eğilimlidir. Çevresindeki diğer insanların yaptığı her şey ona göre yetersiz ve kusurludur. Bu nedenle ilişki kurduğu kişileri çok yoğun düzeyde eleştirip aşağılar. Diğer yandan, Ona göre ‘en mükemmel’ kendisi olduğu için karşısındakilerden de her zaman çok beğenilmeyi, övgüler ve takdirler almayı bekler. Yargılanmaya ve eleştirilmeye karşı aşırı hassasiyet gösterir, kendinin ayrıcalıklı olduğuna inandığı için aksi bir tutum görürse muhatabını değersizleştirip aşağılamaya başlar ve hemen kendini onaylayacak, takdir edecek başkalarını hayatına alır. Girdiği her ortamda en gözde olmak için çabalar, bunu elde edemezse ortamdan uzaklaşır. Aslında bu ‘süper güçlü’ karakterin altında aşırı kırılgan, özsaygısı düşük, özgüveni eksik, kolay incinebilen bir yapı vardır. Bu incinmeden kaçınmak için de takdir görmediği yeri değersizleştirip uzaklaşır. Buradaki temel motivasyon kırılganlık ve eleştriye aşırı hassasiyettir.

Burada özellikle belirtmek istediğim bir husus var. Günlük hayatta hepimiz narsisistik savunmalar yaparız. Sağlıklı bir kişilik yapılanmasında narsisizm de bulunmalıdır. Bunu kişilik bozukluğuna dönüştüren şey, kişinin bunu ne düzeyde kullandığıdır. Eğer tüm hayatı bu mekanizmalarla devam ediyorsa o zaman bu bir bozukluktur ve bir uzman yardımıyla tedavi edilmelidir.

2- Narsist bir eş ile yürütülen evlilik ilişkisini nasıl olur?

Narsistik kişiler dışarıdan bakıldığında son derece nazik, etkileyici davranırlar, yani sahne performansları etkileyicidir, seyirciye iyi oynarlar diyebiliriz. Başkalarının takdirini çok fazla önemsedikleri için tanışma sürecinde ya da evliliğin ilk dönemlerinde eşleri kendilerini çok mutlu hissederler, çok iyi bir ilişkileri olduğu yanılsamasına kapılırlar. Ne yazık ki bu dönem çok kısadır ve bir süre sonra narsizm ilişkiyi bozmaya başlar. Eşi, narsist benliği tatmin etmeye çalışırken kendi kişiliğini korumakta çok zorlanır, narsist eşi memnun etmeye çalışarak onun egosunu besler ve uğradığı suçlamalar, aşağılık duygusu artarak devam eder. Buyüzden narsistin eşinin hem kendi ruh sağlığı hem de ilişkileri çok ciddi yaralar alır.

Narsistler ile ilişki kurmanın iki temel zorluğu vardır. Birincisi; onların ilişki kurmasındaki asıl amaç karşısındakiyle paylaşımda bulunmak değil, sadece ne kadar mükemmel olduklarıyla ilgili onay almaktır. Narsistik kişi kendi mükemmelliğine o kadar inanır ki, eşinden ve diğer tüm çevresinden de aynı şekilde inanmalarını bekler. Yani narsist bir eşiniz varsa en temel göreviniz sürekli onu takdir etmek ve alkışlamaktır. Eğer bekledikleri takdir ile övgüyü almazlarsa yoğun bir hayal kırıklığı ve depresyon yaşarlar. Yaşadıkları hayal kırıklığını eşlerine çok acımasızca yansıtırlar. Bu narsistik kırılma dönemlerinde eşe yöneltilen aşağılama ve suçlamalar daha da artar ve bir narsistle çok zor yürütülen ilişkiye devam etmek imkansızlaşır. İkinci temel zorluk ise; narsistler ilişkilerinde asla ötekinin duygu ve düşüncelerini önemsemezler, kendi çıkarlarına göre, bencilce davranırlar. Karşısındakinin duygusunu anlayamazlar, empati kurma becerisinden yoksun davranırlar. Eşleri kendi kırgınlıklarını, acılarını paylaşmak istedikçe narsist tarafından reddedilirler. Dolayısıyla ilişkiyi daha sağlıklı hale getirmek için sarfedilen tüm çabalar boşa çıkar, hiçbir zaman eşin istekleri, ihtiyaçları karşılanmaz. Don Kişot’un yel değirmenleriyle savaşmasına benzer bir durumun içinde kalırlar. Bu durum eşte ciddi boyutta yorgunluk, çaresizlik, üzüntü yaratır. Kısacası narsist bir eşle yaşamak yoğun aşağılık/suçluluk duygusuyla birlikte depresyona, kaygı bozukluklarına davetiye çıkarmaktır. Eğer narsistik bir kişiyle ilişkiye devam etmek istiyorsanız kendinize karşı sorumluluk bilinciyle davranıp yeni davranış modelleri öğrenmeniz gerekmektedir.

3- Narsistik bir eşe karşı nasıl bir tutum içinde olmalıyız?

Öncelikle bilinmesi gerekir ki, narsistlerin bu kişilik bozukluğunu fark etmeleri oldukça güçtür (nerdeyse imkansızdır). Böyle bir yüzleştirme yapsanız bile narsist bunu asla kabul etmez ve yaşanan ilişki sorunlarından dolayı sizi suçlamaya devam eder. Bu sebeple ona kişilik bozukluğunu anlatmaya çalışmak kendinizi boşuna yormanıza neden olur, istediğinizi elde edemezsiniz. Bu yapıdan minimum düzeyde etkilenmek için sağlıklı düşünce ve davranış modellerine ihtiyacınız var. Bunları kısaca 3 maddede açıklayabiliriz.

Birincisi; narsist eşiniz tarafından sözlü olarak saldırıya uğradığınızda, incitildiğinizde meydan okuyan, saldırgan bir uslup kullanmak yerine duygunuzu ve düşüncenizi soğukkanlı –sakin bir şekilde ifade edin. ‘Bu yaptığını sana ödeteceğim, bana böyle kötü davranamazsın’ gibi cümleler yerine; ‘ Bu sözlerin şuanda bana kendimi değersiz/kötü hissettiriyor, benimle bir sorun varsa bile bunu hakaret etmeden söyleyebilirsin, eğer böyle yaparsan seni takdir ederim ve bende sana saygılı olup sorunumuzu çözerim’ gibi ifadeler kullanabilirisiniz. Böylece eşiniz karşısında saldırgan bir tavır görmediği için saldırısını hafifletecektir. Aksi halde evliliğiniz bir kör dövüşüne dönüşecektir.

İkinci çözüm; eşinizin hakaretlerine, aşağılayıcı tutumuna karşı sessiz kalmak yerine ona duygunuzu ifade edip biraz daha sessiz kalmasını, en azından tartışmaya ara vermesini isteyebilirisiniz. Siz sessiz kalıp boyun eğdikçe eşiniz bu tavrına, sizden beklentilerinde ısrarcı olmaya devam edecektir, çünkü o her şeye hakkı olduğunu düşünüp talebi karşılanana kadar vazgeçmeyecektir. Eğer eşiniz size gücünüzü aşan ya da yapmak istemediğiniz bir şeyde ısrarcı oluyorsa ‘Bu isteğin senin için çok önemli olduğunun farkındayım ancak benim açımdan bazı zorlukları var, bu nedenle senden biraz izin istiyorum, bunun üzerinde düşüneceğim, ikimiz için de uygun olan bir çözüm bulacağımıza inanıyorum’ gibi ifadelerle eşinizin isteklerini biraz törpülemeyi başarabilirisiniz.

Üçüncü yol; bir narsistle uzun süreli bir ilişkiniz varsa onun suçlamalarını, aşağılamasını benimsemiş olabilirisiniz. Narsistlerin eşlerinde en çok görülen durum özgüven- özsaygı eksikliği oluyor. Bir süre sonra kişiler narsist eşlerine hak veriyorlar, kendilerinde kusurlar bulup aşağılayarak narsist eşi onaylayabiliyorlar. Maalesef bu durum çok daha fazla hakaret almanıza çok daha fazla yıpranmanıza neden olacaktır. Bunu yenmek için öncelikle eşinizin hakaretlerinin etkisinden kendinizi kurtarmaya çalışın, onun suçlamalarının sizinle ilgili olmadığına inanın ve olumsuz düşüncelerinizi dışsallaştırın. Kendiniz bu yanlış inançlardan kurtulduktan hemen sonra eşinize ‘ Bu ilişkide benimle ilgili rahatsızlıkların olduğunun farkındayım, bunların bir kısmında haklı da olabilirsin. Ancak bunlarla ilgili suçlanmak ve aşağılanmak beni yıpratıyor. Bu ilişkide ikimizin de sorumlulukları var, sorunlarımıza daha yapıcı yaklaşırsak çözüm bulacağımıza inanıyorum’ gibi ifadeler kullanarak eşinizin suçlamalarını kabul etmemiş ve kendinin rahatsızlığını gidermek adına çözüm yolu sunmuş olursunuz.

Tüm bu süreçte unutulmamalı ki, narsistlere yapılan en ufak yapıcı bir eleştri ya da öneri bu kişileri çok ağır şekilde yaralayabilir ve narsistlerin eşleri de yoğun suçlamalara maruz kalabilir. Bu nedenle böyle bir evliliğiniz varsa kesinlikle bir uzman desteği almanızı öneririm.

4- Narsizmin oluşmasında anne-baba tutumunun etkili olduğuna göre, narsist bir çocuk yetiştirmemek için sağlıklı anne-baba tutumu nasıl olmalıdır?

Narsizmin temeli çocukluk dönemi yaşantılarına ve anne baba tutumlarına dayanır. Bu nedenle narsist bir kişilik oluşturmamak büyük oranda anne ve babaya bağlıdır. Bu noktada anne babalara birkaç kısa öneride bulunabiliriz.

Öncelikle, 4-5 yaşından itibaren çocuklarınıza bireysellik ile ilgili motivasyonlarla beraber kolektiflik bilinci verilmeli. Çocuk sadece kendini değil diğerlerinin de başarılarını farkedebilmeli, arkadaşlarını takdir edebilmeli. Çok küçük yaşlarda çocuklar empati kurmakta, diğerlerini anlayıp takdir etmekte zorlanırlar ancak anne-baba çocuğa böyle değerlerin hayata taşınmasında model olmalıdır.

Çocuk sadece ödüllendirilmemeli, sağlıklı düzeyde ceza da uygulanmalıdır, bu noktada, ceza olarak ‘çocuğu sevdiği bir şeyden mahrum bırakma’ metodu önerilebilir. Hiç cezalandırılmadan büyüyen çocuk, yetişkinlik hayatında da en ufak bir eleştiriye karşı aşırı hassasiyet gösterir, hiçbir mahrumiyete katlanamaz

Narsizm de görülen ‘her şeye hakkı olduğuna inanma,kuralları yok sayma, kendi kurallarına göre yaşama’ durumları çocuklukta başlar. Bu nedenle toplumsal-ahlaki kurallar çocuğa doğru şekilde öğretilmeli, kurallara uyulması konusunda ebeveyn çocuğa model olup,onu teşvik etmeli.

Çocukların kabul görme-sevilme-bağlanma gibi temel gereksinimleri çok iyi şekilde karşılanmalı, ancak bu temel ihtiyaçalar dışında her isteğini koşulsuz şekilde yerine getirmek de böyle bir kişilik bozukluğu yaratabilir, çocuk erken dönemlerde ‘sınır’ kavramıyla tanışmalı, her istediğini elde etme gibi bir inançla büyümemeli.

Çocukluk yıllarında ‘aşağılanma/suçluluk’ duygusu yaşayanlar narsizm için potansiyel gruptadır. Çocuk aşağılandıkça, bu duyguyu telafi etmeye çalışır ve bu telafi çabası da onun başkalarını küçümsemesine, kendisini aşırı yüceltmesine neden olup narsizmi doğurur. Bu nedenle ebeveynler unutmamalı ki; çocuk eğitiminde kıyaslama-suçlama-aşağılama gibi tutumlar çocuk için çok yıkıcı sonuçlar ortaya çıkarabilir

Çocuklar için aşağılama kadar tehlikeli olan diğer bir tutum ise aşırı yüceltme, çocuğu aşırı övmedir. Çocuğun başarılarını takdir edip, onu motive ederken çevresindeki başkalarını aşağılamak, çocuğa sürekli ‘sen eşsizsin’ mesajı vermek de sakıncalıdır. Ebeveyn hem çocuğun özgüvenini oluşturacak hem de onu ayrıcalıklı olduğu gibi yanlış bir inanca sebep olmayacak bir tutum içinde olmalıdır.

Kısacası, ebeveyn tutumu, her konuda olduğu gibi narsizmde de oldukça önemli bir noktada. Bu nedenle anne babaların sağlıklı bir çocuk yetiştirebilmek için çaba sarfetmelerini diliyorum, bunun sadece kendi çocukları için değil toplumsal sorumluluk bilinciyle yapılması gerektiğini düşünüyorum. Sağlıklı bir nesil yetiştirebilmek adına toplumsal olarak seferberlik halinde olunmalı.

5- Narsizm nasıl tedavi edilebilir?

Tüm kişilik bozukluklarının tedavisi uzun solukludur. Bir uzman desteğiyle yürütülen, yoğun çaba sarfedilen uzun bir süreç gerekmektedir. Tedavinin en büyük zorluğu ise kişinin bu bozukluğunu farkedememesi, hatta reddetmesidir. Narsistler genelde depresyon, yalnızlık, terk edilme yada çeşitli ilişki sorunlarıyla uzmanlara başvururlar. Ancak bu başvuruda bile sorunu dışsallaştırıp kendi paylarına düşen kısmı, kendilerinden kaynaklanan tarafları göremezler. Buyüzden öncelikli olarak kişinin bu farkındalığa ulaşmasına çalışılır.tabii bu noktada temel güçlük danışanın terapiyi bırakmasıdır. Eğer danışan henüz uygun olmadan böyle bir yüzleştirme yapılırsa terapisti değersizleştirip tedaviyi bırakması yüksek olasılıktır.bu engelin aşılmasının ardından uygun görülen terapi modeliyle süreç devam eder. Burada hangi yaklaşımın kullanılacağı büyük oranda danışanın durumuna ve terapistin inisiyatifine bağlıdır. Her ne kadar zor olduğunu vurgulasak da narsizm tedavisi mkansız bir bozukluk değildir. Önemli olan doğru desteği alabilmektir.


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!